Çocuk Masalları2 Yaş masallar3 Yaş masallar4 Yaş masallar5 Yaş masallar6 Yaş masallar7 Yaş masallar

Şarkı Söyleyen Gizemli Deniz Kabuğu

Şarkı Söyleyen Gizemli Deniz Kabuğu

Şarkı Söyleyen Gizemli Deniz Kabuğu

Bir varmış, bir yokmuş…

Ege kıyılarında, beyaz evlerin begonviller arasından denize baktığı küçük bir sahil kasabası varmış. Bu kasabanın adı Güneşliyaka‘ymış.

Güneşliyaka’da sabahları martıların sesleri duyulur, balıkçı tekneleri gün doğmadan limandan ayrılır, akşam olduğunda ise güneş denizin üzerinde turuncu bir yol bırakarak batarmış.

Kasabada yaşayan çocukların en sevdiği yer uzun kumsalmış.

Yaz tatili başladığında çocuklar sabahtan akşama kadar burada oynar, kumdan kaleler yapar ve kıyıya vuran birbirinden güzel deniz kabuklarını toplarmış.

Bu çocuklardan biri de dokuz yaşındaki Deniz‘miş.

Deniz’in adı gibi kendisi de denizi çok severmiş.

Fakat yüzmekten ve kumda oynamaktan daha çok sevdiği bir şey varmış:

Deniz kabuğu toplamak.

Şarkı Söyleyen Gizemli Deniz Kabuğu, Deniz’in Koleksiyonu

Deniz’in odasında büyük bir ahşap kutu varmış.

Kutunun içinde onlarca deniz kabuğu bulunurmuş.

Beyazlar…

Pembeler…

Çizgililer…

Küçücük olanlar…

Avuç içi kadar büyük olanlar…

Deniz bulduğu her kabuğu dikkatlice temizler, sonra kutusuna koyarmış.

En yakın arkadaşı Ece bazen:

“Bunların hepsi birbirine benziyor,” dermiş.

Deniz hemen itiraz edermiş.

“Hiç benzemiyorlar!”

Sonra kabukları tek tek gösterirmiş.

“Bak, bunun çizgileri daha ince. Bunun kenarı kırık. Bu da daha pembe.”

Ece gülermiş.

“Tamam, tamam. Hepsi farklı.”

Deniz’in en büyük hayali ise daha önce hiç görmediği kadar güzel bir deniz kabuğu bulmakmış.

Bir sabah bu dileği gerçekten gerçekleşmiş.

Ama bulduğu kabuğun yalnızca güzel olmadığını henüz bilmiyormuş.

Fırtınadan Sonraki Sabah

Bir gece Güneşliyaka’da büyük bir fırtına çıkmış.

Dalgalar kıyıya vurmuş.

Rüzgâr bütün gece pencereleri sallamış.

Sabah olduğunda hava yeniden sakinleşmiş.

Deniz kahvaltısını yapar yapmaz dedesi Kemal Dede ile sahile gitmiş.

Fırtınalardan sonra kıyıya farklı taşlar ve kabuklar vurduğunu biliyormuş.

Kumların arasında dolaşırken bir anda parlayan bir şey görmüş.

“Dede!”

Koşarak eğilmiş.

Kumların içinde avuç içi büyüklüğünde bir deniz kabuğu duruyormuş.

Ama daha önce gördüğü kabuklara hiç benzemiyormuş.

Dışı açık maviymiş.

Üzerinde gümüş renkli ince çizgiler varmış.

Deniz kabuğu güneş ışığında sanki parlıyormuş.

“Ne kadar güzel!”

Kemal Dede de kabuğa bakmış.

“Gerçekten ilginç.”

Deniz heyecanla onu kulağına götürmüş.

Her zaman yaptığı gibi denizin sesini duymayı beklemiş.

Ama duyduğu şey dalga sesi değilmiş.

Bir şarkıymış.

Kabuğun Şarkısı

Deniz şaşkınlıkla kabuğu kulağından çekmiş.

“Dede!”

“Ne oldu?”

“Bu şarkı söylüyor!”

Kemal Dede gülmüş.

“Deniz kabuklarının içinde deniz sesi duyulur.”

“Hayır, bu farklı.”

Kabuğu yeniden kulağına götürmüş.

Çok uzaktan geliyormuş gibi ince bir melodi duyuluyormuş.

Ardından belli belirsiz sözler…

Mavi yolun ardına bak,
Dalgaların sesini bırakma.
Kaybolanı bulmak için,
Denizin kalbini dinle…

Deniz’in gözleri büyümüş.

“Gerçekten şarkı söylüyor!”

Kemal Dede kabuğu kulağına götürmüş.

