Çocuk Masalları3 Yaş masallar4 Yaş masallar5 Yaş masallar6 Yaş masallar

Ay’a Mektup Gönderen Çocuk

Ay’a Mektup Gönderen Çocuk

Ay’a Mektup Gönderen Çocuk

Bir varmış, bir yokmuş…Ay’a Mektup Gönderen Çocuk varmış  , Ay’ı çok seviyormuş

Denize bakan küçük bir kasabada, beyaz duvarlı ve mavi pencereli evlerin arasında Ege adında küçük bir çocuk yaşarmış.

Ege dokuz yaşındaymış.

Kitap okumayı, kâğıttan uçak yapmayı, deniz kıyısında taş toplamayı ve akşamları gökyüzünü seyretmeyi çok severmiş.

Ama en çok Ay’ı merak edermiş.

Ay incecik bir hilalken de…

Yarım bir tabak gibi göründüğünde de…

Kocaman ve yuvarlak olduğunda da…

Ege her gece penceresinden ona bakarmış.

“Acaba Ay’da yalnız mısın?” diye sorarmış.

Elbette Ay cevap vermezmiş.

Ama Ege onun kendisini duyduğuna inanırmış.

Ay’a Mektup Gönderen Çocuk, Penceredeki Ay

Bir gece Ege uyumadan önce yine penceresinin önüne oturmuş.

Gökyüzü açıktı.

Yıldızlar parlıyor, Ay ise denizin üzerine gümüş renkli bir yol çiziyordu.

Ege’nin annesi odaya girmiş.

“Uyku vakti geldi.”

Ege Ay’ı göstermiş.

“Anne, sence Ay bizi görebiliyor mudur?”

Annesi gülümsemiş.

“Belki.”

“Peki bizi duyuyor mudur?”

“Onu bilmiyorum.”

Ege biraz düşünmüş.

“Keşke ona bir şey sorabilseydim.”

“Ne sorardın?”

Ege uzun süre cevap vermemiş.

Sonra:

“Gökyüzünde yalnız olup olmadığını sorardım.”

Annesi yatağın kenarına oturmuş.

“Belki Ay da aşağıdan kendisine bakan çocukları görünce yalnız olmadığını düşünüyordur.”

Bu fikir Ege’nin çok hoşuna gitmiş.

Ama aklına başka bir düşünce gelmiş.

“Anne!”

“Efendim?”

“Ben Ay’a mektup yazacağım.”

Annesi gülümsemiş.

“Peki mektubu nasıl göndereceksin?”

Ege duraklamış.

İşte bunu hiç düşünmemişti.

İlk Mektup

Ertesi sabah Ege masasının başına oturmuş.

En güzel kâğıdını çıkarmış.

Mavi kalemini eline almış ve yazmaya başlamış:

“Sevgili Ay,

Benim adım Ege. Seni her gece penceremden görüyorum. Çok uzakta olduğunu biliyorum ama sana bir şey sormak istiyorum.

Orada yalnız mısın?

Bir de geceleri neden bazen büyüyüp bazen küçülüyorsun?

Cevap verirsen çok sevinirim.

Ege.”

Mektubu dikkatlice katlamış.

Zarfın üzerine büyük harflerle:

Ay’a Mektup Gönderen Çocuk, AY’A

yazmış.

Sonra kasabanın postanesine gitmiş.

Postacı Kemal Amca zarfı görünce gözlüğünü düzeltmiş.

“Bu mektup nereye gidiyor bakalım?”

“Ay’a.”

Kemal Amca şaşırmış.

“Şehir?”

“Gökyüzü.”

“Mahalle?”

Ege düşünmüş.

“Yıldızların yanı.”

Kemal Amca gülümsemiş.

“Peki posta kodu?”

Ege bunu bilmiyormuş.

“Sanırım yok.”

Kemal Amca ciddi görünmeye çalışmış.

“Zor bir teslimat.”

“Gönderebilir misiniz?”

Kemal Amca başını kaşımış.

“Bizim posta arabası Ay’a kadar çıkamıyor.”

Ege üzülmüş.

Mektubunu alıp eve dönmüş.

Ama vazgeçmemiş.

Kâğıttan Roket

Ege’nin ilk fikri mektubu kâğıttan bir rokete bağlamak olmuş.

Büyük bir karton bulmuş.

Kesmiş.

Yapıştırmış.

Üzerine kırmızı yıldızlar çizmiş.

Roketin içine mektubunu koymuş.

Bahçenin en yüksek yerine çıkmış.

“Üç…”

“İki…”

“Bir…”

“Uç!”

Roketi havaya fırlatmış.

Roket yükselmiş…

Bir metre…

İki metre…

Sonra dönerek çamaşır ipine takılmış.

Ege iç çekmiş.

“Biraz daha güçlü olması gerekiyor.”

Ertesi gün mektubu uçurtmaya bağlamış.

Uçurtma gerçekten çok yükselmiş.

Ege heyecanla ipi bırakmayı düşünmüş.

Ama babası:

“İpi bırakırsan mektubun Ay’a değil, büyük ihtimalle komşu köye gider,” demiş.

Ege vazgeçmiş.

Sonra balon denemiş.

Balon ağaca takılmış.

Kâğıttan uçak yapmış.

Uçak denize doğru gitmiş.

Ege her seferinde mektubunu kurtarmış.

Ama Ay hâlâ çok uzaktaymış.

Tepedeki Gözlemevi

Kasabanın yukarısındaki tepede küçük bir gözlemevi varmış.

Burada Nermin Hanım adında bir gökyüzü araştırmacısı çalışıyormuş.

Ege mektubunu alıp onun yanına gitmiş.

“Nermin Hanım, Ay’a nasıl mektup gönderebilirim?”

Nermin Hanım gülümsemiş.

“Bildiğim kadarıyla Ay’ın posta kutusu yok.”

Ege’nin yüzü düşmüş.

“Ama mektubumu okumasını istiyorum.”

Nermin Hanım büyük teleskobu göstermiş.

“Belki önce onu biraz daha yakından tanımak istersin.”

Ege teleskobun başına geçmiş.

Gördükleri karşısında şaşırmış.

Ay pürüzsüz değilmiş.

Üzerinde büyük çukurlar, tepeler ve karanlık bölgeler varmış.

“Vay canına!”

Nermin Hanım Ay’ın farklı zamanlarda farklı görünmesinin nedenini de anlatmış.

Ege dikkatle dinlemiş.

“Demek Ay gerçekten küçülmüyor.”

“Hayır,” demiş Nermin Hanım. “Biz onun Güneş tarafından aydınlatılan kısmını farklı şekillerde görüyoruz.”

Ege mektubuna bakmış.

Sorularından birinin cevabını bulmuştu.

“Peki yalnız mı?”

Nermin Hanım gülümsemiş.

“Bilim sana Ay hakkında pek çok şey anlatabilir. Ama Ay’ın kendisini yalnız hissedip hissetmediği masalların cevaplayacağı bir soru olabilir.”

Gökyüzü Postacısı

O gece Ege yine penceresinin önünde oturmuş.

Mektubu hâlâ masasındaymış.

Ay gökyüzünde parlıyormuş.

Ege biraz üzgünmüş.

“Galiba mektubumu sana ulaştıramayacağım.”

Tam yatağına gidecekken pencerenin önüne beyaz bir tüy düşmüş.

Ardından kocaman beyaz bir kuş pencerenin kenarına konmuş.

Bu bir baykuşmuş.

Ama sıradan bir baykuşa benzemiyormuş.

Kanatlarının uçlarında gümüş renkli tüyler varmış.

Boynunda ise minicik mavi bir çanta taşıyormuş.

Baykuş:

“Mektubun hazır mı?” diye sormuş.

Ege olduğu yerde donakalmış.

“Sen… konuşabiliyor musun?”

“Bu gece evet.”

“Sen kimsin?”

Baykuş göğsünü kabartmış.

“Gökyüzü Postacısı Puhu.”

Ege’nin gözleri büyümüş.

“Ay’a mektup götürebilir misin?”

“Belki.”

“Belki mi?”

Puhu ciddi bir ifadeyle:

“Gökyüzü postasının bir kuralı vardır. Ay’a gönderilen mektuplarda yalnızca soru bulunamaz.”

“Başka ne olması gerekiyor?”

“Bir teşekkür.”

Ege şaşırmış.

“Neden?”

“Çünkü gökyüzünden bir şey istemeden önce, Dünya’da sahip olduğun güzel şeylerden en az birini hatırlamalısın.”

Teşekkür Cümlesi

Ege mektubunu yeniden açmış.

Ne için teşekkür edeceğini düşünmüş.

Oyuncakları için mi?

Bisikleti için mi?

En sevdiği çikolata için mi?

Hepsi güzeldi.

Ama sonra o günleri düşünmüş.

Annesinin her gece üzerini örtmesini…

Babasının onunla uçurtma yapmasını…

Büyükannesinin anlattığı hikâyeleri…

Arkadaşlarıyla deniz kıyısında oynadığı oyunları…

Mektubun altına şunları yazmış:

“Bir de teşekkür etmek istiyorum.

