Çocuk Masalları2 Yaş masallar3 Yaş masallar4 Yaş masallar5 Yaş masallar6 Yaş masallar7 Yaş masallar8 Yaş masallar

Dünyanın En Küçük Devi

Dünyanın En Küçük Devi

Dünyanın En Küçük Devi

Bir varmış, bir yokmuş. Bulutların dağların omuzlarına konduğu, nehirlerin gümüş kurdeleler gibi vadilerden geçtiği çok uzak bir ülkede Devler Vadisi adında gizemli bir yer varmış.

Bu vadide yaşayan herkes devmiş.

Devlerin evleri dağlar kadar büyük, yatakları küçük bir tarla kadar genişmiş. Bir dev hapşırdığında ağaçların yaprakları sallanır, güldüğünde vadinin öteki ucundan sesi duyulurmuş.

Dev çocukları oyun oynarken kayaları top gibi yuvarlar, derelerin üzerinden tek adımda atlarmış.

İşte bu vadide Tuna adında bir dev çocuğu yaşarmış.

Fakat Tuna’nın diğer devlerden çok önemli bir farkı varmış.

Tuna küçücükmüş.

Elbette insanların yanında yine uzun sayılırmış ama diğer devlerin yanında neredeyse bir çocuk kadar görünüyormuş.

Babası kocamanmış.

Annesi ondan da uzunmuş.

Ağabeyi Batu ise daha on iki yaşındayken evlerinin çatısına dokunabiliyormuş.

Tuna her sabah yatağından kalkınca duvarlarına çizdiği boy çizgisinin önüne geçermiş.

Sırtını duvara yaslar ve başının üzerine bir kitap koyarmış.

Sonra heyecanla çizgiye bakarmış.

“Bugün büyüdüm mü?”

Ama çizgi neredeyse hep aynı yerde kalırmış.

Dünyanın En Küçük Devi: Büyük Devler Okulu

Tuna, vadideki diğer çocuklarla birlikte Büyük Devler Okulu’na gidiyormuş.

Okulda sıradan derslerin yanında devlere özel dersler de varmış.

Kaya Yuvarlama…

Ağaç Kaldırma…

Uzun Adım…

Yüksek Sesle Kükreme…

Tuna bu derslerin hiçbirinde başarılı değilmiş.

Kaya Yuvarlama dersinde herkes büyük kayaları kolayca hareket ettirirken Tuna bütün gücüyle itiyor ama kaya yerinden kıpırdamıyormuş.

Öğretmeni,

“Biraz daha güçlenmen gerekiyor Tuna,” dermiş.

Uzun Adım dersinde diğer çocuklar küçük bir derenin üzerinden tek adımda geçiyormuş.

Tuna ise karşıya geçebilmek için taşların üzerine basa basa ilerliyormuş.

En zor ders ise kükreme dersiymiş.

Batu,

“ROOOAAAR!”

diye bağırdığında okulun pencereleri titrermiş.

Tuna denediğinde ise,

“Rooar…”

diye incecik bir ses çıkarmış.

Bazı çocuklar gülmüş.

Tuna o gün eve çok üzgün dönmüş.

Büyüme Çorbası

Akşam yemeğinde önünde kocaman bir kase sebze çorbası varmış.

Annesi,

“Çorbanı bitirirsen güçlenirsin,” demiş.

Tuna’nın gözleri parlamış.

“Boyum da uzar mı?”

Annesi gülümsemiş.

“Zamanla büyürsün.”

Tuna çorbanın tamamını içmiş.

Ertesi sabah hemen duvarın önüne geçmiş.

Ama boyu değişmemiş.

Sonraki gün iki kase çorba içmiş.

Yine aynı.

Bir hafta boyunca sebze yemiş, erkenden uyumuş ve bahçede zıplamış.

Ama hâlâ vadinin en küçük deviymiş.

Sonunda aynanın karşısına geçmiş.

“Belki de ben gerçek bir dev değilim,” diye düşünmüş.

Tam o sırada pencereye küçücük bir kuş konmuş.

“Cik cik!”

Tuna pencereyi açmış.

Kuşun ayağına küçük bir kâğıt bağlanmış.

Kâğıtta şunlar yazıyormuş:

Gerçekten büyümek isteyenler Ay Dağı’nın tepesindeki Bilge Dev’i bulmalıdır.

Tuna heyecanlanmış.

