Çocuk Masalları3 Yaş masallar4 Yaş masallar5 Yaş masallar6 Yaş masallar7 Yaş masallarMasallar

Kaybolan Yıldızın Peşindeki Tavşan

Kaybolan Yıldızın Peşindeki Tavşan

Kaybolan Yıldızın Peşindeki Tavşan

Bir varmış, bir yokmuş…

Uzaklarda, yemyeşil tepelerin birbirine yaslandığı, derelerin şarkı söyleyerek aktığı, çiçeklerin ilkbaharda bütün kırları rengârenk boyadığı güzel bir orman varmış.

Bu ormanın adı Çınar Ormanı’ymış.

Çınar Ormanı’nda tavşanlar, sincaplar, kirpiler, kaplumbağalar ve çeşit çeşit kuşlar hep birlikte yaşarmış.

Ormanın hemen yakınında ise küçük bir köy bulunurmuş.

Bu köyde yaşayan çocuklardan biri de Efe‘ymiş.

Efe, özellikle geceleri dedesi Hasan Dede ile bahçede oturmayı çok severmiş.

Hasan Dede ona gökyüzündeki yıldızları gösterir, eski masallar anlatırmış.

Efe’nin en sevdiği yıldız ise diğerlerinden biraz daha parlak görünen bir yıldızmış.

Ona kendi kendine Boncuk adını vermiş.

Fakat Efe’nin bilmediği bir şey varmış.

Çınar Ormanı’nda yaşayan küçük beyaz tavşan Pamuk da her gece aynı yıldızı izliyormuş.

Kaybolan Yıldızın Peşindeki Tavşan, Pamuk’un Yıldızı

Pamuk diğer tavşanlardan biraz farklıymış.

Gündüzleri arkadaşlarıyla koşup oynar, havuç toplar, annesine yardım edermiş.

Ama hava kararmaya başladığında mutlaka yuvasının önündeki küçük tepeye çıkarmış.

Gökyüzünde ilk yıldızların görünmesini beklermiş.

En parlak yıldızı gördüğünde:

“İyi akşamlar, Parlak!” dermiş.

Efe ona Boncuk, Pamuk ise Parlak diyormuş.

Elbette ikisi de aynı yıldızı izlediklerini bilmiyormuş.

Pamuk bazen bütün gün yaşadıklarını ona anlatırmış.

“Bugün yarışta üçüncü oldum.”

“Bugün anneme mantar toplarken yardım ettim.”

“Bugün arkadaşım Fındık’la biraz tartıştık ama sonra barıştık.”

Yıldız hiç cevap vermezmiş.

Ama Pamuk onun kendisini dinlediğine inanırmış.

Gökyüzündeki Boşluk

Bir akşam Pamuk yine tepeye çıkmış.

Gökyüzüne bakmış.

Ay oradaymış.

Yıldızlar birer birer görünmeye başlamış.

Ama Parlak yokmuş.

Pamuk biraz beklemiş.

“Belki bulutun arkasındadır.”

Bulutlar geçmiş.

Yıldız görünmemiş.

Bir saat beklemiş.

Yine yokmuş.

Pamuk endişelenmiş.

“Parlak nereye gitti?”

Ertesi gece yeniden beklemiş.

Yıldız yine görünmemiş.

Üçüncü gece de olmayınca Pamuk kararını vermiş.

“Onu bulacağım.”

Yaşlı Baykuş Bilge

Pamuk önce ormanın en bilgili hayvanı olarak tanınan yaşlı baykuş Bilge’ye gitmiş.

Bilge büyük çınar ağacının kovuğunda yaşarmış.

Pamuk:

“Bilge Amca!”

Baykuş gözlerini açmış.

“Ne oldu Pamuk?”

“Gökyüzündeki yıldızım kayboldu.”

“Yıldızın mı?”

“Evet. Her gece gördüğüm en parlak yıldız.”

Bilge gökyüzüne bakmış.

“Belki görünmüyordur.”

“Hayır, kaybolduğuna eminim.”

“Peki onu nerede arayacaksın?”

Pamuk biraz düşünmüş.

“Gökyüzünde.”

“Oraya nasıl çıkacaksın?”

Pamuk bu soruyu hiç düşünmemiş.

Kulakları aşağı düşmüş.

“Bilmiyorum.”

Bilge gülümsemiş.

“Bazen aradığımız bir şeyi bulmak için önce onun hakkında daha fazla şey öğrenmemiz gerekir.”

Sonra kanadıyla köyü göstermiş.

“Orada gökyüzünü çok seven bir çocuk var. Belki o sana yardım edebilir.”

Efe ile Karşılaşma

Ertesi sabah Pamuk ormanın köye yakın tarafına gitmiş.

Tam çalılıkların arasında dolaşırken Efe’yi görmüş.

Efe yere oturmuş, bir deftere yıldız resmi çiziyormuş.

Pamuk merakla yaklaşmış.

Efe başını kaldırınca beyaz tavşanı fark etmiş.

“Merhaba küçük dostum.”

Pamuk elbette insanların dilinde konuşamıyormuş.

Ama masalların dünyasında bazen kalpten söylenen sözleri anlamak için aynı dili konuşmak gerekmezmiş.

Pamuk Efe’nin defterindeki yıldızı görünce heyecanlanmış.

Patilerini resmin üzerine koymuş.

Efe:

“Sen de mi yıldızları seviyorsun?” demiş.

Pamuk başını sallamış.

Sonra gökyüzünü göstermiş.

Efe bir anda anlamış gibi olmuş.

“Boncuk’u mu arıyorsun?”

Pamuk kulaklarını dikmiş.

“Demek sen de fark ettin!”

Efe de üç gecedir en sevdiği yıldızı göremiyormuş.

Böylece çocukla tavşanın ortak bir amacı olmuş.

Kaybolan yıldızı bulmak.

Hasan Dede’nin Haritası

Efe, Pamuk’u alıp Hasan Dede’nin yanına gitmiş.

“Dede, Boncuk üç gecedir görünmüyor.”

Hasan Dede gülümsemiş.

“Yıldızların gerçekten kaybolması pek kolay değildir.”

“Ama onu göremiyoruz.”

Hasan Dede eski sandığından bir gökyüzü haritası çıkarmış.

“Gökyüzü sürekli değişiyormuş gibi görünür. Dünya hareket eder, mevsimler değişir, bazı yıldızlar yılın farklı dönemlerinde farklı yerlerde görünür.”

Efe haritaya dikkatle bakmış.

“Yani Boncuk kaybolmamış olabilir mi?”

“Büyük ihtimalle.”

Pamuk bunların hepsini anlayamasa da yıldızın gerçekten yok olmadığı fikri onu rahatlatmış.

Hasan Dede:

“Bu akşam yüksek bir yerden gökyüzünü gözlemleyelim,” demiş.

“Çamlı Tepe’ye çıkabiliriz.”

Çamlı Tepe’ye Yolculuk

Akşam yaklaşınca Efe, Hasan Dede ve Pamuk yola çıkmış.

Yanlarında su, küçük bir fener ve Hasan Dede’nin dürbünü varmış.

Çamlı Tepe çok uzak değilmiş ama yol ormanın içinden geçiyormuş.

Bir süre sonra önlerine devrilmiş büyük bir dal çıkmış.

Efe:

“Buradan geçemeyiz.”

Pamuk hemen dalın altındaki küçük boşluğu fark etmiş.

İçeri girmiş.

Öbür taraftan çıkmış.

Sonra farklı bir patikayı göstermiş.

Hasan Dede gülmüş.

“Bazen küçücük bir arkadaş, bizim göremediğimiz yolu görebilir.”

Efe Pamuk’un başını okşamış.

“İyi ki bizimlesin.”

Pamuk gururla kulaklarını dikmiş.

Kaybolan Kirpi

Biraz ilerlediklerinde çalılıkların arasından ağlama sesi gelmiş.

Küçük bir kirpi yavrusu tek başına duruyormuş.

Pamuk onu tanıyormuş.

Adı Diken’miş.

Diken annesini kaybetmiş.

Efe:

“Önce ona yardım etmeliyiz.”

Ama hava giderek kararıyormuş.

Pamuk gökyüzüne bakmış.

Yıldızını aramak istiyormuş.

Bir an için yolculuğa devam etmeyi düşünmüş.

Sonra Diken’in korkmuş yüzünü görmüş.

Arkadaşını burada bırakamazmış.

Hep birlikte Diken’in annesini aramışlar.

Bir süre sonra yakındaki meşe ağacının altında anne kirpiyi bulmuşlar.

Diken sevinçle annesine koşmuş.

Pamuk da rahatlamış.

Hasan Dede:

“Bir yere yetişmeye çalışırken yolumuzdaki iyilikleri görmezsek vardığımız yerin pek anlamı kalmaz,” demiş.

Tepedeki Gökyüzü

Sonunda Çamlı Tepe’ye ulaşmışlar.

Gökyüzü tamamen kararmış.

Köyün ışıkları uzakta küçücük görünüyormuş.

Hasan Dede battaniyeyi yere sermiş.

Üçü yan yana oturmuş.

Efe gökyüzünü incelemiş.

“Boncuk hâlâ yok.”

Pamuk da aramış.

Parlak görünmüyormuş.

Hasan Dede dürbünü hazırlamış.

“Biraz sabırlı olalım.”

Dakikalar geçmiş.

Pamuk sıkılmaya başlamış.

Bir sağa gitmiş.

Bir sola…

Sonra tekrar oturmuş.

Efe:

“Beklemek zor, değil mi?”

Pamuk başını sallamış.

“Ben de hemen bulmak istiyorum.”

Hasan Dede:

“Gökyüzünü gözlemlemek biraz sabır ister,” demiş.

Parlayan İz

Bir süre sonra Pamuk çimenlerin arasında tuhaf bir ışık fark etmiş.

Küçük mavi noktalar parlıyormuş.

Pamuk onların peşinden gitmiş.

Efe de onu takip etmiş.

Işıklar tepenin diğer tarafına kadar uzanıyormuş.

Orada küçük bir gölet varmış.

Pamuk suya baktığında birden durmuş.

Göletin üzerinde bir yıldız parlıyormuş!

Pamuk heyecanla suya doğru koşmuş.

“Parlak!”

Efe:

“Boncuk!”

Ama yaklaştıklarında bunun yalnızca gökyüzündeki bir yıldızın suya yansıması olduğunu fark etmişler.

Pamuk üzülmüş.

Efe de hayal kırıklığına uğramış.

Hasan Dede yanlarına gelmiş.

“Bazen çok istediğimiz bir şeyi görünce hemen onun aradığımız şey olduğuna inanırız.”

Efe:

“Yanıldık.”

“Yanılmak da öğrenmenin bir parçasıdır.”

Bir Yıldız Gerçekten Kaybolabilir mi?

Tekrar tepenin üzerine dönmüşler.

Efe:

“Dede, yıldızlar gerçekten kaybolur mu?”

Hasan Dede gökyüzüne bakmış.

“Yıldızların da bir yaşamı vardır. Çok uzun zaman içinde değişirler. Fakat bizim birkaç gecedir bir yıldızı göremememiz, onun ortadan kaybolduğu anlamına gelmez.”

“Öyleyse neden göremiyoruz?”

“Belki onu yanlış yerde arıyoruz.”

Hasan Dede gökyüzü haritasını açmış.

Mevsime göre yıldızların konumlarını göstermiş.

Efe dikkatlice incelemiş.

Sonra:

“Bir dakika!”

Haritanın başka tarafını göstermiş.

“Buraya bakmamız gerekiyor!”

Üçü yönlerini değiştirmiş.

Kaybolan Yıldız Bulunuyor

Efe önce hiçbir şey görememiş.

Sonra ağaçların hemen üzerinde küçük ama parlak bir ışık fark etmiş.

“Orada!”

Pamuk kulaklarını dikmiş.

Gökyüzüne bakmış.

Yıldız oradaymış.

Parlak!

Boncuk!

Üç gecedir aradıkları yıldız hiç kaybolmamış.

Yalnızca onların alıştığı yerde görünmüyormuş.

Pamuk sevinçle zıplamaya başlamış.

Efe kahkaha atmış.

“Bulduk!”

Hasan Dede:

“Aslında yıldız hep oradaydı.”

Pamuk gökyüzüne bakmış.

Bu yolculuğun sonunda çok önemli bir şey öğrenmiş.

Bir şeyi görememek, onun mutlaka kaybolduğu anlamına gelmiyormuş.

Pamuk’un Yeni Arkadaşı

Dönüş yolunda Efe, Pamuk’u kucağına almış.

“Sen ona Parlak diyorsun galiba.”

Pamuk burnunu oynatmış.

“Ben de Boncuk diyorum.”

Hasan Dede gülmüş.

“Aynı şeye farklı isimler vermeniz onun değerini değiştirmiyor.”

Efe bunu sevmiş.

“Öyleyse iki adı olsun. Boncuk Parlak!”

Pamuk sanki kabul etmiş gibi başını sallamış.

O günden sonra Efe ve Pamuk sık sık Çamlı Tepe’de buluşmuş.

Bazen yıldızları seyretmişler.

Bazen Ay’ı.

Bazen de hiçbir şey aramadan yalnızca gökyüzünün güzelliğine bakmışlar.

Yıldız Defteri

Efe kendisine yeni bir defter almış.

Kapağına:

Efe ile Pamuk’un Gökyüzü Defteri

yazmış.

Her gece gördüğü farklı şeyleri deftere kaydetmiş.

Ay’ın şekillerini çizmiş.

Yıldızların yerlerini işaretlemiş.

Bulutlu geceleri bile not etmiş.

Pamuk ise yanında oturup gökyüzüne bakmış.

Zamanla Efe çok önemli bir şeyi fark etmiş.

Gökyüzünü öğrenmek, yalnızca isimleri ezberlemek değilmiş.

Bakmak…

Merak etmek…

Soru sormak…

Sabırla gözlemlemek…

Ve bilmediğimiz bir şeyi araştırmakmış.

Bir Gece Boncuk Yine Görünmedi

Aylar sonra bir gece Efe ve Pamuk tekrar gökyüzüne bakmış.

Boncuk Parlak görünmüyormuş.

Pamuk önce telaşlanmış.

Sonra durmuş.

Efe’ye bakmış.

Efe gülmüş.

“Bu kez hemen aramaya çıkmayacağız.”

Hasan Dede:

“Neden?”

“Çünkü öğrendik.”

Pamuk sakin bir şekilde yere oturmuş.

Belki bulutların arkasındaydı.

Belki o mevsimde başka bir konumda görünüyordu.

Ama hemen “kayboldu” demek gerekmiyordu.

Ertesi gece yıldız yeniden görünmüş.

Pamuk ona bakıp mutlu olmuş.

Aradığımız Şeyler

Yıllar geçmiş.

Efe büyümüş.

Ama gökyüzüne bakmayı hiç bırakmamış.

Pamuk da Çınar Ormanı’nda uzun yıllar yaşamış.

Köyün çocukları bazen Hasan Dede’nin bahçesinde toplanırmış.

Efe onlara yıldızları gösterirmiş.

Çocuklardan biri:

“Gökyüzündeki en güzel yıldız hangisi?” diye sorarmış.

Efe:

“Bence herkesin başka bir cevabı olabilir,” dermiş.

Başka biri:

“Yıldızlar neden bazen görünmüyor?”

Efe onlara bulutlardan, Dünya’nın hareketinden ve mevsimlere göre değişen gökyüzünden söz edermiş.

Sonra mutlaka Pamuk’un hikâyesini anlatırmış.

“Bir zamanlar küçük bir tavşan, yıldızının kaybolduğunu düşündü.”

“Buldu mu?”

“Evet.”

“Neredeymiş?”

Efe gülümsermiş.

“Olması gereken yerde.”

Çocuklar bu cevaba önce şaşırırmış.

Sonra Efe şöyle dermiş:

“Bazen bir şeyi kaybettiğimizi düşünürüz çünkü artık onu eskiden baktığımız yerde göremeyiz. Oysa bazı şeyleri yeniden bulabilmek için yalnızca başka bir yerden bakmamız gerekir.”

Parlak Hâlâ Gökyüzünde

Pamuk yaşlandığında bile akşamları küçük tepesine çıkmaya devam etmiş.

Artık eskisi kadar hızlı koşamıyormuş.

Ama gökyüzüne bakarken hâlâ yavru bir tavşan kadar heyecanlanıyormuş.

Bir gece Efe de yanına gelmiş.

İkisi sessizce yıldızlarını izlemiş.

Efe:

“Biliyor musun Pamuk? Sen olmasaydın gökyüzünü bu kadar merak etmeyebilirdim.”

Pamuk burnunu oynatmış.

Efe bunu bir teşekkür olarak kabul etmiş.

Gökyüzündeki yıldız parlamaya devam etmiş.

Belki adı Boncuk’tu.

Belki Parlak.

Belki de insanların çok uzun zaman önce verdiği bambaşka bir adı vardı.

Ama isminin pek önemi yokmuş.

Çünkü Efe ile Pamuk için o yıldız, merak etmeyi ve vazgeçmeden araştırmayı hatırlatıyormuş.

O gece gökyüzünden hiçbir yıldız düşmemiş.

Ama üç küçük ışık parlamış.

Birincisi kaybettiğini düşündüğü bir şeyi sabırla arayanların yolunu aydınlatmış.

İkincisi bilmediği bir şeyle karşılaşınca soru sormaktan çekinmeyenlerin penceresine konmuş.

Üçüncüsü ise aradığı şeyi bulmaya çalışırken yardıma ihtiyacı olan birini görmezden gelmeyen bütün çocukların kalbinde parlamış.

Ve masal burada bitmiş.

Ama bu gece gökyüzüne bakarsanız en parlak yıldızlardan birini seçin.

Ona istediğiniz ismi verebilirsiniz.

Belki Boncuk…

Belki Parlak…

Belki de yalnızca sizin bildiğiniz bambaşka bir isim.

Sonra ertesi gece yeniden bakın.

Çünkü gökyüzü, dikkatle bakmayı bilenlere her gece başka bir hikâye anlatırmış.

Kaybolan Yıldızın Peşindeki Tavşan

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu