
Uçmayı Unutan Minik Ejderha
Bir varmış, bir yokmuş…
Gökyüzüne uzanan sivri dağların, köpük köpük akan derelerin ve rengârenk çiçeklerle kaplı vadilerin bulunduğu çok uzak bir ülkede Ejderhalar Vadisi varmış.
Bu vadide yüzlerce ejderha yaşarmış.
Kırmızı ejderhalar…
Mavi ejderhalar…
Yeşil ejderhalar…
Kocaman kanatlı ejderhalar…
Minicik boynuzlu ejderhalar…
Sabah güneş doğduğunda ejderhalar yuvalarından çıkar, kanatlarını açar ve gökyüzünde süzülmeye başlarmış.
Kimisi bulutların arasından geçer, kimisi dağların etrafında döner, kimisi de havada taklalar atarmış.
Vadinin en küçük ejderhalarından birinin adı Pofi’ymiş.
Pofi’nin turuncu pulları, minicik iki boynuzu ve vücuduna göre biraz büyük görünen mor kanatları varmış.
Pofi çok neşeliymiş.
Koşmayı severmiş.
Oyun oynamayı severmiş.
Yeni yerler keşfetmeye bayılırmış.
Ama büyük bir sorunu varmış.
Pofi uçamıyormuş.
Daha doğrusu…
Uçmayı unutmuş.
Pofi’nin Büyük Korkusu
Pofi aslında çok küçükken uçabiliyormuş.
Annesiyle birlikte vadinin üzerinde kısa uçuşlar yaparmış.
Bir gün biraz fazla yükselmiş.
Tam o sırada kuvvetli bir rüzgâr çıkmış.
Pofi’nin küçük kanatları rüzgârda savrulmuş.
Düşmek üzereyken annesi onu yakalamış.
Pofi’ye hiçbir şey olmamış.
Ama o günden sonra gökyüzüne çıkmaktan korkmaya başlamış.
Kanatlarını açtığında o güçlü rüzgârı hatırlıyormuş.
Bu yüzden zamanla uçmayı tamamen bırakmış.
Diğer yavru ejderhalar sabahları uçuş dersine giderken Pofi aşağıdan onları izlermiş.
Arkadaşı Maviş havada dönerek seslenirmiş:
“Pofi! Hadi sen de gel!”
Pofi hemen bahane bulurmuş.
“Bugün kanatlarım biraz yorgun!”
Ertesi gün:
“Sanırım yağmur yağacak!”
Oysa gökyüzünde tek bir bulut bile yokmuş.
Bir başka gün:
“Ben zaten yürümeyi daha çok seviyorum!”
Ama aslında Pofi uçmayı çok özlüyormuş.
Sadece yeniden denemeye korkuyormuş.
Gökyüzü Şenliği
Bir sabah vadinin ortasındaki büyük çan çalmış.
Dong!
Dong!
Dong!
Bütün ejderhalar meydana toplanmış.
Vadinin en yaşlı ejderhası Bilge Duman büyük kayanın üzerine çıkmış.
“Sevgili ejderhalar!” demiş. “Üç gün sonra geleneksel Gökyüzü Şenliği’ni kutlayacağız!”
Yavru ejderhalar sevinçle bağırmış.
Gökyüzü Şenliği, Ejderhalar Vadisi’nin en sevilen günüymüş.
O gün bütün ejderhalar gökyüzüne çıkar, renkli kurdelelerle uçar ve dağın zirvesindeki Çan Kayası’nın etrafında büyük bir tur atarmış.
Pofi’nin yüzündeki gülümseme kaybolmuş.
Maviş yanına gelmiş.
“Bu yıl birlikte uçalım!”
Pofi yere bakmış.
“Ben katılmayacağım.”
“Neden?”
“Canım istemiyor.”
Maviş bir süre arkadaşına bakmış.
Sonra yumuşak bir sesle:
“Gerçekten istemiyor musun, yoksa korkuyor musun?”
Pofi cevap vermemiş.
Bilge Duman’ın Dersi
O akşam Pofi tek başına dere kenarında oturuyormuş.
Kanatlarını suya yansıyan görüntüsünde seyretmiş.
“Ne işe yarıyorsunuz ki?” diye söylenmiş.
Arkasından kalın bir ses gelmiş:
“Belki de onları hiç kullanmadığın için ne işe yaradıklarını unuttun.”
Pofi dönmüş.
Bilge Duman oradaymış.
“Ben uçamıyorum,” demiş Pofi.
Bilge Duman kaşlarını kaldırmış.
“Kanatların var mı?”
“Var.”
“Onları hareket ettirebiliyor musun?”
Pofi kanatlarını çırpmış.
“Evet.”
“Öyleyse uçamıyor değilsin.”
Pofi şaşırmış.
“Ama uçmuyorum.”
Bilge Duman gülümsemiş.
“İkisi aynı şey değildir.”
Pofi bir süre sessiz kalmış.
Sonra başını eğmiş.
“Korkuyorum.”
Bilge Duman yanına oturmuş.
“Korku bazen bize dikkatli olmamızı söyler. Ama bazen de yapabileceğimiz şeyleri yapamayacağımıza inandırır.”
“Peki korkumu nasıl yok edeceğim?”
“Belki yok etmene gerek yok.”
Pofi anlamamış.
Bilge Duman devam etmiş:
“Korkunu yanına alıp küçük bir adım atmayı deneyebilirsin.”
İlk Küçük Adım
Ertesi sabah Bilge Duman, Pofi’yi vadinin kenarındaki küçük bir tepeye götürmüş.
Tepe yalnızca birkaç metre yüksekliğindeymiş.
“Buradan mı uçacağım?”
“Hayır.”
Pofi rahatlamış.
“Bugün sadece kanatlarını açacaksın.”
“Bu kadar mı?”
“Bu kadar.”
Pofi kanatlarını açmış.
Rüzgâr kanatlarının arasından geçmiş.
Pofi hemen kapatmak istemiş.
Eski korkusu geri gelmiş.
Bilge Duman:
“Biraz daha bekle,” demiş.
Pofi beklemiş.
Rüzgârın aslında onu savurmadığını fark etmiş.
Sadece kanatlarını hafifçe kaldırıyormuş.
Ertesi gün yeniden gelmişler.
Bu kez Pofi kanatlarını çırpmış.
Üçüncü gün küçük bir kayanın üzerinden atlayıp kanatlarını açmış.
Bir saniyeliğine havada kalmış.
Sonra:
Pof!
Çimenlerin üzerine düşmüş.
Maviş uzaktan izliyormuş.
“Uçtun!”
Pofi burnundaki çimleri temizlemiş.
“Bir saniye.”
“Bir saniye de uçuştur!”
Pofi ilk kez kendisiyle gurur duymuş.
Şenlik Günü
Gökyüzü Şenliği günü gelmiş.
Vadinin her tarafına renkli bayraklar asılmış.
Ejderhalar kuyruklarına kurdeleler bağlamış.
Maviş Pofi’nin yanına gelmiş.
“Katılacak mısın?”
Pofi gökyüzüne bakmış.
Hâlâ korkuyormuş.
“Bilmiyorum.”
Tam o sırada dağın tepesinden kuvvetli bir rüzgâr esmiş.
Pofi’nin kalbi hızlanmış.
O eski günü hatırlamış.
Geri çekilmiş.
“Yapamayacağım.”
Bilge Duman yanlarına gelmiş.
“Bugün uçmak zorunda değilsin.”
Pofi şaşırmış.
“Değil miyim?”
“Elbette değilsin. Hazır olduğun zamanı sen seçersin.”
Bu söz Pofi’yi rahatlatmış.
Kimse onu zorlamıyordu.
Karar kendisinindi.
Şenlik başlamış.
Yüzlerce ejderha havalanmış.
Gökyüzü kırmızı, mavi, yeşil ve sarı kurdelelerle dolmuş.
Pofi onları aşağıdan izlemiş.
Bir süre sonra kendi kendine:
“Ben de orada olmak istiyorum,” demiş.
Kayalıklardaki Ses
Tam o sırada vadinin kenarından bir ses duyulmuş.
“Yardım edin!”
Pofi etrafına bakmış.
Ses küçük kayalıklardan geliyormuş.
Oraya koşmuş.
Minik bir dağ keçisi kayaların arasında kalmış. Altındaki taşlar kaydığı için aşağı inemiyormuş.
“Bekle!” demiş Pofi. “Seni kurtaracağım.”
Ama keçiye ulaşmanın tek yolu küçük uçurumun üzerinden geçmekmiş.
Pofi durmuş.
Kanatlarına bakmış.
“Ben yapamam.”
Keçi korkuyla:
“Lütfen gitme!” demiş.
Pofi’nin kalbi hızla atmaya başlamış.
Kanatlarını açmış.
Rüzgâr esmiş.
O eski korku yeniden içine dolmuş.
Sonra Bilge Duman’ın sözünü hatırlamış:
“Korkunu yanına alıp küçük bir adım atabilirsin.”
Pofi derin bir nefes almış.
“Tamam korku,” diye fısıldamış. “Sen de gel. Ama nereye gideceğimize ben karar vereceğim.”
Koşmuş.
Kayadan atlamış.
Kanatlarını açmış.
Bir kez çırpmış.
Sonra bir kez daha…
Pofi düşmemiş.
Uçuyormuş!
Gökyüzüne Dönüş
Pofi şaşkınlıktan kanat çırpmayı neredeyse unutmuş.
“Uçuyorum!”
Kayalığa ulaşmış.
Dağ keçisini dikkatlice sırtına almış.
Fakat şimdi geri dönmesi gerekiyormuş.
Aşağıya bakmış.
Çok yüksekmiş.
“Yapabilirsin,” demiş keçi.
Pofi gülmüş.
“Ben de öyle umuyorum.”
Kanatlarını açmış.
Bu kez rüzgâra karşı savaşmaya çalışmamış.
Onu hissetmiş.
Kanatlarını rüzgâra göre ayarlamış.
Ve süzülmeye başlamış.
Vadideki ejderhalar onu fark etmiş.
Maviş:
“Pofi uçuyor!” diye bağırmış.
Herkes alkışlamaya başlamış.
Pofi yere indiğinde keçi sırtından atlamış.
“Teşekkür ederim!”
Pofi mutlulukla gülmüş.
Bilge Duman yanına gelmiş.
“Demek uçmayı hatırladın.”
Pofi başını sallamış.
“Hayır.”
Bilge Duman şaşırmış.
“Hayır mı?”
“Sanırım uçmayı hiç unutmamışım. Sadece korktuğum için yapamayacağımı düşünmüşüm.”
Bilge Duman gülümsemiş.
“İşte bugün öğrendiğin en önemli şey bu.”
Pofi Yarışa Katılmadı
Gökyüzü Şenliği devam ediyormuş.
Maviş heyecanla:
“Hadi! Şimdi yarışa katılabiliriz!”
Pofi biraz düşünmüş.
Sonra:
“Bugün yarışmayacağım,” demiş.
Maviş şaşırmış.
“Neden? Artık uçabiliyorsun!”
“Evet. Ama yeni başladım. Biraz daha çalışmak istiyorum.”
Bilge Duman uzaktan bunu duyunca gülümsemiş.
Çünkü Pofi başka bir şey daha öğrenmişti.
Cesaret, kendini kanıtlamak için tehlikeye atılmak değilmiş.
Bazen ne zaman hazır olmadığını söylemek de cesaretmiş.
Pofi ve Maviş o gün şenliğin son bölümünde birlikte kısa bir uçuş yapmışlar.
Çok yükseğe çıkmamışlar.
Takla atmamışlar.
Yarışmamışlar.
Sadece vadinin üzerinde yavaşça uçmuşlar.
Pofi hayatında ilk kez gökyüzünün tadını gerçekten çıkarmış.
Her Ejderhanın Kanadı Farklıdır
Günler geçmiş.
Pofi her sabah biraz uçuş çalışmış.
Önce vadinin üzerinde…
Sonra ağaçların hizasında…
Daha sonra bulutların yakınında…
Bazen yine korkmuş.
Bazen uçmak istememiş.
Bazen de iniş yaparken çimenlerin içine yuvarlanmış.
Ama artık hata yaptığında:
“Ben uçamıyorum,” demiyormuş.
“Biraz daha çalışmam gerekiyor,” diyormuş.
Bir gün yeni doğmuş yavru ejderhalardan biri yanına gelmiş.
“Pofi, benim kanatlarım çok küçük. Sanırım hiç iyi uçamayacağım.”
Pofi yavru ejderhanın yanına oturmuş.
“Ben de eskiden başka ejderhalara bakıp böyle düşünürdüm.”
“Sonra ne oldu?”
“Her ejderhanın farklı uçtuğunu öğrendim.”
“Nasıl yani?”
Pofi gökyüzünü göstermiş.
Bir ejderha çok hızlı uçuyormuş.
Bir başkası yavaşça süzülüyormuş.
Maviş havada taklalar atıyormuş.
Yaşlı ejderhalardan biri ise neredeyse hiç kanat çırpmadan rüzgârla ilerliyormuş.
“Bak,” demiş Pofi. “Hiçbiri aynı uçmuyor.”
Yavru ejderha kanatlarına bakmış.
“Ben nasıl uçacağım?”
Pofi gülümsemiş.
“Bunu öğrenmenin tek yolu var.”
“Nedir?”
“Denemek.”
Bulutların Üzerindeki Sabah
Aylar sonra Pofi bir sabah erkenden uyanmış.
Vadinin üzerini beyaz bulutlar kaplamış.
Kanatlarını açmış.
Artık eskisinden çok daha güçlüymüş.
Gökyüzüne yükselmiş.
Dağların üzerinden geçmiş.
Sonra bulutların üzerine çıkmış.
Güneş yeni doğuyormuş.
Bulutlar altın rengine dönüşmüş.
Pofi hayatında gördüğü en güzel manzaraya bakmış.
Bir zamanlar gökyüzünden korktuğunu hatırlamış.
Eğer korkusunun söylediklerine tamamen inansaydı bu manzarayı hiç göremeyecekti.
Ama korktuğu için kendisine kızmamış.
Çünkü artık biliyormuş:
Korkmak kötü bir şey değilmiş.
Önemli olan korkunun insanın bütün kararlarını vermesine izin vermemekmiş.
Pofi kanatlarını açmış ve sabah rüzgârının üzerinde süzülmüş.
Aşağıdaki Ejderhalar Vadisi küçücük görünüyormuş.
Tam o sırada yanında Maviş belirmiş.
“Yarışalım mı?”
Pofi gülmüş.
“Hayır.”
Maviş şaşırmış.
“Niye?”
“Çünkü bugün sadece uçmak istiyorum.”
İki arkadaş yan yana süzülmüş.
Ne biri diğerinden önde…
Ne diğeri geride…
Her biri kendi kanatlarıyla, kendi hızında uçmuş.
Ve Pofi o gün bir şeyi daha anlamış:
Hayatta herkesin gökyüzü aynı olsa bile, oraya çıkma zamanı farklı olabilirmiş.
Bu yüzden kendimizi başkalarıyla karşılaştırmak yerine dün olduğumuz kişiden biraz daha cesur olmaya çalışmak yeterliymiş.
Gökten üç ejderha düşmemiş.
Çünkü ejderhalar uçabiliyormuş!
Onun yerine üç mor pul süzülmüş.
Biri korkmasına rağmen yeniden deneyenlerin avucuna…
Biri kendisini başkalarıyla karşılaştırmayı bırakanların cebine…
Sonuncusu da henüz başaramadığı bir şey için kendisine biraz daha zaman vermeyi bilenlerin kalbine düşmüş.
Ve masal burada bitmiş.
Pofi ise gökyüzünde kendi hızında uçmaya devam etmiş.