“Demek beni büyütebilecek biri var!”

Küçük çantasını hazırlamış ve ertesi sabah yola çıkmış.

Ay Dağı’na Yolculuk

Ay Dağı, Devler Vadisi’nin ötesindeymiş.

Tuna saatlerce yürümüş.

Yolda büyük bir ormana ulaşmış.

Tam ağaçların arasından geçerken ince bir ses duymuş.

“Yardım edin!”

Tuna etrafına bakmış.

Bir sincap, devrilmiş bir dalın altında kalmış.

Tuna dalı kaldırmaya çalışmış ama yeterince güçlü değilmiş.

Sonra etrafına bakıp uzun bir çubuk bulmuş.

Çubuğu taşın üzerine yerleştirerek dalı yavaşça kaldırmış.

Sincap kurtulmuş.

“Teşekkür ederim!” demiş.

Tuna gülümsemiş.

“Ben aslında pek güçlü değilim.”

Sincap şaşırmış.

“Ama beni kurtardın.”

“Gücüm yetmedi. Ben de başka bir yol düşündüm.”

Sincap gülmüş.

“Belki güç sadece kaslarda değildir.”

Tuna bu sözleri düşünerek yoluna devam etmiş.

Kırık Köprü

Bir süre sonra büyük bir nehre ulaşmış.

Köprü kırılmış.

Nehrin kıyısında üç tavşan bekliyormuş.

“Karşıya geçemiyoruz,” demişler.

Normal bir dev olsa nehrin üzerinden tek adımda geçebilirmiş.

Ama Tuna bunu yapamıyormuş.

Bir süre düşünmüş.

Sonra yerdeki küçük taşları toplamaya başlamış.

Taşları nehrin sığ kısmına sırayla dizmiş.

Aralarına dallar yerleştirmiş.

Böylece küçük bir geçit yapmış.

Tavşanlar karşıya geçmiş.

“Yaşasın Tuna!”

Tuna şaşırmış.

Hayatında ilk kez biri onun adını böyle sevinçle bağırıyormuş.

Bilge Dev’in Evi

Akşam olduğunda Tuna sonunda Ay Dağı’nın zirvesine ulaşmış.

Tepede küçücük bir kulübe varmış.

Tuna kapıyı çalmış.

Kapıyı beyaz sakallı yaşlı bir adam açmış.

Ama Tuna şaşkınlıktan konuşamamış.

Çünkü Bilge Dev hiç de dev gibi görünmüyormuş.

Tuna’dan bile kısaymış!

“Sen… Bilge Dev misin?”

“Evet.”

“Ama çok küçüksün!”

Yaşlı dev kahkaha atmış.

“Bunu daha önce de duydum.”

Tuna heyecanla,

“Beni büyütebilir misin?” diye sormuş.

Bilge Dev sandalyesine oturmuş.

“Neden büyümek istiyorsun?”

“Çünkü bir dev büyük olmalı.”

“Kim söyledi?”

Tuna durmuş.

“Herkes öyle.”

Bilge Dev masanın üzerine üç nesne koymuş.

Kocaman bir taş, küçük bir anahtar ve minicik bir tohum.

“Hangisi en güçlü?” diye sormuş.

Tuna hemen taşı göstermiş.

“Bu.”

Bilge Dev anahtarı kaldırmış.

“Bu küçük anahtar kocaman bir kalenin kapısını açabilir.”

Sonra tohumu göstermiş.

“Bu küçücük tohum ise yıllar sonra dev bir ağaca dönüşebilir.”

Tuna sessizce dinlemiş.

“Bir şeyin değeri büyüklüğüyle ölçülmez Tuna.”

“Peki gerçek dev nasıl olunur?”

Bilge Dev gülümsemiş.

“Bunu zaten öğrenmeye başlamışsın.”

Vadiden Gelen Gürültü

Tam o sırada dağın aşağısından büyük bir gürültü duyulmuş.

GÜMMM!

Ardından bir tane daha…

GÜMMM!

Tuna dışarı koşmuş.

Devler Vadisi’nin üzerinde kara dumanlar yükseliyormuş.

“Ne oluyor?”

Bilge Dev kaşlarını çatmış.

“Dağdan büyük bir kaya kopmuş.”

Tuna hemen vadisine doğru koşmaya başlamış.

Dev Kayası

Vadiye ulaştığında bütün devler büyük bir kayanın çevresinde toplanmış.

Dağdan yuvarlanan kaya nehrin önünü tamamen kapatmış.

Su hızla yükseliyormuş.

Eğer kaya kaldırılmazsa kısa süre içinde evler su altında kalacakmış.

Vadinin en güçlü devleri kayayı itmeye başlamış.

“Bir, iki, üç!”

İtmişler.

Kaya kıpırdamamış.

Daha fazla dev gelmiş.

Yine olmamış.

Tuna babasının yanına koşmuş.

“Kayayı kaldırmak zorunda değiliz!”

Babası şaşırmış.

“Başka nasıl açacağız nehri?”

Tuna sincabı kurtardığı anı hatırlamış.

“Onu hareket ettirmek için kaldıraç kullanabiliriz.”

Devler birbirlerine bakmış.

Tuna hemen planını anlatmış.

Vadinin en uzun ve sağlam ağaçlarından yere düşmüş büyük bir gövde getirmişler.

Altına güçlü bir kaya yerleştirmişler.

Devler Tuna’nın söylediği şekilde ağacın diğer ucuna yüklenmiş.

“Şimdi!”

Herkes bastırmış.

Dev kaya yavaşça hareket etmiş.

“Biraz daha!”

Kaya yeniden hareket etmiş.

Sonunda suyun geçebileceği büyük bir boşluk açılmış.

Nehir yeniden akmaya başlamış.

Vadi kurtulmuş.

Dünyanın En Küçük Devi

Bütün devler sevinçle bağırmış.

Tuna’nın babası oğlunu havaya kaldırmış.

“Vadimizi sen kurtardın!”

Tuna utanarak,

“Ama kayayı ben kaldırmadım,” demiş.

Babası gülümsemiş.

“Bize nasıl kaldıracağımızı sen gösterdin.”

Büyük Devler Okulu’nun öğretmeni de yanına gelmiş.

“Bugün bize çok önemli bir ders verdin Tuna.”

“Nedir?”

“Bazen düşünmek, güç kullanmaktan daha etkili olabilir.”

Batu kardeşine sarılmış.

“Sen vadinin en küçük devisin.”

Tuna’nın yüzü biraz düşmüş.

Ama Batu cümlesini tamamlamış:

“Ve tanıdığım en büyük yürekli devsin.”

Herkes alkışlamış.

Duvarın Önündeki Son Çizgi

Ertesi sabah Tuna yine odasındaki boy çizgisinin önüne geçmiş.

Kitabı başının üzerine koymuş.

Boyu yine aynıymış.

Ama bu kez üzülmemiş.

Kalemi eline almış ve boy çizgisinin yanına küçük bir not yazmış:

Büyüklük burada ölçülmez.

Sonra kalbinin üzerine dokunmuş.

O günden sonra Tuna okulda kaya yuvarlama dersinde yine en sonuncu olmuş.

Uzun Adım dersinde dereyi yine taşlara basarak geçmiş.

Kükremesi de hâlâ diğer devlerden daha sessizmiş.

Fakat artık bunlardan utanmıyormuş.

Çünkü herkesin yapamadığı bir şeyi çok iyi yapabildiğini keşfetmişti:

Düşünmek, çözüm bulmak ve başkalarına yardım etmek.

Yıllar sonra Tuna gerçekten biraz uzamış.

Ama hiçbir zaman vadideki diğer devler kadar büyük olmamış.

Buna rağmen ünü Devler Vadisi’nin çok ötesine yayılmış.

Bir sorun olduğunda insanlar ve devler ona danışmak için uzak ülkelerden gelirmiş.

Onu görenler ilk başta şaşırırmış.

“Sen gerçekten ünlü dev Tuna mısın? Ama çok küçük görünüyorsun!”

Tuna da her seferinde gülümseyerek aynı cevabı verirmiş:

“Dev olmanın tek bir ölçüsü yoktur.”

Ve böylece Tuna, herkesin Dünyanın En Küçük Devi diye tanıdığı ama yaptığı iyiliklerle kocaman bir iz bırakan dev olmuş.

Çünkü gerçek büyüklük bazen ne kadar uzun olduğumuzda ya da ne kadar güçlü göründüğümüzde değil, aklımızı ve kalbimizi nasıl kullandığımızda saklıymış.

Dünyanın En Küçük Devi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu