Çocuk Masalları3 Yaş masallar4 Yaş masallar5 Yaş masallar6 Yaş masallar7 Yaş masallar8 Yaş masallarMasallar

Güneşi Arayan Minik Penguen

Güneşi Arayan Minik Penguen

Güneşi Arayan Minik Penguen

Bir varmış, bir yokmuş… Güneşi arayan minik penguen  varmış , Dünyanın çok uzaklarında, göz alabildiğine uzanan buzulların bulunduğu bembeyaz bir yerde büyük bir penguen kolonisi yaşarmış.

Burada karlar tepeleri örter, buz parçaları denizin üzerinde sessizce süzülür, soğuk rüzgârlar gün boyunca eser dururmuş.

Penguenler ise bu soğuğa alışkınmış.

Buzların üzerinde kayar, denize dalar, balık yakalar ve birbirlerine sokularak ısınırlarmış.

Bu büyük kolonide Pufi adında küçük bir penguen yaşarmış.

Pufi diğer yavru penguenlerden biraz daha meraklıymış.

Her şeyi sorarmış.

“Buz neden kayıyor?”

“Balıklar üşüyor mu?”

“Denizin sonu nerede?”

“Kar tanelerinin hepsi neden farklı?”

Annesi bazen sorularını cevaplar, bazen de:

“Sen büyüdükçe bazı cevapları kendin bulacaksın,” dermiş.

Ama Pufi’nin en çok merak ettiği bir şey varmış.

Güneş.

Ufuktaki Altın Işık

Pufi yaşadığı yerde güneşi görüyormuş elbette.

Fakat bazı zamanlarda günler çok kısa oluyor, güneş ufkun üzerinde yalnızca kısa süre kalıyormuş.

Bir sabah Pufi buz tepesinin üzerinde otururken uzakta turuncu bir ışık görmüş.

Güneş yavaşça yükselmiş.

Karların üzerinde altın renkli ışıklar oluşmuş.

Pufi hayranlıkla:

“Ne kadar güzel…” demiş.

Yanında duran dedesine sormuş:

“Güneş nerede yaşıyor?”

Dedesi gülümsemiş.

“Gökyüzünde.”

“Gökyüzünün neresinde?”

“Çok uzakta.”

“Akşam olunca nereye gidiyor?”

Dedesi:

“Aslında Güneş bir yere gitmiyor. Dünya döndüğü için bize öyle görünüyor,” demiş.

Ama Pufi henüz bunu tam anlayamamış.

“Ben yine de Güneş’i bulacağım.”

Dedesi kahkaha atmış.

“Güneş biraz uzakta olabilir.”

Pufi kararlıymış.

“Yürürüm.”

“Çok uzakta.”

“O zaman çok yürürüm.”

Güneşi Arayan Minik Penguen, Güneş Kayboldu

Günler geçmiş.

Soğuk mevsimin karanlık günleri yaklaşmış.

Bir sabah Pufi uyandığında gökyüzü griymiş.

Güneş görünmemiş.

Ertesi gün de görünmemiş.

Sonraki gün yine yokmuş.

Pufi endişelenmeye başlamış.

“Anne, Güneş kayboldu!”

Annesi:

“Kaybolmadı,” demiş. “Bu mevsimde onu bir süre göremeyebiliriz.”

“Ama ya geri gelmezse?”

“Gelecek.”

“Nereden biliyorsun?”

“Çünkü her yıl geliyor.”

Pufi yine de rahatlayamamış.

O gece küçük buz yuvasında yatarken kararını vermiş.

Güneş’i bulacak ve ona:

“Bizi unutma,” diyecekti.

Yolculuk Başlıyor

Ertesi sabah annesine planını anlatmış.

Annesi önce şaşırmış.

“Tek başına uzaklara gidemezsin.”

Pufi başını eğmiş.

“Güneş’i bulmak istiyorum.”

Annesi onun merakını anlıyormuş.

“Güneş’i yürüyerek bulamazsın. Ama çevremizi keşfetmek istiyorsan birlikte güvenli bir yol planlayabiliriz.”

Pufi sevinmiş.

Annesi, koloninin yakınlarında yaşayan yaşlı deniz kuşu Mira’nın yanına gitmesini önermiş.

“Belki sana Güneş hakkında daha çok şey anlatabilir.”

Pufi küçük çantasına biraz yiyecek koymuş.

Annesine sarılmış.

“Çok uzaklaşmayacağım.”

“Ve bilmediğin yerlere tek başına gitmeyeceksin.”

“Söz.”

Pufi buzların üzerinde yürümeye başlamış.

Uçamayan Kuş ile Uçan Kuş

Bir süre sonra Mira’yı yüksek bir kayanın üzerinde bulmuş.

Mira’nın uzun kanatları varmış.

Pufi seslenmiş:

“Güneş’in nerede olduğunu biliyor musun?”

Mira kanatlarını açmış.

“Gökyüzünde.”

“Oraya uçabilir misin?”

“Hayır.”

Pufi şaşırmış.

“Ama sen uçabiliyorsun.”

“Uçabilmek her yere ulaşabileceğim anlamına gelmez.”

Pufi biraz düşünmüş.

“Ben uçamıyorum.”

Mira gülümsemiş.

“Ama çok iyi yüzüyorsun.”

Pufi daha önce bunu önemli bir şey olarak düşünmemişti.

Çünkü çevresindeki bütün penguenler yüzebiliyordu.

Mira:

“Bazen sahip olduğumuz yetenekleri herkesin yapabildiğini düşündüğümüz için küçümseriz,” demiş.

Sonra kanadıyla ilerideki buz tepesini göstermiş.

“Oraya gidersen fok Momo’yu bulabilirsin. O çok uzun zamandır bu bölgede yaşar.”

Pufi teşekkür etmiş.

Buzun Altındaki Yol

Pufi ilerlerken önündeki buzların ayrıldığını görmüş.

Karşı tarafa yürüyerek geçemiyormuş.

“Şimdi ne yapacağım?”

Sonra Mira’nın sözünü hatırlamış.

“Ben çok iyi yüzüyorum.”

Suya atlamış.

Şlap!

Soğuk suyun içinde hızla ilerlemeye başlamış.

Balıkların arasından geçmiş.

Buzların altındaki mavi dünyayı seyretmiş.

Bir süre sonra karşı kıyıya çıkmış.

“Gerçekten de iyi yüzüyorum!”

Kendisiyle gurur duymuş.

Momo’nun Cevabı

Fok Momo büyük bir buz parçasının üzerinde uyuyormuş.

Pufi:

“Momo Amca!”

Momo gözlerini açmış.

“Kim sesleniyor?”

“Ben Pufi. Güneş’i arıyorum.”

Momo esnemiş.

“Güneş mi kayboldu?”

“Günlerdir görmedim.”

Momo gülmüş.

“Ben çok kış gördüm. Güneş hep geri geldi.”

“Ama nereden geliyor?”

Momo gökyüzüne bakmış.

“Belki onu aramak yerine neden bazen görmediğimizi öğrenmelisin.”

Pufi kaşlarını çatmış.

Bu yolculukta herkes ona başka bir şey söylüyormuş.

Tam o sırada uzaktan ince bir ses duyulmuş.

“Yardım!”

Buz Çukurundaki Yavru

Pufi ve Momo sesin geldiği yere gitmiş.

Küçük bir penguen yavrusu buzların arasındaki çukurda kalmış.

Pufi onu tanıyormuş.

Koloninin başka bir bölümünde yaşayan Lupi’ymiş.

“Buraya nasıl geldin?”

“Kayarken yolumu kaybettim.”

Momo çukurun kenarına yaklaşmış.

Ama iri olduğu için aşağıya inemiyormuş.

Pufi daha küçükmüş.

Dikkatlice kayarak Lupi’nin yanına inmiş.

“Ben seni yukarı çıkaracağım.”

“Nasıl?”

Pufi etrafına bakmış.

Buzun kenarında uzun bir deniz yosunu varmış.

Momo yosunun bir ucunu tutmuş.

Pufi diğer ucunu Lupi’ye vermiş.

Birlikte çalışarak Lupi’yi yukarı çıkarmışlar.

Lupi:

“Teşekkür ederim!”

Pufi o anda Güneş’i aradığını bile unutmuş.

Arkadaşının iyi olması daha önemliymiş.

Dönüş Yolu

Hava kararmaya başlamış.

Pufi annesine verdiği sözü hatırlamış.

“Dönmem gerekiyor.”

Momo:

“Bu doğru bir karar,” demiş.

Pufi şaşırmış.

“Ama Güneş’i bulamadım.”

“Belki bugün bulman gereken şey Güneş değildi.”

Pufi bu sözün ne anlama geldiğini düşünmüş.

Lupi’yle birlikte koloniye dönmüşler.

Annesi onları görünce koşarak gelmiş.

“Pufi!”

Pufi annesine sarılmış.

“Güneş’i bulamadım.”

Annesi:

“Ama Lupi’nin evine dönmesine yardım etmişsin.”

Pufi başını sallamış.

“Sanırım yolculuğum boşa gitmedi.”

Uzun Karanlık Günler

Günler geçmeye devam etmiş.

Güneş hâlâ görünmüyormuş.

Pufi artık onun kaybolduğunu düşünmüyormuş.

Ama nedenini merak ediyormuş.

Dedesi bir akşam karların üzerine küçük bir top koymuş.

Yanına da bir ışık yakmış.

“Bu ışık Güneş olsun.”

“Peki top?”

“Dünya.”

Topu hafifçe eğik tutarak çevirmiş.

“Dünya Güneş’in çevresinde dolaşırken ve kendi ekseni etrafında dönerken yılın farklı zamanlarında farklı miktarda güneş ışığı alırız.”

Pufi dikkatle izlemiş.

“Yani Güneş bizi terk etmedi mi?”

“Hayır.”

“Biz mi dönüyoruz?”

“Evet.”

Pufi kahkaha atmış.

“Ben Güneş’i ararken aslında Dünya dönüyormuş!”

Dedesi de gülmüş.

Karanlıkta da Güzellik Varmış

Güneşin görünmediği günlerde Pufi çevresine daha dikkatli bakmaya başlamış.

Gökyüzünde yıldızlar çok daha belirgin görünüyormuş.

Bazen gökyüzünde yeşil ve mor ışıklar dans ediyormuş.

Pufi ilk kez kutup ışıklarını uzun uzun izlemiş.

“Bunu daha önce neden fark etmedim?”

Annesi:

“Belki Güneş’e bakmakla çok meşguldün,” demiş.

Pufi gülmüş.

Güneş çok güzeldi.

Ama karanlığın içinde de başka güzellikler varmış.

Ay…

Yıldızlar…

Kutup ışıkları…

Karların üzerinde parlayan buz kristalleri…

Pufi artık her gün:

“Güneş ne zaman gelecek?” diye sormak yerine o gün görebileceği güzellikleri aramaya başlamış.

Güneşin Dönüşü

Ve sonunda beklenen sabah gelmiş.

Kolonide büyük bir hareketlilik başlamış.

“Geliyor!”

“Güneş geliyor!”

Pufi hemen dışarı koşmuş.

Ufukta incecik turuncu bir ışık belirmiş.

Sonra ışık büyümüş.

Gökyüzü pembeye dönmüş.

Ve Güneş yavaşça ortaya çıkmış.

Pufi sevinçle zıplamış.

“Geri geldin!”

Güneşe doğru koşmak istemiş.

Sonra durmuş.

Artık Güneş’in aslında hiçbir yere gitmediğini biliyormuş.

Dedesi yanına gelmiş.

“Onu bulabildin mi?”

Pufi gülmüş.

“Hayır.”

“Üzgün müsün?”

“Hayır. Çünkü artık nerede olduğunu biliyorum.”

“Peki yolculuğunda ne buldun?”

Pufi düşünmüş.

“İyi yüzdüğümü öğrendim.”

“Başka?”

“Arkadaşlarıma yardım edebildiğimi.”

“Başka?”

“Karanlık günlerde de güzel şeyler olduğunu.”

Dedesi gülümsemiş.

“Bence oldukça başarılı bir yolculuk olmuş.”

Pufi’nin Güneş Oyunu

O günden sonra Pufi yavru penguenlerle küçük bir oyun oynamaya başlamış.

Oyunun adı “Bugünün Güneşi”ymiş.

Her penguen o gün kendisini mutlu eden bir şeyi söylermiş.

Biri:

“Annemle yüzdüm.”

Bir başkası:

“Yeni bir balık yakaladım.”

Lupi:

“Bugün buzdan çok uzun kaydım!”

Pufi ise bazen:

“Bugün Mira’yı gördüm,” dermiş.

Bazen gerçek Güneş gökyüzündeymiş.

Bazen bulutların arkasındaymış.

Ama Pufi artık mutluluğu yalnızca gökyüzündeki Güneş’e bağlamıyormuş.

Minik Penguenin Büyük Keşfi

Yıllar geçmiş.

Pufi büyümüş.

Yeni yavrular ona sürekli sorular soruyormuş.

“Güneş geceleri nereye gidiyor?”

“Buz neden eriyor?”

“Balıklar nasıl yüzüyor?”

Pufi bildiği soruları cevaplıyor, bilmediklerinde:

“Bunu birlikte öğrenelim,” diyormuş.

Bir gün küçük bir yavru:

“Pufi, sen gerçekten Güneş’i aramaya gittin mi?” diye sormuş.

Pufi gülmüş.

“Evet.”

“Buldun mu?”

“Aradığım Güneş’i bulamadım.”

Yavru üzülmüş.

“Öyleyse başarısız mı oldun?”

Pufi başını sallamış.

“Bir yolculuğun sonunda başladığın şeyi bulamaman, hiçbir şey bulmadığın anlamına gelmez.”

Sonra gökyüzünü göstermiş.

“Ben Güneş’i ararken dünyamın ne kadar güzel olduğunu fark ettim.”

Yavru penguen bunu uzun süre düşünmüş.

O akşam bütün koloni birlikte gün batımını izlemiş.

Gökyüzü önce sarıya…

Sonra turuncuya…

Ardından pembeye dönüşmüş.

Güneş ufkun arkasında kaybolurken yavru penguenlerden biri:

“Güneş gidiyor!” demiş.

Pufi gülümsemiş.

“Merak etme.”

“Geri gelecek mi?”

“Evet.”

“Emin misin?”

Pufi dedesinden yıllar önce duyduğu cevabı vermiş:

“Her zaman gözümüzün önünde olmayan şeyler kaybolmuş değildir.”

Sonra annesine, arkadaşlarına ve gökyüzüne bakmış.

Pufi artık biliyormuş ki bazen insanlar uzakta bir güzellik ararken yanı başlarındaki güzellikleri göremeyebilirmiş.

Merak etmek çok güzelmiş.

Yeni yerler keşfetmek de…

Ama eve döndüğümüzde bizi bekleyenleri ve yol boyunca karşımıza çıkan küçük güzellikleri fark etmek de en az onlar kadar önemliymiş.

Gökten üç kar tanesi düşmüş.

Biri merak etmekten vazgeçmeyenlerin burnuna…

Biri yolculuğu sırasında arkadaşına yardım edenlerin avucuna…

Sonuncusu ise sahip olduğu güzelliklerin değerini fark eden bütün çocukların kalbine düşmüş.

Ve masal burada bitmiş.

Pufi mi?

O artık Güneş’i aramıyormuş.

Ama her sabah gökyüzüne bakıp yeni bir şey öğrenmeye devam ediyormuş.

Güneşi Arayan Minik Penguen

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu