
Yıldızlara Mektup Gönderen Çocuk
Bir varmış, bir yokmuş. Dağların gökyüzüne değecek kadar yükseldiği, geceleri yıldızların pencerelerden içeri bakıyormuş gibi göründüğü küçük bir kasabada Arda adında meraklı bir çocuk yaşarmış.
Arda’nın en sevdiği şey gökyüzünü izlemekmiş.
Akşam olduğunda odasının penceresini açar, dirseklerini pencerenin kenarına dayar ve yıldızları saymaya çalışırmış.
Bir, iki, üç, dört…
Bazen yüzü geçer, bazen daha yirmiye gelmeden hangi yıldızı saydığını unuturmuş.
Ama gökyüzünde özellikle dikkatini çeken bir yıldız varmış.
Bu yıldız diğerlerinden biraz daha parlakmış.
Arda ona Umut Yıldızı adını vermiş.
Ne zaman üzülse ona bakar, içinden geçenleri anlatırmış.
Bir gece yine penceresinin önünde otururken aklına ilginç bir fikir gelmiş.
“Acaba yıldızlara mektup gönderebilir miyim?”
Hemen masasının başına geçmiş.
Küçük bir kâğıt çıkarmış ve yazmaya başlamış.
Sevgili Umut Yıldızı,
Seni her gece görüyorum. Acaba sen de beni görebiliyor musun? Eğer görüyorsan bana bir işaret gönderir misin?
Altına adını yazmış.
Arda
Fakat çok önemli bir sorun varmış.
Mektubu gökyüzüne nasıl gönderecekti?

Kâğıttan Uçak
Arda önce mektubunu kâğıttan uçağa dönüştürmüş.
Balkona çıkmış.
“Hazır mısın?”
Kâğıttan uçağı havaya fırlatmış.
Uçak birkaç metre ilerlemiş.
Sonra dönüp bahçedeki çalının üzerine düşmüş.
Arda aşağı inip mektubunu almış.
“Bu olmadı.”
Ertesi gün daha büyük bir kâğıttan uçak yapmış.
Onu da tepenin üzerinden fırlatmış.
Bu kez uçak biraz daha uzun süre havada kalmış ama sonunda bir elma ağacına takılmış.
Arda vazgeçmemiş.
“Yıldızlar çok uzakta. Daha iyi bir yol bulmalıyım.”
Balonla Gönderilen Mektup
Kasabada o hafta küçük bir şenlik düzenlenmiş.
Her yerde rengârenk balonlar varmış.
Arda’nın aklına yeni bir fikir gelmiş.
Mektubunu bir balona bağlayabilirdi!
Kırmızı bir balon bulmuş.
İpinin ucuna mektubunu bağlamış.
Sonra gökyüzüne bakmış.
“Umut Yıldızı’na götür bunu.”
Balonu bırakmış.
Balon yükselmiş.
Arda heyecanla arkasından bakmış.
Bir evin çatısını geçmiş.
Ağaçlardan daha yükseğe çıkmış.
Sonra rüzgâr onu uzaklara götürmüş.
“Başardım!”
Arda bütün gece pencerede beklemiş.
Belki yıldız cevap gönderirdi.
Ama hiçbir şey olmamış.
Ertesi gece de beklemiş.
Yine cevap yokmuş.
Üçüncü gece gökyüzü bulutlarla kaplanmış.
Umut Yıldızı bile görünmüyormuş.
Arda üzülmüş.
“Demek mektubum ulaşmadı.”
Bahçedeki Gizemli Zarf
Ertesi sabah Arda bahçeye çıktığında çitlerin yanında küçük bir zarf görmüş.
Kalbi hızla çarpmaya başlamış.
“Yıldızdan cevap!”
Koşarak zarfı açmış.
İçinde kendi mektubu varmış.
Balon uzaklara gidememiş, birkaç sokak ötede bir ağaca takılmış. Komşuları da mektubun üzerinde Arda’nın adını görünce geri getirmiş.
Arda’nın omuzları düşmüş.
“Hiçbir zaman yıldızlara mektup gönderemeyeceğim.”
Tam o sırada bahçe duvarının üzerinden yaşlı komşuları Nihat Amca seslenmiş.
“Neden bu kadar üzgünsün?”
Arda olanları anlatmış.
Nihat Amca gülümsemiş.
“Belki yanlış şeyi göndermeye çalışıyorsundur.”
“Nasıl yani?”
“Akşam bana gel. Sana bir şey göstereceğim.”
Çatıdaki Teleskop
Akşam olduğunda Arda, Nihat Amca’nın evine gitmiş.
Birlikte çatı katına çıkmışlar.
Orada kocaman bir teleskop varmış.
Arda’nın gözleri parlamış.
“Gerçek teleskop mu bu?”
“Gerçek.”
Nihat Amca teleskobu gökyüzüne çevirmiş.
“Bak bakalım.”
Arda gözünü teleskopa yaklaştırmış.
Hayatında ilk kez Ay’ın yüzeyini bu kadar yakından görmüş.
Sonra başka yıldızlara bakmış.
Bazıları maviye, bazıları sarıya, bazıları ise turuncuya çalıyormuş.
“Ne kadar güzeller!”
Nihat Amca gülümsemiş.
“Gökyüzüne ulaşmak için her zaman oraya bir şey göndermek gerekmez. Bazen onu anlamaya çalışmak da bir yolculuktur.”
Arda düşünmüş.
“Yani yıldızlara gidemesem bile onları öğrenebilirim.”
“Elbette.”
O geceden sonra Arda’nın yeni bir merakı başlamış.
Gökyüzü Defteri
Arda kendine kalın, mavi kapaklı bir defter almış.
Üzerine büyük harflerle,
GÖKYÜZÜ DEFTERİ
yazmış.
Her gece gözlemlediği şeyleri defterine kaydetmeye başlamış.
Ay’ın şekillerini çizmiş.
Gördüğü yıldızları işaretlemiş.
Gezegenlerin isimlerini öğrenmiş.
Nihat Amca ona takımyıldızları göstermiş.
Arda artık yalnızca yıldızlara bakmıyor, onlar hakkında sorular da soruyormuş.
“Yıldızlar neden parlar?”
“Gökyüzü neden geceleri karanlık olur?”
“Ay neden bazen yuvarlak, bazen ince görünür?”
Her öğrendiği cevap yeni bir soru doğuruyormuş.
Bir gece annesi odasına girdiğinde Arda’yı masasının başında bulmuş.
“Yine yıldızlara mektup mu yazıyorsun?”
Arda gülmüş.
“Hayır. Bu kez onları öğreniyorum.”
Düşen Yıldız
Aradan haftalar geçmiş.
Bir gece Nihat Amca,
“Bu gece önemli bir gökyüzü olayı var,” demiş.
Arda heyecanla bahçeye çıkmış.
Bir battaniyenin üzerine uzanmışlar.
Bir süre hiçbir şey olmamış.
Arda sabırsızlanmaya başlamış.
“Ne zaman başlayacak?”
“Bekle.”
Beş dakika geçmiş.
On dakika…
Yirmi dakika…
Arda tam sıkılmaya başlamışken gökyüzünde parlak bir çizgi belirmiş.
“Bak!”
Bir ışık gökyüzünden hızla geçmiş.
Ardından bir tane daha…
Sonra bir tane daha…
Arda hayranlıkla izlemiş.
“Yıldızlar düşüyor!”
Nihat Amca,
“Bunlara halk arasında kayan yıldız denir,” diyerek ona gördüğü olayın gerçekte yıldızların düşmesi olmadığını anlatmış.
Arda uzun süre gökyüzüne bakmış.
Birden eski mektubunu hatırlamış.
“Ben Umut Yıldızı’ndan bana bir işaret göndermesini istemiştim.”
Tam o anda gökyüzünde çok parlak bir ışık daha kaymış.
Arda gülümsemiş.
Bunun gerçekten kendisine gönderilmiş bir cevap olmadığını artık biliyormuş.
Ama yine de çok mutlu olmuş.
Çünkü bazen bir sorunun cevabı hayal ettiğimiz şekilde gelmese bile bizi yepyeni şeyler öğrenmeye götürebilirmiş. Yıldızlara Mektup Gönderen Çocuk
Yıllar Sonra Gelen Mektup
Zaman geçmiş.
Arda büyümüş.
Gökyüzü Defteri’nin yanına ikinci, üçüncü ve dördüncü defter eklenmiş.
Okulda en sevdiği dersler bilimle ilgili olanlar olmuş.
Yeni şeyler öğrenmek için kitaplar okumuş.
Bazen anlamadığı konular olmuş.
Bazen yaptığı gözlemler istediği gibi gitmemiş.
Ama çocukken yıldızlara göndermeye çalıştığı mektubu hatırlamış.
Ve yeniden denemiş.
Yıllar sonra Arda başka bir şehirde eğitim görmeye başlamış.
Bir gün annesi eski eşyalarını düzenlerken küçük bir zarf bulmuş.
Arda’nın yıllar önce yazdığı ilk yıldız mektubuymuş.
Zarfı ona göndermiş.
Arda mektubu açmış.
Çocukken yazdığı cümleyi yeniden okumuş:
“Eğer beni görüyorsan bana bir işaret gönderir misin?”
Arda pencereye yürümüş.
Gökyüzünde yıldızlar parlıyormuş.
Gülümseyerek,
“Sanırım işareti çoktan gönderdin,” demiş.
Çünkü o küçücük mektup ona yıldızlardan bir cevap getirmemişti.
Ama çok daha değerli bir şey vermişti:
Merak etme isteğini.
Yıldızlara Mektup Gönderen Çocuk Umut Yıldızı
Yıllar sonra Arda çocukluğunun geçtiği kasabaya döndüğünde ilk yaptığı şey Nihat Amca’nın eski teleskobuyla gökyüzüne bakmak olmuş.
Yanında bu kez kasabanın çocukları varmış.
Küçük bir çocuk ona,
“Yıldızlara mektup gönderebilir miyiz?” diye sormuş.
Arda gülümsemiş.
“Ben de küçükken denedim.”
“Ulaştı mı?”
Arda gökyüzündeki parlak yıldızı göstermiş.
“Bilmiyorum. Ama o mektubu göndermeye çalışmasaydım belki bugün burada olmazdım.”
Çocuklar merakla teleskobun çevresine toplanmış.
Arda onlara Ay’ı, yıldızları ve gezegenleri anlatmaya başlamış.
Sonra cebinden küçük kâğıtlar çıkarmış.
“Şimdi herkes gökyüzüne sormak istediği bir soru yazsın.”
Çocuklar heyecanla yazmaya başlamış.
Ama bu kez kâğıtları balonlara bağlamamışlar.
Soruları bir kutuda toplamışlar.
Kutunun üzerine de şunu yazmışlar:
Ve merak etmeyi bırakmayan bir çocuk için gökyüzü hiçbir zaman çok uzak değilmiş.