Her gece gökyüzünü aydınlattığın için sana teşekkür ederim. Ama bugün fark ettim ki benim dünyamı aydınlatan başka şeyler de var. Ailem, arkadaşlarım ve sevdiğim insanlar olduğu için mutluyum.”

Mektubu Puhu’ya vermiş.

Baykuş mektubu çantasına koymuş.

“Şimdi gönderebiliriz.”

Kanatlarını açmış.

“Bekle!”

Puhu durmuş.

“Cevap gelecek mi?”

Baykuş göz kırpmış.

“Gökyüzünden gelen cevaplar her zaman kâğıda yazılmaz.”

Sonra uçup gitmiş.

Beklemek

Ertesi sabah Ege erkenden uyanmış.

Pencereyi açmış.

Hiçbir şey yokmuş.

Öğlen tekrar bakmış.

Yine hiçbir şey.

Akşam olduğunda Ay’a bakmış.

“Cevabım nerede?”

İkinci gün geçmiş.

Üçüncü gün geçmiş.

Bir hafta geçmiş.

Puhu geri dönmemiş.

Ege sabırsızlanmaya başlamış.

“Belki mektubumu kaybetti.”

Annesi:

“Belki cevap biraz zaman istiyordur,” demiş.

Ege beklemeye devam etmiş.

Bu sırada her akşam Ay’a bakmış.

Ama artık yalnızca Ay’ı izlemiyormuş.

Yıldızları da fark etmeye başlamış.

Bulutların şeklini…

Denizdeki yansımaları…

Gece uçan kuşları…

Uzakta yanıp sönen deniz fenerini…

Daha önce bakıyor ama çoğunu görmüyormuş.

Fırtınalı Gece

Bir akşam büyük bir fırtına çıkmış.

Gökyüzü tamamen bulutlarla kaplanmış.

Ay görünmüyormuş.

Rüzgâr pencereleri sallıyormuş.

Ege yatağında yatarken dışarıdan hafif bir ses duymuş.

Tak!

Tak!

Tak!

Pencereye gitmiş.

Puhu dışarıdaymış!

Ege hemen pencereyi açmış.

“Geldin!”

Puhu içeri girmiş.

Tüyleri yağmurdan ıslanmış.

“Teslimat tamamlandı.”

“Ay mektubumu okudu mu?”

“Okudu.”

“Cevabı nerede?”

Puhu çantasından hiçbir şey çıkarmamış.

“Ay sana bir mektup göndermedi.”

Ege hayal kırıklığına uğramış.

“Niye?”

“Çünkü cevabını kendin bulmanı istedi.”

“Nasıl?”

Puhu pencerenin dışını göstermiş.

“Ay’ı görebiliyor musun?”

“Hayır.”

“Peki Ay orada mı?”

Ege düşünmüş.

“Evet.”

“Görmediğin halde bundan emin misin?”

“Eminim.”

Puhu başını sallamış.

“Bazen sevdiğimiz şeyler gözümüzün önünde olmayabilir. Ama bu onların kaybolduğu anlamına gelmez.”

Ege sessizleşmiş.

Puhu devam etmiş:

“Sen Ay’a yalnız olup olmadığını sordun.”

“Evet.”

“Ay da sana şunu sordu: Bir insan sevildiğini bildiğinde gerçekten yalnız mıdır?”

Ay’ın Cevabı

Fırtına yavaş yavaş durmuş.

Bulutların arasında küçük bir açıklık oluşmuş.

Ay yeniden görünmüş.

Ege pencereden dışarı bakmış.

Ay her zamanki gibi sessizmiş.

Ama bu kez Ege sanki cevabını anlayabiliyormuş.

Ay gökyüzünde tek başına görünse bile çevresinde yıldızlar vardı.

Dünya ona bakıyordu.

Deniz onun ışığını taşıyordu.

Ve küçük bir kasabada bir çocuk her gece onu düşünüyordu.

“Sanırım yalnız değilsin,” demiş Ege.

Puhu gülümsemiş.

“Gökyüzü postası görevini tamamladı.”

Kanatlarını açmış.

Ege:

“Yine gelir misin?” diye sormuş.

“Belki başka bir mektubun olduğunda.”

“Güneş’e mektup gönderebilir miyim?”

Puhu başını iki yana sallamış.

“O teslimat biraz fazla sıcak.”

Ege kahkaha atmış.

Ay’a Mektup Gönderen Çocuk Ay Kutusu

Ertesi gün Ege küçük bir kutu hazırlamış.

Üzerine:

AY’A GİDECEK MEKTUPLAR

yazmış.

Ama kutuya yalnızca Ay’a sorularını koymamış.

Her mektubun sonuna o gün teşekkür ettiği bir şeyi yazmış.

“Bugün arkadaşım benimle oyuncağını paylaştığı için teşekkür ederim.”

“Bugün annemle birlikte kek yaptığımız için teşekkür ederim.”

“Bugün denizde yunus gördüğüm için teşekkür ederim.”

“Bugün yağmurdan sonra gökkuşağı çıktığı için teşekkür ederim.”

Zamanla kutu mektuplarla dolmuş.

Ege bütün mektupları Ay’a gönderememiş.

Ama artık buna ihtiyacı da yokmuş.

Çünkü onları yazarken çevresindeki güzellikleri daha fazla fark etmeye başlamış.

Ay’a Mektup Gönderen Çocuk Yıllar Sonra

Ege büyüdüğünde gökyüzüne olan merakını hiç kaybetmemiş.

Çok kitap okumuş.

Yıldızları öğrenmiş.

Gezegenleri incelemiş.

Teleskop kullanmayı öğrenmiş.

Ama çocukken yazdığı ilk mektubu hiç unutmamış.

Yıllar sonra kasabadaki çocukları gözlemevine götürmeye başlamış.

Çocuklardan biri ona:

“Ay’da gerçekten biri var mı?” diye sormuş.

Ege gülümsemiş.

“Bildiğimiz kadarıyla orada yaşayan insanlar yok.”

Başka bir çocuk:

“Peki Ay mektup okuyabilir mi?”

Ege bu kez gökyüzüne bakmış.

“Bilim başka sorulara, masallar başka sorulara cevap verir.”

Çocuklar bunun ne anlama geldiğini tam olarak anlamamış.

Ama hoşlarına gitmiş.

Sonra Ege onlara çocukken yazdığı mektubun hikâyesini anlatmış.

“Peki Gökyüzü Postacısı Puhu gerçekten var mıydı?” diye sormuşlar.

Ege gülümsemiş.

“Bunu size söylersem masalın sırrı kalmaz.”

Tam o anda gözlemevinin penceresinin önünden gümüş kanatlı beyaz bir baykuş geçmiş.

Çocuklar heyecanla bağırmış.

Ege ise hiçbir şey söylememiş.

Sadece gülümsemiş.

Ay’a Mektup Gönderen Çocuk, Gökyüzüne Yazılan Mektuplar

O geceden sonra kasabadaki çocuklar da Ay’a mektuplar yazmaya başlamış.

Kimi:

“Büyüyünce ne olacağımı bilmiyorum,” diye yazmış.

Kimi:

“Yeni okuluma alışabilecek miyim?” diye sormuş.

Kimi yalnızca:

“Bugün çok mutluydum,” demiş.

Ama hepsi mektuplarının sonuna teşekkür ettikleri bir şeyi eklemiş.

Çünkü Ege onlara Gökyüzü Postası’nın en önemli kuralını öğretmiş:

Uzaklardaki güzellikleri merak ederken yakınımızdaki güzellikleri unutmamak gerekiyormuş.

Ve Ay her gece kasabanın üzerinde yükselmeye devam etmiş.

Bazen incecik…

Bazen yarım…

Bazen de kocaman ve yuvarlak…

Çocuklar artık Ay’ın gerçekten küçülmediğini biliyormuş.

Ama onun bir başka sırrını da öğrenmişler.

Bazen bir sorunun cevabını bulabilmek için cevabın bize gelmesini beklemek yerine etrafımıza biraz daha dikkatli bakmamız gerekirmiş.

Çünkü en güzel cevaplardan bazıları bir mektubun içinde değil…

Bir dostun gülümsemesinde…

Bir annenin sarılmasında…

Bir babanın elini tutmasında…

Bir arkadaşla paylaşılan oyunda…

Ya da sessiz bir gecede gökyüzüne bakarken insanın içinde beliriveren küçücük bir mutlulukta saklıymış.

Gökten üç mektup düşmüş.

Birincisi merak etmekten vazgeçmeyenlere…

İkincisi sahip oldukları güzelliklerin farkına varanlara…

Üçüncüsünün üzerinde ise yalnızca şu yazıyormuş:

“Sevgili çocuk, gökyüzüne bakmayı unutma. Ama seni seven insanların gözlerine bakmayı da hiç unutma.”

Ve Ay, o gece biraz daha parlak görünmüş.

Masal da burada bitmiş.

Ay’a Mektup Gönderen Çocuk

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu