Çocuk Masalları3 Yaş masallar4 Yaş masallar5 Yaş masallar6 Yaş masallar7 Yaş masallar8 Yaş masallar

Renkli Kanatlarını Arayan Kelebek

Renkli Kanatlarını Arayan Kelebek

Renkli Kanatlarını Arayan Kelebek

Bir varmış, bir yokmuş. Uzaklarda, bahar geldiğinde yüzlerce çeşit çiçeğin aynı anda açtığı Renkli Çiçekler Vadisi adında yemyeşil bir yer varmış.

Bu vadide papatyalar rüzgârla dans eder, gelincikler sabah güneşine doğru uzanır, menekşeler çimenlerin arasından utangaçça başlarını çıkarırmış. Arılar çiçekten çiçeğe dolaşırken kuşların neşeli şarkıları bütün vadiyi doldururmuş.

Vadinin en güzel zamanlarından biri kelebeklerin kozalarından çıktığı günmüş.

O gün geldiğinde bütün hayvanlar kelebekleri görmek için Çiçek Tepesi’nde toplanırmış.

Çünkü her kelebeğin kanatları birbirinden farklı olurmuş.

Kiminin kanatları gökyüzü kadar mavi, kimininki güneş kadar sarı, kimininki ise rengârenk desenlerle kaplıymış.

O yıl kozaların arasında küçük bir koza daha varmış.

İçinde Lila adında minik bir kelebek uyuyormuş.

Sonunda Lila’nın kozası da çatlamış.

Küçük kelebek yavaşça dışarı çıkmış ve kanatlarını açmış.

Fakat etrafındaki kelebeklere bakınca şaşırmış.

Onların kanatları rengârenkken Lila’nın kanatları neredeyse tamamen beyazmış.

“Benim renklerim nerede?” diye fısıldamış.

Beyaz Kanatların Üzüntüsü: Renkli Kanatlarını Arayan Kelebek

Lila hemen diğer kelebeklerin yanına gitmiş.

Mavi kanatlı Maviş havada dönerek uçuyormuş.

Lila ona,

“Kanatların neden bu kadar mavi?” diye sormuş.

Maviş gururla kanatlarını açmış.

“Ben böyle doğdum.”

Biraz ileride turuncu kanatlı Alev varmış.

“Sen renklerini nereden aldın?” diye sormuş Lila.

Alev,

“Bilmiyorum. Kozamdan çıktığımda zaten böyleydim,” demiş.

Lila kendi beyaz kanatlarına bakmış.

“Belki benim renklerim bir yerde kaybolmuştur.”

O günden sonra Lila’nın aklında yalnızca bir soru varmış:

Renkli kanatlarımı nerede bulabilirim?

Vadinin en yaşlı kelebeği Benek Nine, Lila’nın üzgün olduğunu fark etmiş.

“Kanatların neden düşük küçük kelebek?” diye sormuş.

“Çünkü renklerimi kaybettim.”

Benek Nine dikkatlice Lila’nın kanatlarına bakmış.

“Kaybettiğinden emin misin?”

Lila şaşırmış.

“Kanatlarım bembeyaz. Başka ne olabilir?”

Benek Nine gülümsemiş.

“Bazen aradığımız şey kaybolmamıştır. Sadece henüz onu nasıl göreceğimizi öğrenmemişizdir.”

Lila bu sözlerden pek bir şey anlamamış.

Ama renklerini bulmaya karar vermiş.

Gökkuşağının Peşinde

Ertesi sabah yağmur yağmış.

Yağmur dindiğinde gökyüzünde kocaman bir gökkuşağı belirmiş.

Lila heyecanla havalanmış.

“İşte renklerim!”

Gökkuşağının içinde kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi ve mor varmış.

Lila bütün gücüyle ona doğru uçmaya başlamış.

Saatlerce uçmuş.

Ama gökkuşağına yaklaştığını düşündükçe gökkuşağı daha da uzaklaşıyormuş.

Sonunda yorularak bir ağacın dalına konmuş.

“Sanırım ona hiç ulaşamayacağım.”

Daldaki küçük serçe Lila’yı fark etmiş.

“Gökkuşağını mı yakalamaya çalışıyorsun?”

“Evet. Renklerimi ondan almak istiyorum.”

Serçe gülmüş.

“Gökkuşağının renklerini yakalayamazsın.”

Lila’nın yüzü düşmüş.

“Peki renklerimi nerede bulacağım?”

Serçe kanatlarını açmış.

“Bilmiyorum. Ama bazen aradığın şeyi bulmak için uzağa gitmek yerine yol boyunca gördüklerine dikkat etmelisin.”

Lila teşekkür etmiş ve yolculuğuna devam etmiş.

Kırmızı Gelincik Tarlası

Bir süre sonra büyük bir gelincik tarlasına ulaşmış.

Her yer kıpkırmızıymış.

“Belki kırmızı rengimi buradan alabilirim!”

Bir gelinciğin üzerine konmuş.

“Sevgili Gelincik, bana biraz kırmızı renginden verir misin?”

Gelincik cevap vermiş:

“Rengimi koparıp sana veremem. Ama istersen bugün bana yardım edebilirsin.”

“Neye ihtiyacın var?”

“Rüzgâr dün bazı tohumlarımı derenin kenarına savurdu. Onları güvenli toprağa taşıyabilir misin?”

Lila bütün gün küçük tohumları taşımış.

İşi bittiğinde gelincik,

“Teşekkür ederim,” demiş.

Lila yoluna devam etmiş.

Fakat fark etmediği bir şey olmuş.

Kanadının kenarında küçücük kırmızı bir benek belirmiş.

Sarı Papatyanın Sırrı

Lila ilerlerken büyük bir papatya bahçesine ulaşmış.

Papatyaların ortaları güneş gibi sarıymış.

“Sarı rengimi burada bulabilirim!”

En büyük papatyaya yaklaşmış.

“Bana biraz sarı renginden verir misin?”

Papatya,

“Renk veremem ama yardımına ihtiyacım var,” demiş.

“Nedir?”

“Şu küçük arı yolunu kaybetti. Yuvasını bulmasına yardım eder misin?”

Lila arının yanına gitmiş.

Birlikte vadiyi dolaşmışlar.

Uzun bir arayıştan sonra arı kovanını bulmuş.

“Teşekkür ederim Lila!” demiş küçük arı.

Lila mutlu bir şekilde uçup gitmiş.

Bu kez kanadında küçücük sarı bir çizgi ortaya çıkmış.

Ama Lila hâlâ bunu fark etmemiş.

Mavi Göl

Yolculuğunun üçüncü gününde Lila büyük bir göle ulaşmış.

Göl gökyüzünü öylesine güzel yansıtıyormuş ki tamamen mavi görünüyormuş.

Lila suyun kenarına konmuş.

“Sevgili Göl, bana biraz mavinden verir misin?”

Göl hafifçe dalgalanmış.

Tam o sırada sudan küçük bir kurbağa çıkmış.

“Göl renklerini vermez,” demiş kurbağa.

Lila üzülmüş.

Kurbağa devam etmiş:

“Ama belki bana yardım edebilirsin.”

“Neye?”

“Yavrularımdan biri nilüferlerin arasında kayboldu.”

Lila hemen havalanmış.

Nilüferlerin üzerinde dolaşmış.

Sonunda küçük kurbağayı büyük bir yaprağın üzerinde bulmuş.

Onu annesine götürmüş.

“Çok teşekkür ederim!” demiş kurbağa.

Lila yeniden yoluna koyulmuş.

Kanadında bu kez incecik mavi bir desen oluşmuş.

Fırtınalı Gece

Akşam olduğunda gökyüzü birden kararmış.

Rüzgâr şiddetlenmiş.

Lila hemen büyük bir ağacın kovuğuna sığınmış.

İçeride üç küçük uğur böceği varmış.

Hepsi korkudan titriyormuş.

“Fırtınadan korkuyoruz,” demişler.

Lila da korkuyormuş.

Ama bunu belli etmemiş.

“Merak etmeyin. Birlikte beklersek daha az korkarız.”

Lila onlara Renkli Çiçekler Vadisi’ni anlatmış.

Papatyalardan, gökkuşağından ve komik kurbağalardan söz etmiş.

Uğur böcekleri bir süre sonra gülmeye başlamış.

Fırtına sabaha kadar devam etmiş.

Lila bütün gece onların yanında kalmış.

Sabah güneş doğduğunda uğur böcekleri,

“Bizi yalnız bırakmadığın için teşekkür ederiz,” demiş.

Lila gülümsemiş.

“Ben de korkuyordum. Ama birlikte olunca daha kolaydı.”

Havalanıp yoluna devam etmiş.

Artık kanatlarında mor ve turuncu küçük desenler de varmış.

Aynadaki Kelebek

Lila günler sonra Renkli Çiçekler Vadisi’ne geri dönmüş.

Yorgunmuş.

Üstelik hâlâ renklerini bulamadığını düşünüyormuş.

“Gökkuşağına ulaşamadım. Çiçekler de bana renklerini veremedi. Galiba hep beyaz kanatlı kalacağım.”

Benek Nine onu görünce şaşkınlıkla,

“Gerçekten mi?” demiş.

“Evet.”

“Öyleyse gölete bak.”

Lila suyun kenarına uçmuş.

Başını eğmiş.

Ve donup kalmış.

Suyun üzerinde rengârenk bir kelebek görüyormuş.

Kanatlarının kenarlarında kırmızı benekler, ortasında sarı çizgiler, uçlarında mavi, mor ve turuncu desenler varmış.

Lila arkasına bakmış.

“Bu kelebek kim?”

Benek Nine kahkaha atmış.

“O sensin!”

Lila yeniden suya bakmış.

“Ben mi?”

“Evet.”

“Peki renklerim nasıl geldi?”

Benek Nine yanına konmuş.

“Kırmızı rengin gelinciklere yardım ettiğinde geldi. Sarın kaybolan arıyı yuvasına götürdüğünde ortaya çıktı. Mavin küçük kurbağayı bulduğunda, diğer renklerin ise korkmana rağmen uğur böceklerinin yanında kaldığında oluştu.”

Lila hayretle kanatlarına bakmış.

“Yani renklerimi yol boyunca mı buldum?”

“Evet. Ama onları aradığın yerde değil, yaptığın güzel şeylerin içinde buldun.”

En Güzel Kanatlar Yarışması

Birkaç gün sonra vadide geleneksel Kelebek Şenliği düzenlenmiş.

Kelebekler rengârenk kanatlarıyla havada süzülüyormuş.

Maviş, Alev ve diğer kelebekler Lila’yı görünce şaşırmış.

“Kanatlarına ne oldu?”

Lila gülümsemiş.

“Uzun bir hikâye.”

O yıl şenlikte “En Güzel Kanatlar” yarışması da yapılacakmış.

Birçok kelebek Lila’nın kazanacağını düşünmüş.

Ama Lila yarışmaya katılmamış.

Maviş şaşırmış.

“Neden katılmıyorsun? Kanatların çok güzel oldu.”

Lila gülümsemiş.

“Çünkü artık kanatlarımın başkalarınınkinden daha güzel olup olmadığını bilmeye ihtiyacım yok.”

Benek Nine uzaktan onu duyunca gururla gülümsemiş.

Lila sonunda en önemli şeyi öğrenmişti.

Gerçek Renkler

O günden sonra Lila vadinin her köşesine uçmuş.

Bazen yaşlı bir arıya yardım etmiş.

Bazen yalnız kalan bir kelebeğin yanında durmuş.

Bazen de küçük tırtıllara gökyüzünün ne kadar güzel olduğunu anlatmış.

İlginç olan şuymuş:

Lila her yeni şey öğrendiğinde veya birine iyilik yaptığında kanatlarında yeni bir desen beliriyormuş.

Bir gün minik bir tırtıl ona,

“Ben de senin gibi rengârenk kanatlara sahip olabilir miyim?” diye sormuş.

Lila tırtılın yanına konmuş.

“Belki.”

“Nasıl?”

Lila gülümsemiş.

“Önce kendi kanatlarının nasıl olacağını merak ederek başla. Ama sakın başkalarının kanatlarına bakıp kendi güzelliğini unutma.”

Tırtıl başını sallamış.

Lila gökyüzüne doğru uçmuş.

Güneş ışığı kanatlarına vurduğunda bütün renkleri parlamış.

O anda gökyüzünde yeni bir gökkuşağı belirmiş.

Lila artık onun peşinden uçmamış.

Çünkü aradığı renklerin hiçbir zaman gökkuşağında saklı olmadığını biliyormuş.

Onlar cesaretinde, iyiliğinde, sabrında ve kendi hikâyesinin içinde saklıymış.

Renkli Kanatlarını Arayan Kelebek

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu