
Gümüş Kanatlı Karga ve Masal Yıldızı
Gümüş kanatlı bir karga, geceleri gökyüzünde süzülmeyi ve yıldızları seyretmeyi çok severdi. Tüyleri diğer kargalardan farklıydı. Ay ışığı kanatlarına vurduğunda sanki küçük gümüş parçaları parlıyordu. Bu yüzden ormandaki hayvanlar ona Gümüş Kanat derdi.
Gümüş Kanat, her akşam yuvasından çıkar, yüksek kayalıkların üzerine konar ve gökyüzünü izlerdi. Fakat onun en çok merak ettiği şey, gökyüzünün tam ortasında parlayan küçük bir yıldızdı. Bu yıldız diğerlerinden daha parlaktı ve her gece farklı bir renkte ışık saçıyordu.
Bir akşam Gümüş Kanat, yıldızın birdenbire titremeye başladığını fark etti.
“Acaba ne oldu?” diye düşündü.
Tam o sırada gökyüzünden ince, parlak bir ışık süzüldü ve ormanın uzak tarafındaki çimenlerin üzerine düştü.
Gümüş Kanat hiç vakit kaybetmeden ışığın düştüğü yere doğru uçtu.
Masal Yıldızı’nın Gizemi
Çimenlerin arasında küçük, parıldayan bir yıldız duruyordu. Fakat yıldız gökyüzündeki gibi değildi. Çok üzgün görünüyordu.
“Sen de kimsin?” diye sordu Gümüş Kanat.
“Ben Masal Yıldızı’yım,” diye cevap verdi yıldız. “Gökyüzündeki masallara ışık vermek için geceleri parlıyorum. Fakat bugün sihirli ışığım kayboldu. Eğer onu bulamazsam çocukların güzel rüyalarına ulaşamayacağım.”
Gümüş Kanat bunu duyunca hemen yardım etmeye karar verdi.
“Merak etme. Işığını birlikte bulacağız.”
Masal Yıldızı, ışığının ormanın üç farklı yerine dağıldığını söyledi. İlk parça eski değirmenin yanında, ikinci parça küçük derenin kıyısında, üçüncü parça ise yüksek tepenin arkasındaydı.
Gümüş Kanat önce eski değirmene uçtu. Değirmenin kırık penceresinden içeri baktığında küçük bir ışık gördü. Kanatlarını dikkatlice kullanarak ışık parçasını aldı.
Daha sonra dereye gitti. Suyun üzerinde parlayan ikinci ışık parçasını fark etti. Ancak su çok hızlı akıyordu. Bir süre düşündükten sonra yerdeki uzun bir dalı gagasıyla itti ve ışığı dalın üzerine çıkardı.

Yüksek Tepenin Ardındaki Işık
Son ışık parçasını bulmak daha zordu. Gümüş Kanat tepenin arkasına ulaştığında yoğun bir sisle karşılaştı. Sis yüzünden hiçbir şey görünmüyordu.
Tam geri dönmek üzereyken uzaktan minicik bir parıltı gördü.
“Orada olmalısın!” diye seslendi.
Gümüş Kanat sisin içine doğru ilerledi. Birkaç kez yönünü şaşırdı ama vazgeçmedi. Sonunda büyük bir kayanın arkasında üçüncü ışık parçasını buldu.
Üç ışık parçasını Masal Yıldızı’na getirdiğinde yıldız yeniden parlamaya başladı.
“Başardın!” diye sevinçle bağırdı Masal Yıldızı.
Gümüş Kanat gülümsedi.
“Senin ışığın sadece gökyüzünü değil, çocukların rüyalarını da aydınlatıyor. Böyle bir ışığın kaybolmasına izin veremezdim.”
Masal Yıldızı gökyüzüne yükselmeden önce Gümüş Kanat’a küçük bir hediye verdi. Bu hediye, geceleri hafifçe parlayan minik bir yıldız tüyüydü.
O geceden sonra gümüş kanatlı karga her gökyüzüne baktığında Masal Yıldızı’nı görebiliyordu. Yıldız da her gece ona biraz daha parlak ışık gönderiyordu.
Ormandaki hayvanlar kısa sürede bu macerayı öğrendi. Artık herkes Gümüş Kanat’ın yalnızca güzel kanatlara sahip bir karga olmadığını biliyordu. O, zor zamanlarda arkadaşlarına yardım eden cesur ve iyi kalpli bir dosttu.
Gecelerden birinde Masal Yıldızı ona uzaktan seslendi:
“İyilik yapanların kalbinde her zaman bir yıldız parlar!”
Gümüş Kanat gökyüzüne bakarak gülümsedi.
O günden sonra gümüş kanatlı karga, geceleri gökyüzünde uçarken yalnız olmadığını biliyordu. Çünkü yukarıda onu bekleyen bir yıldız, aşağıda ise onu seven dostları vardı.
Ve her gece, uykuya dalan çocukların rüyalarına Masal Yıldızı’nın yumuşacık ışığı düşerken gümüş kanatlı karga gökyüzünde sessizce süzülüyordu.
Böylece ormanda herkes, küçük bir yardımın bile kocaman bir mutluluğa dönüşebileceğini öğrendi.





