
Bulutlara Merdiven Yapan Çocuk
Bir varmış, bir yokmuş…
Uzak dağların arasında, sabahları bacalarından ince dumanların yükseldiği, bahçelerinde elma ve kiraz ağaçlarının yetiştiği küçük bir köy varmış. Bu köyün adı Gökpınar‘mış.
Gökpınar’ın hemen arkasında yemyeşil bir tepe yükselirmiş. Köylüler buraya Bulut Tepesi dermiş. Çünkü bazı sabahlar bulutlar o kadar alçalırmış ki tepenin zirvesini tamamen kaplarmış.
Köyde yaşayan çocuklar uzaktan baktıklarında bulutların tepenin üzerine oturduğunu düşünürmüş.
Bu çocuklardan biri de dokuz yaşındaki Arda‘ymış.
Arda’nın en sevdiği şey gökyüzünü seyretmekmiş.
Beyaz bulutlara bakar, onların şekillerini bir şeylere benzetmeye çalışırmış.
“Şu gemiye benziyor.”
“Bu kocaman bir tavşan!”
“Bak anne, şuradaki de ejderha!”
Annesi Sevgi Hanım gülümsermiş.
Arda’nın en büyük hayali ise herkese biraz tuhaf gelirmiş.
Bir gün bulutlara çıkmak istiyormuş.
Bulutlara Merdiven Yapan Çocuk, Bulutların Üzerinde Ne Var?
Arda, dedesi Mehmet Dede ile evlerinin önünde otururken yine gökyüzüne bakıyormuş.
“Dede?”
“Efendim Arda?”
“Bulutların üzerinde ne var?”
“Gökyüzü.”
“Daha yukarıda?”
“Daha çok gökyüzü.”
“Sonra?”
Mehmet Dede gülmüş.
“Uzay.”
Arda biraz düşünmüş.
“Peki bulutların üzerine çıkabilir miyiz?”
“Uçakla çıkabiliriz.”
“Ben uçakla değil, kendim çıkmak istiyorum.”
“Nasıl yapacaksın?”
Arda gökyüzüne bakmış.
“Bir merdiven yapacağım.”
Mehmet Dede kahkaha atmamış.
Arda’nın en sevdiği yanı da buymuş. Dedesi onun fikirleri ne kadar tuhaf olursa olsun önce dinlermiş.
“Çok uzun bir merdivene ihtiyacın olacak,” demiş.
Arda ciddi bir şekilde başını sallamış.
“Öyleyse hemen başlamalıyım.”
İlk Merdiven
Ertesi sabah Arda bahçedeki eski tahta parçalarını toplamış.
İki uzun tahta bulmuş.
Aralarına küçük parçalar çakmaya başlamış.
Mehmet Dede yanına gelmiş.
“Ne yapıyorsun?”
“Bulut merdivenimi.”
Dedesi onun güvenli şekilde çalışmasına yardım etmiş.
Öğleden sonra küçük bir merdiven hazırmış.
Arda onu bahçedeki duvara dayamış.
Yukarı çıkmış.
Son basamağa geldiğinde ellerini havaya kaldırmış.
Bulutlar hâlâ çok uzaktaymış.
“Biraz kısa oldu.”
Mehmet Dede:
“Biraz,” demiş.
Arda:
“Yarın daha büyüğünü yapacağım.”
Köyde Herkes Duyuyor
Arda’nın bulutlara merdiven yapmaya çalıştığı kısa sürede bütün köye yayılmış.
Arkadaşı Ece yanına gelmiş.
“Gerçekten bulutlara mı çıkacaksın?”
“Evet.”
“Merdivenle mi?”
“Evet.”
“Kaç metre olacak?”
Arda gökyüzüne bakmış.
“Çok.”
Ece gülmüş.
“Bence yapamazsın.”
Arda’nın yüzü düşmüş.
“Neden?”
“Çünkü bulutlar çok uzakta.”
Arda hiçbir şey söylememiş.
Akşam olunca yaptığı küçük merdivene bakmış.
Gerçekten de bulutlara ulaşması mümkün görünmüyormuş.
Ama vazgeçmek istememiş.
Mehmet Dede’nin Sorusu
Akşam yemeğinden sonra Arda dedesine:
“Bir şeyi yapamayacağımızı nasıl anlarız?” diye sormuş.
Mehmet Dede:
“Neden sordun?”
“Ece bulutlara merdiven yapamayacağımı söyledi.”
“Peki sen ne düşünüyorsun?”
“Bilmiyorum.”
Mehmet Dede biraz düşünmüş.
“Bazen bir hayal tam düşündüğümüz şekilde gerçekleşmez.”
Arda kaşlarını çatmış.
“Yani yapamayacağım mı?”
“Bunu söylemedim.”
“Ne söyledin?”
“Belki asıl önemli olan, o hayalin seni nereye götürdüğüdür.”
Arda bu sözden pek bir şey anlamamış.
Ama aklına yazmış.
İkinci Deneme
Ertesi gün Arda daha farklı bir yöntem düşünmüş.
Tahta merdiven yeterince uzun olamayacaksa ip kullanabilirdi.
Bahçedeki ağacın dallarına bakmış.
Uzun bir ip bulmuş.
“Belki ip merdiven yaparım.”
Ece de merak edip gelmiş.
Birlikte küçük bir ip merdiven hazırlamışlar.
Ama onu bulutlara nasıl bağlayacaklarını düşünmemişler.
Ece:
“Bir ucunu yukarı kim götürecek?”
Arda durmuş.
“Doğru.”
“Belki kuşlar?”
İkisi ağacın dalındaki serçelere bakmış.
Arda:
“Sanırım o kadar güçlü değiller.”
İkinci plan da işe yaramamış.
Uçurtma Fikri
Birkaç gün sonra köyde güçlü bir rüzgâr esmiş.
Çocuklar uçurtma uçuruyormuş.
Arda’nın aklına yeni bir fikir gelmiş.
Kocaman bir uçurtma yaparsa ipini bulutlara kadar gönderebilirdi.
Ece bu fikri sevmiş.
Bu kez Kerem de onlara katılmış.
Üç çocuk renkli kâğıtlardan büyük bir uçurtma hazırlamış.
Kuyruğuna mavi kurdeleler bağlamışlar.
Üzerine de büyük harflerle:
BULUTLARA GİDEN YOL
yazmışlar.
Uçurtmayı Bulut Tepesi’ne götürmüşler.
Rüzgâr onu hızla yükseltmiş.
Arda heyecanla ipi bırakmış.
Uçurtma daha yükseğe…
Daha yükseğe…
Çıkmış.
Ama bulutlara ulaşmadan rüzgâr yön değiştirmiş.
Uçurtma bir ağacın dallarına takılmış.
Üç çocuk hayal kırıklığına uğramış.
Vazgeçmek Üzereyken
Arda eve döndüğünde yaptığı çizimleri masanın üzerine koymuş.
Tahta merdiven…
İp merdiven…
Uçurtma…
Hiçbiri işe yaramamıştı.
“Belki Ece haklıydı,” diye düşünmüş.
Tam çizimleri çöpe atacakken Mehmet Dede odaya girmiş.
“Neden üzgünsün?”
“Hiçbir şey işe yaramıyor.”
“Ne öğrendin?”
“Başaramadığımı.”
Mehmet Dede başını sallamış.
“Bence daha fazlasını öğrendin.”
“Neyi?”
“Merdiven yapmayı öğrendin. Düğüm atmayı öğrendin. Uçurtmanın rüzgârla nasıl hareket ettiğini öğrendin.”
Arda durmuş.
Bunları hiç düşünmemişti.
Okuldaki Gökyüzü Dersi
Ertesi gün öğretmenleri Selma Hanım sınıfa büyük bir gökyüzü resmi getirmiş.
“Bugün bulutları öğreneceğiz.”
Arda’nın gözleri parlamış.
Selma Öğretmen bulutların gökyüzünde asılı duran pamuk parçaları olmadığını anlatmış.
Bulutların çok küçük su damlacıkları ve buz kristallerinden oluşabildiğini açıklamış.
Arda hemen elini kaldırmış.
“Öğretmenim, bulutun üstünde durabilir miyiz?”
Selma Hanım gülümsemiş.
“Hayır Arda. Bulutlar katı bir zemin değildir.”
“Yani üzerine basamayız?”
“Basamayız.”
Arda’nın hayali bir anda değişmiş.
Yıllardır bulutların üzerine çıkıp yürüyebileceğini düşünüyormuş.
Hayali Bitmiş miydi?
Okul çıkışında Ece:
“Demek merdiven yapsan bile bulutun üstünde duramayacaksın.”
Arda üzgünmüş.
“Evet.”
“Artık vazgeçecek misin?”
Arda cevap vermemiş.
Eve giderken gökyüzüne bakmış.
Bulutlar hâlâ çok güzelmiş.
Onların üzerinde yürüyemeyeceğini öğrenmek, merakını yok etmemişti.
Tam tersine yeni soruları olmuştu.
Bulutlar nasıl oluşuyordu?
Neden bazıları beyaz, bazıları griydi?
Yağmur nasıl başlıyordu?
Bulutlar neden hareket ediyordu?
Arda eve koşmuş.
“Dede!”
“Ne oldu?”
“Merdiven planım değişti!”
Bilgi Merdiveni
Arda artık gerçek bir merdiven yapmayacakmış.
Onun yerine büyük bir karton almış.
Üzerine uzun bir merdiven çizmiş.
En alt basamağa:
Bulut nedir?
yazmış.
Sonraki basamağa:
Nasıl oluşur?
Bir sonrakine:
Neden yağmur yağar?
Sonra:
Kar nasıl oluşur?
Fırtına neden olur?
Gökyüzü neden mavidir?
Merdivenin tepesine ise:
UZAY
yazmış.
Mehmet Dede gülümsemiş.
“Bu nedir?”
Arda:
“Bilgi merdivenim.”
“Bulutlara bununla mı çıkacaksın?”
“Belki gerçekten çıkamam. Ama onlar hakkında her şeyi öğrenebilirim.”
Mehmet Dede’nin gözleri parlamış.
“Sanırım sonunda merdivenini buldun.”
Küçük Gözlem İstasyonu
Arda, Ece ve Kerem bahçenin bir köşesine küçük bir gözlem alanı kurmuşlar.
Her gün gökyüzüne bakıyorlarmış.
Gördükleri bulutların resimlerini çiziyor, hava durumunu not ediyorlarmış.
Ece:
“Bugün bulutlar çok koyu.”
Kerem:
“Belki yağmur yağacak.”
Arda defterine yazmış.
Bir saat sonra gerçekten yağmur başlamış.
Çocuklar sevinmiş.
Sanki büyük bir keşif yapmışlar.
Arda artık bulutlara eskisinden bile daha çok hayranmış.
Çünkü onların yalnızca güzel şekiller olmadığını biliyormuş.
Yağmurdan Sonraki Gün
Bir gece köye çok yağmur yağmış.
Ertesi sabah Bulut Tepesi’nin çevresi sisle kaplanmış.
Mehmet Dede:
“Yürüyüşe çıkalım mı?”
Arda, Ece ve Kerem onunla birlikte tepeye çıkmışlar.
Yükseldikçe sis yoğunlaşmış.
Arda bir anda durmuş.
Etrafı bembeyazmış.
“Dede…”
“Efendim?”
“Biz bulutun içinde miyiz?”
Mehmet Dede gülümsemiş.
“Yere yakın oluşan bulutlara sis diyoruz. Yani bir bakıma evet.”
Arda ellerini havaya kaldırmış.
Beyazlığın içinde yürümüş.
Çocukluğundan beri bulutlara dokunmayı hayal etmişti.
Ama dokunacak pamuk gibi bir şey yokmuş.
Yalnızca serin ve nemli hava…
Yine de çok güzelmiş.
Arda’nın Anladığı Şey
Tepenin zirvesine ulaştıklarında Arda aşağıdaki köye bakmış.
“Dede?”
“Efendim?”
“Ben bulutlara merdiven yapamadım.”
“Doğru.”
“Ama yine de buraya geldim.”
“Evet.”
“Demek bazen istediğimiz yere düşündüğümüz yoldan gitmiyoruz.”
Mehmet Dede gülümsemiş.
“İşte şimdi yıllar önce söylediğim şeyi anladın.”
“Neyi?”
“Bir hayalin seni nereye götürdüğünün önemli olduğunu.”
Arda düşünmüş.
Bulutlara çıkmak istemeseydi merdiven yapmayı öğrenmeyecekti.
Uçurtma hazırlamayacaktı.
Gökyüzünü araştırmayacaktı.
Belki de bu kadar çok soru sormayacaktı.
Başaramadığı denemelerin hiçbiri tamamen boşa gitmemişti.
Yıllar Geçerken
Arda büyüdükçe gökyüzüne olan merakı daha da artmış.
Kitaplar okumuş.
Fen derslerini çok sevmiş.
Gökyüzü gözlemleri yapmış.
Bulutların isimlerini öğrenmiş.
Ama çocukken yaptığı karton merdiveni hiç atmamış.
Odası değişmiş.
Kitapları çoğalmış.
Boyu uzamış.
Ama karton hâlâ duvarında asılıymış.
Her öğrendiği yeni şeyde merdivenin yanına küçük bir not eklemiş.
Yıllar sonra merdivenin etrafı yüzlerce bilgiyle dolmuş.
Mehmet Dede’nin Eski Merdiveni
Bir gün Arda eski kulübeyi temizlerken ilk yaptığı küçük tahta merdiveni bulmuş.
Tahtaları eskimişti.
Üzerinde çocukken attığı eğri çiviler duruyordu.
Ece de yanındaymış.
“Hatırlıyor musun?” diye sormuş.
Ece kahkaha atmış.
“Bununla bulutlara çıkacaktın.”
Arda da gülmüş.
“Sen de yapamayacağımı söylemiştin.”
“Doğru söylemişim.”
Arda:
“Bir bakıma.”
Ece şaşırmış.
“Nasıl yani?”
“Bulutlara çıkamadım ama bu merdiven beni başka bir yere götürdü.”
“Nereye?”
Arda gökyüzünü göstermiş.
“Merak etmeye.”
Hayaller Değişebilir
Arda büyüdüğünde köy okuluna sık sık gidip çocuklarla gökyüzü gözlemleri yapmaya başlamış.
Bir gün küçük bir çocuk ona:
“Ben Ay’a gitmek istiyorum,” demiş.
Yanındaki başka bir çocuk gülmüş.
“Sen gidemezsin!”
Arda hemen çocukluğunu hatırlamış.
Ece’nin:
“Bulutlara çıkamazsın,”
dediği günü…
Küçük çocuğa dönmüş.
“Ay’a gitmek zor bir hedef.”
Çocuk üzülmüş.
Arda devam etmiş:
“Ama bu hayalin seni neler öğrenmeye götüreceğini henüz bilmiyorsun.”
“Nasıl yani?”
“Belki uzayı araştırırsın. Belki roketlerin nasıl çalıştığını öğrenirsin. Belki başka bir şey keşfedersin.”
“Ya hiç Ay’a gidemezsem?”
“Bir hayalin değeri yalnızca sonunda gerçekleşip gerçekleşmediğiyle ölçülmez.”
Çocuk gülümsemiş.
Bulutlara Uzanan Gerçek Merdiven
Yıllar sonra Gökpınar Köyü’nün okul bahçesine küçük bir gözlem evi yapılmış.
Adını çocuklar koymuş:
Bulut Merdiveni Gözlem Evi
Duvarına Arda’nın çocukken çizdiği merdivenin büyük bir resmi yapılmış.
Her basamağın üzerinde bir soru varmış.
Neden?
Nasıl?
Nerede?
Ne zaman?
Ya şöyle olsaydı?
Başka bir yolu var mı?
En üst basamakta ise tek bir cümle yazıyormuş:
MERAK ETMEKTEN VAZGEÇME.
Çocuklar her geldiklerinde gökyüzünü inceliyor ve yeni sorular soruyormuş.
Arda ise onları dinliyormuş.
Hiçbir soruya gülmüyormuş.
Çünkü çok iyi biliyormuş ki bazen en güzel keşifler, ilk duyulduğunda biraz tuhaf gelen bir soruyla başlarmış.
Gökyüzüne Bakmayı Unutma
Arda hiçbir zaman bulutların üzerine tahta bir merdivenle çıkamamış.
Ama bundan hiç pişman olmamış.
Çünkü yaptığı başarısız merdiven ona çok daha önemli bir şey öğretmiş.
Bir şeyi başaramadığımızda her zaman elimiz boş dönmezmişiz.
Bazen yeni bir bilgi kazanırmışız.
Bazen farklı bir yöntem öğrenirmişiz.
Bazen aslında ne istediğimizi daha iyi anlarmışız.
Bazen de çıktığımız yol bizi hiç düşünmediğimiz başka bir hayale götürürmüş.
Arda’nın bulutlara uzanan merdiveni tahtadan değildi.
Basamakları meraktan yapılmıştı.
Her soru yeni bir basamaktı.
Her öğrendiği bilgi onu biraz daha yukarı çıkarıyordu.
Ve bu merdivenin en güzel yanı şuydu:
Hiç bitmiyordu.
Çünkü öğrenilecek her şeyin ardından yeni bir soru geliyordu.
Gökten üç beyaz bulut düşmüş.
Birincisi hayal kurmaktan vazgeçmeyenlerin gökyüzünde kalmış.
İkincisi başarısız olduğu ilk denemeden sonra yeniden deneyenlerin yoluna gölge olmuş.
Üçüncüsü ise bilmediği bir şeyle karşılaştığında utanmadan “Neden?” diye soran bütün çocukların hayallerine konmuş.
Ve masal burada bitmiş.
Ama yarın gökyüzüne baktığınızda şekilden şekle giren bir bulut görürseniz Arda’nın merdivenini hatırlayın.
Sonra kendinize bir soru sorun.
Cevabını bilmiyorsanız üzülmeyin.
Çünkü belki de o soru, sizin görünmez merdiveninizin ilk basamağıdır.