Bir süre dinlemiş.

“Ben yalnızca uğultu duyuyorum.”

Deniz şaşırmış.

“Şarkıyı duymuyor musun?”

Kemal Dede başını sallamış.

Demek ki gizemli deniz kabuğunun şarkısını yalnızca Deniz duyabiliyormuş.

Ece de Duyabilecek miydi?

Deniz doğruca Ece’nin evine gitmiş.

“Çabuk, bunu dinle!”

Ece kabuğu kulağına götürmüş.

“Deniz sesi geliyor.”

“Şarkı yok mu?”

“Hayır.”

Deniz hayal kırıklığına uğramış.

Tam kabuğu geri alırken Ece:

“Dur!” demiş.

“Neden?”

“Bir şey duydum.”

“Şarkı mı?”

“Hayır. Sanki… ağlama sesi.”

İki arkadaş birbirlerine bakmış.

Deniz kabuğu yeniden kulağına götürmüş.

Şarkı değişmiş.

Bu kez sözler daha netmiş.

Küçük koyda bekleyen,
Yolunu bulamayan,
Bir dost seni çağırıyor,
Dalgaları takip et…

Ece:

“Bence birinin yardıma ihtiyacı var.”

Deniz de aynı şeyi düşünmüş.

Küçük Koya Giden Yol

Çocuklar durumu ailelerine anlatmışlar.

Kemal Dede onlarla birlikte kıyı boyunca yürümeye karar vermiş.

Kasabanın biraz ilerisinde Çınarlı Koy adında küçük ve sakin bir koy varmış.

Oraya yalnızca güvenli sahil patikasından gidiliyormuş.

Yürürlerken Deniz ara sıra kabuğu kulağına götürüyormuş.

Koy yaklaştıkça şarkı güçleniyormuş.

Ece:

“Demek doğru yere gidiyoruz.”

Çınarlı Koy’a ulaştıklarında her yere bakmışlar.

Ama kimse yokmuş.

Deniz:

“Belki yanlış geldik.”

Tam o anda Ece kayalıkların yakınında hareket eden küçük bir şey fark etmiş.

“Şuraya bakın!”

Kayaların Arasındaki Kaplumbağa

Kumların üzerinde küçük bir deniz kaplumbağası varmış.

Kıyıya doğru ilerlemeye çalışıyor ama önündeki küçük taşlar yüzünden zorlanıyormuş.

Kemal Dede çocukların yaklaşmasını durdurmuş.

“Önce dikkatlice bakalım. Yaban hayvanlarına gereksiz yere dokunmamalıyız.”

Kaplumbağanın yaralı olmadığı anlaşılmış.

Sadece yolu taşlarla kapanmış.

Kemal Dede çocukların güvenli şekilde birkaç taşı kenara almasına yardım etmiş.

Yol açıldığında küçük kaplumbağa yeniden ilerlemeye başlamış.

Deniz ile Ece sessizce izlemiş.

Bir süre sonra dalgalar ona ulaşmış.

Kaplumbağa suya girmiş ve gözden kaybolmuş.

Tam o anda Deniz’in elindeki kabuk sıcaklaşmış.

İlk Sır

Deniz kabuğu yeniden şarkı söylemeye başlamış.

Yol açıldı, dost ulaştı,
İyilik denize karıştı.
Fakat yolun bitmedi,
Üç ses daha seni bekledi.

Deniz:

“Üç ses daha!”

Ece heyecanlanmış.

“Bu bir hazine avı gibi.”

Kemal Dede gülümsemiş.

“Yalnız her gördüğünüz şeye hazine demeyin. Bazen bulduğumuz en değerli şey bir eşya değildir.”

Deniz bu sözleri pek anlamamış.

Ama kabuğun gizemini çözmek için sabırsızlanıyormuş.

İkinci Şarkı

Ertesi sabah kabuk yeniden şarkı söylemiş.

Bu kez:

Kanadım var uçamıyorum,
Denize bakıp bekliyorum…

Deniz ile Ece sahile gitmiş.

Bir süre aradıktan sonra kıyıda kanadı ince bir ipe dolanmış martı görmüşler.

Martı korkmuş görünüyormuş.

Çocuklar hemen yaklaşmamış.

Kemal Dede uygun yardım için kasabadaki hayvanlarla ilgilenen görevlilere haber vermiş.

Kısa süre sonra martı güvenli şekilde kurtarılmış.

Deniz kabuğu yeniden parlamış.

Ece:

“İkinci ses de buydu.”

Deniz başını sallamış.

Kabuğun onları yardıma ihtiyacı olan canlılara götürdüğünü artık anlamaya başlamışlardı.

Üçüncü Ses

Üçüncü gün şarkı farklıymış.

Beni dalga getirmedi,
Rüzgâr da bırakmadı.
İnsan eli düşürdü,
Deniz beni istemedi.

Deniz uzun süre düşünmüş.

“Bu bir hayvan değil.”

Ece:

“Belki bir eşya.”

Sahilde yürümeye başlamışlar.

Bir süre sonra kayalıkların arasında plastik şişeler, poşetler ve çeşitli çöpler görmüşler.

Deniz üzülmüş.

“Şarkı bunları anlatıyor!”

Ece başını sallamış.

Ailelerinden yardım alarak güvenli şekilde kıyı temizliği yapmışlar.

Kasabadaki başka çocuklar da onlara katılmış.

Kısa sürede birkaç torba çöp toplanmış.

Deniz:

“Bunların denizde ne işi var?”

Kemal Dede:

“Hiçbir işi yok. Deniz bizim çöp kutumuz değil.”

Deniz kabuğu üçüncü kez parlamış.

Son Ses

Geriye yalnızca bir ses kalmış.

Fakat günler geçmiş ve kabuk hiç şarkı söylememiş.

Deniz her sabah kulağına götürüyormuş.

Sessizlik…

Bir hafta sonra üzülmeye başlamış.

“Galiba sihri bitti.”

Ece:

“Belki son ses henüz hazır değildir.”

Deniz beklemiş.

Bir akşam güneş batarken kabuktan çok hafif bir melodi gelmiş.

Bu kez söz yokmuş.

Yalnızca hüzünlü bir ezgi…

Deniz gözlerini kapatmış.

Şarkının nereden geldiğini anlamaya çalışmış.

Birden kasabanın eski limanına doğru bakmış.

“Oraya gitmemiz gerekiyor.”

Eski Balıkçı

Kemal Dede ile birlikte limana gitmişler.

Limanın ucunda yaşlı bir adam tek başına oturuyormuş.

Adı Salih Amca‘ymış.

Eskiden balıkçılık yaparmış.

Fakat artık yaşlandığı için denize pek açılamıyormuş.

Yanında eski bir tekne maketi varmış.

Deniz:

“İyi misiniz Salih Amca?”

Yaşlı adam gülümsemiş.

“İyiyim çocuklar.”

Ama sesi biraz üzgünmüş.

Ece:

“Neden burada yalnız oturuyorsunuz?”

“Eski günleri düşünüyorum.”

Salih Amca yıllarca en yakın arkadaşı Hüseyin Amca ile balığa çıktığını anlatmış.

Hüseyin Amca başka bir şehre taşınınca birbirlerini uzun zamandır görememişler.

Deniz kabuğu Deniz’in cebinde hafifçe ısınmış.

Son sesin bu olduğunu anlamış.

Ama ortada kurtarılacak bir hayvan veya temizlenecek çöp yokmuş.

Bu kez yardım farklı olacaktı.

Bir Mektup

Ece:

“Neden arkadaşınıza mektup yazmıyorsunuz?”

Salih Amca gülmüş.

“Yıllardır mektup yazmadım.”

Deniz:

“Biz yardım ederiz.”

O akşam birlikte bir mektup hazırlamışlar.

Salih Amca eski arkadaşına denizi, kasabayı ve birlikte geçirdikleri günleri anlatmış.

Mektubu göndermişler.

Birkaç hafta sonra cevap gelmiş.

Hüseyin Amca da arkadaşını çok özlediğini yazmış.

Sonbaharda Güneşliyaka’ya geleceğini söylemiş.

Salih Amca’nın yüzündeki mutluluğu gören Deniz ile Ece çok sevinmiş.

O anda deniz kabuğu hiç olmadığı kadar parlak bir ışık saçmış.

Kabuğun Son Şarkısı

Deniz kabuğunu kulağına götürmüş.

Son kez şarkı söylüyormuş:

**Dört ses vardı dalgalarda,
Dördü ulaştı kıyılara.
Bir yol açtın, bir can kurtuldu,
Bir kıyı temiz, bir dost bulundu.

Hazine sandıkta değildi,
Altın ya da inci değildi.
Dinlemeyi bilen kalbin,
Denizin gerçek sesiydi.**

Şarkı bittiğinde kabuğun üzerindeki gümüş çizgiler yavaşça kaybolmuş.

Artık sıradan mavi bir deniz kabuğu gibi görünüyormuş.

Deniz:

“Bitti…”

Biraz üzülmüş.

Ece:

“Belki görevi tamamlandı.”

Kemal Dede:

“Bence size yeterince güzel şey öğretti.”

Gerçekten Sihirli miydi?

Deniz kabuğu artık hiç şarkı söylememiş.

Deniz onu koleksiyonundaki diğer kabukların yanına koymamış.

Masasının üzerinde özel bir yerde saklamış.

Bir gün Ece:

“Sence gerçekten sihirli miydi?” diye sormuş.

Deniz:

“Bilmiyorum.”

“Belki bütün bunlar tesadüftü.”

“Olabilir.”

“Üzülmedin mi?”

Deniz başını sallamış.

“Hayır.”

“Neden?”

“Çünkü artık deniz kabuğu şarkı söylemese de neye dikkat etmem gerektiğini biliyorum.”

Denizin Sesini Dinlemek

Deniz bundan sonra sahile her gittiğinde çevresine daha dikkatli bakmaya başlamış.

Yalnızca güzel kabuklar aramıyormuş.

Kumların arasında çöp varsa topluyormuş.

Yaralı veya yardıma ihtiyacı olan bir hayvan gördüğünde bir yetişkine haber veriyormuş.

Canlı deniz kabuklarını evine götürmüyormuş.

Deniz canlılarını rahatsız etmemeye dikkat ediyormuş.

Ece ile birlikte okulda Mavi Kıyılar Kulübü adında küçük bir grup bile kurmuşlar.

Arkadaşlarına denizleri temiz tutmanın önemini anlatıyorlarmış.

Deniz Kabuklarının Yeni Şarkısı

Yıllar geçmiş.

Deniz büyümüş.

Ama çocukken bulduğu mavi kabuğu hiç kaybetmemiş.

Bir yaz akşamı sahilde küçük bir çocukla karşılaşmış.

Çocuk kulağına bir deniz kabuğu götürmüş.

“İçinde deniz var!” demiş.

Deniz gülümsemiş.

“Ne söylüyor?”

Çocuk dikkatlice dinlemiş.

“Şşşşş…”

“Başka?”

Çocuk tekrar dinlemiş.

“Bilmiyorum.”

Deniz:

“Belki biraz daha dikkatli dinlemelisin.”

“Şarkı mı söyleyecek?”

“Belki.”

Çocuk heyecanla kabuğu kulağına götürmüş.

Deniz ise gülümseyerek denize bakmış.

Artık biliyormuş ki denizin şarkısını duymak için mutlaka sihirli bir kabuğa ihtiyaç yokmuş.

Dalgaların sesi…

Martıların çığlığı…

Kıyıya vuran taşların tıkırtısı…

Rüzgâr…

Hepsi denizin şarkısının parçalarıymış.

Ama denizin en önemli sesi bazen sessizlikmiş.

Çünkü insan sustuğunda çevresinde olup bitenleri daha iyi fark edebilirmiş.

Mavi Kabuğun Sırrı

Deniz yaşlandığında bile mavi kabuk hâlâ evindeki küçük rafta duruyormuş.

Torunları onu gördüğünde:

“Bu neden diğerlerinden farklı?” diye sorarmış.

Deniz de onlara Şarkı Söyleyen Gizemli Deniz Kabuğu’nun hikâyesini anlatırmış.

Çocuklar:

“Gerçekten şarkı söylüyor muydu?” diye sorarmış.

Deniz gülümsermiş.

“Ben duyuyordum.”

“Şimdi neden söylemiyor?”

“Belki artık söylemesine gerek yok.”

“Peki biz duyabilir miyiz?”

Deniz kabuğu çocuklara uzatırmış.

“Deneyin.”

Çocuklar sırayla dinlermiş.

Kimisi yalnızca uğultu duyarmış.

Kimisi dalga sesi…

Kimisi ise bir melodi duyduğunu iddia edermiş.

Deniz hiçbirine yanlış demezmiş.

Çünkü bazı sesler kulakla değil, dikkatle dinlenirmiş.

Ve bazen en gizemli hazineler bulduğumuz eşyalar değil, onların bize öğrettiği şeylermiş.

Gökten üç mavi deniz kabuğu düşmüş.

Biri doğadaki canlılara yardım edenlerin kıyısına…

Biri denizleri ve sahilleri temiz tutanların avucuna…

Sonuncusu ise konuşmaktan önce dinlemeyi bilen bütün çocukların kalbine düşmüş.

Ve masal burada bitmiş.

Ama bir gün sahilde güzel bir deniz kabuğu bulursanız onu kulağınıza götürüp dikkatlice dinleyin.

Belki yalnızca dalgaların uğultusunu duyarsınız.

Belki rüzgârın sesini…

Belki de çok ama çok uzaktan gelen küçük bir şarkı size şöyle der:

“Denizin sana anlatacakları var. Yeter ki dinlemeyi unutma…”

Şarkı Söyleyen Gizemli Deniz Kabuğu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu