
Gece Lambasının Sırrı
Gece Lambasının Sırrı masalına başlıyoruz İyi uykular çocuklar şimdiden , Bir varmış, bir yokmuş. Küçük evlerin, renkli pencerelerin ve akşamları mis gibi kurabiye kokularının yayıldığı sakin bir mahallede Lina adında sevimli bir kız çocuğu yaşarmış. Lina’nın odası evin en üst katındaymış. Odasının duvarlarında ay, yıldız ve bulut resimleri varmış. Penceresinin önünde küçük bir saksı çiçeği, yatağının yanında ise en sevdiği oyuncak ayısı dururmuş.
Lina gündüzleri odasında oyun oynamayı çok severmiş. Oyuncak bebekleriyle çay partileri düzenler, renkli kalemleriyle resimler yapar, kitaplarını açıp kendi kendine masallar anlatırmış.
Fakat geceleri olduğunda Lina’nın içinde küçük bir endişe belirirmiş.
Çünkü Lina karanlıktan biraz korkarmış.
Annesi her akşam onun odasına gelir, perdeleri kapatır, yatağını düzeltir ve başucundaki küçük gece lambasını yakarmış.
Bu lamba sıradan bir lambaya hiç benzemezmiş. Küçük, yuvarlak ve sarı renkliymiş. Üzerinde minik yıldız şekilleri bulunurmuş. Işığı çok parlak değilmiş; tam tersine, odanın içine yumuşak ve sıcak bir aydınlık yayarmış.
Lina bu lambayı çok severmiş.
Bir akşam annesi yine lambayı yakıp yatağın kenarına oturmuş.
“Artık uyku zamanı,” demiş.
Lina battaniyesini üzerine çekmiş.
“Anne, lamba gece boyunca yanacak mı?”
“İstersen biraz açık bırakabiliriz,” demiş annesi.
Lina rahatlamış.
“İyi geceler anne.”
“İyi geceler güzel kızım. Tatlı rüyalar.”
Annesi odadan çıkmış.
Lina gözlerini kapatmış fakat kısa süre sonra yeniden açmış. Oda sessizmiş. Dışarıdan hafif bir rüzgâr sesi geliyormuş.
Lina başucundaki lambaya bakmış.
Lambanın ışığı her zamanki gibi yumuşak ve sıcacıkmış.
Lina bir süre onu izledikten sonra garip bir şey fark etmiş.
Lambanın üzerindeki yıldızlardan biri hafifçe parlıyormuş.
Lina yatağında doğrulmuş.
“Az önce o yıldız ışıldadı mı?”
Bir süre beklemiş.
Yıldız yine parlamış.
Lina merakla yatağından kalkmış ve lambanın yanına yaklaşmış.
Tam o sırada odanın içinde çok hafif bir ses duyulmuş.
“Merhaba Lina.”
Lina şaşkınlıkla etrafına bakmış.
“Kim konuştu?”
Ses yeniden gelmiş.
“Ben.”
Lina lambaya bakmış.
“Sen misin?”
Lamba hafifçe parlamış.
“Evet.”
Lina’nın gözleri kocaman olmuş.
“Lambalar konuşabilir mi?”
“Her lamba konuşamaz,” demiş gece lambası. “Ama bazı lambaların sakladığı küçük sırlar vardır.”
Lina heyecanlanmış.
“Nasıl bir sır?”
Lamba bir süre sessiz kalmış.
“Bunu sana gösterebilirim. Ama önce bana güvenmen gerekiyor.”
Lina yatağına geri oturmuş.
“Güveniyorum.”
Lambanın ışığı biraz daha parlaklaşmış.
O anda odanın duvarlarında küçük ışık noktaları belirmiş. Bu ışıklar yavaşça hareket ederek tavanda bir gökyüzü oluşturmuş.
Lina hayranlıkla yukarı bakmış.
Tavan artık masmavi bir gökyüzü gibi görünüyormuş. Üzerinde yüzlerce yıldız parlıyormuş.
“Ne kadar güzel!”
Lamba gülümser gibi ışıldamış.
“Burası uyku gökyüzü.”
“Uyku gökyüzü mü?”
“Evet. Çocuklar uykuya dalarken güzel hayaller kurabilsin diye geceleri yıldızları biraz daha yakına getiririm.”
Lina şaşkınlıkla lambaya bakmış.
“Demek lambanın sırrı bu mu?”
Lamba cevap vermek yerine daha parlak bir ışık saçmış.
Tavandaki yıldızlardan biri yavaşça aşağı doğru süzülmüş. Sonra bir başka yıldız gelmiş. Ardından üçüncü yıldız…
Kısa süre içinde Lina’nın odası küçük ışıklarla dolmuş.
Yıldızlar yatağın üzerinde dans ediyor, duvarlarda şekiller oluşturuyor ve tavanda rengârenk desenler meydana getiriyormuş.
Lina yatağına uzanmış.
“Bunlar gerçek mi?”
“Bir bakıma,” demiş lamba. “Güzel rüyaların ilk ışıkları.”
Lina gözlerini kapatıp açmış.
Yıldızlar hâlâ oradaymış.
Bir tanesi küçük bir tavşana dönüşmüş. Başka bir yıldız kelebek olmuş. Bir diğeri uçan bir balona dönüşmüş.
Lina gülümsemiş.
“Ben de bir şey hayal edebilir miyim?”
“Elbette.”
Lina biraz düşünmüş.
“Bir bulutun üzerinde uçmak istiyorum.”
Bunu söyler söylemez tavandaki yıldızlar birleşmiş. Yumuşacık beyaz bir bulut ortaya çıkmış.
Lina kendisini bulutun üzerinde hayal etmiş.
Bulut onu gökyüzünde yavaşça taşıyormuş.
Aşağıda ışıklı evler, sessiz sokaklar ve küçük bahçeler görünüyormuş. Yukarıda ay gülümsüyor, yıldızlar Lina’ya el sallıyormuş.
Lina kendisini çok huzurlu hissetmiş.
“Burası harika.”
“Güzel hayaller uykuya giden yolu kolaylaştırır,” demiş lamba.
Lina gözlerini kapatmış.
Bir süre sonra tekrar açmış.
“Peki sen neden sadece geceleri konuşuyorsun?”
Lamba cevap vermeden önce hafifçe titremiş.
“Çünkü geceleri insanlar daha sessiz olur. Sessizlikte küçük şeyleri fark etmek kolaylaşır.”
“Ne gibi?”
“Rüzgârın sesini, yıldızların ışığını, kalbinin sakinleşmesini ve hayallerini…”
Lina bunu düşünmüş.
Gerçekten de gündüzleri hiç fark etmediği birçok şeyi gece daha iyi duyabiliyormuş.
Saatin tik taklarını…
Perdenin hafifçe hareket edişini…
Uzaklardan gelen bir kuş sesini…
Ve kendi nefesini.
Lina yavaşça nefes almış.
Sonra vermiş.
Kendini daha da rahatlamış hissetmiş.
Lamba:
“Biliyor musun?” demiş. “Uykuya dalmak için her şeyi düşünmeyi bırakmak gerekmez. Bazen güzel bir düşünceye tutunmak yeterlidir.”
Lina:
“Ben yıldızları düşüneceğim,” demiş.
“Çok güzel.”
Lina battaniyesine sarılmış.
Tam gözlerini kapatacakken lambanın üzerindeki yıldızlardan biri tekrar parlamış.
Bu kez yıldızdan küçük bir kapı oluşmuş.
Lina şaşkınlıkla bakmış.
“Bu kapı nereye gidiyor?”
“Rüyalar bahçesine.”
Lina’nın merakı yeniden uyanmış.
“Oraya gidebilir miyim?”
“Gözlerini kapatırsan.”
Lina gözlerini kapatmış.
Bir anda kendisini rengârenk bir bahçede bulmuş.
Bahçede çiçekler hafifçe sallanıyor, küçük kelebekler havada süzülüyor ve ağaçların dallarında minik ışıklar parlıyormuş.
Bahçenin ortasında yuvarlak bir havuz varmış.
Havuzun suyu berrakmış ve üzerinde ay ışığı dans ediyormuş.
Lina havuzun kenarına oturmuş.
Yanına küçük bir tavşan gelmiş.
“Merhaba Lina.”
“Merhaba.”
“Buraya ilk kez mi geliyorsun?”
“Evet.”
Tavşan gülümsemiş.
“Burası güzel rüyaların bahçesi. Buraya gelen herkesin içinden geçen güzel düşünceler çiçeklere dönüşür.”
Lina etrafına bakmış.
“Peki benim düşüncelerim nerede?”
Tavşan onu bahçenin başka bir köşesine götürmüş.
Orada küçük pembe bir çiçek açmış.
“Bu senin ailene duyduğun sevgi.”
Lina çiçeğe dokunmuş.
Çiçek biraz daha parlamış.
Sonra sarı bir çiçek görmüş.
“Bu da ne?”
“Arkadaşlarınla oynadığın güzel oyunlar.”
Bir başka çiçek maviymiş.
“Bu da hayallerin.”
Lina çiçeklere bakarken içi sıcacık olmuş.
“Demek güzel düşünceler kaybolmuyor.”
“Hayır,” demiş tavşan. “Onlar bazen rüyalarda yeniden ortaya çıkmak için saklanıyor.”
Lina bahçede biraz daha yürümüş.
Sonra esnemiş.
Bir kez…
İki kez…
Gözleri ağırlaşmaya başlamış.
Tavşan gülümsemiş.
“Sanırım artık uyku zamanı.”
Lina başını sallamış.
“Evet.”
Gözlerini kapatmış.
Kendini yeniden yatağında bulmuş.
Odasında yalnızca gece lambasının yumuşak ışığı varmış.
Lina birkaç saniye etrafına bakmış.
“Gerçekten rüyada mıydım?”
Lamba hafifçe parlamış.
“Belki.”
Lina gülümsemiş.
“Yani lambanın sırrı, güzel rüyaların kapısını açmak mı?”
Lamba bu kez uzun uzun parlamış.
“Belki de en önemli sır, senin kendi hayal gücünün içinde saklıdır.”
Lina bunu duyunca çok mutlu olmuş.
O geceden sonra Lina’nın geceleriyle ilgili düşünceleri değişmiş.
Artık karanlık ona eskisi kadar korkutucu gelmiyormuş.
Çünkü odasında küçük bir ışık olduğunu biliyormuş.
Ama daha önemlisi, karanlıkta bile güzel şeyler hayal edebileceğini öğrenmiş.
Her gece yatağına girdiğinde önce lambasına bakarmış.
Bazen yıldızlardan biri parlıyor gibi olurmuş.
Bazen ışığın duvarda küçük bir şekil oluşturduğunu görürmüş.
Bazen de hiçbir şey olmazmış.
Ama Lina yine de gülümsermiş.
Çünkü artık lambasının sırrı hakkında öğrendiği en önemli şeyi biliyormuş:
Geceleri insanın içindeki güzel düşünceler, küçük bir ışık gibi parlayabilirmiş.
Bir gece Lina yine yatağına uzanmış.
Annesi odasına gelip:
“Bugün gece lambanı açık bırakmamı ister misin?” diye sormuş.

Lina:
“Biraz açık kalsın,” demiş.
Annesi lambayı yakmış.
“İyi geceler güzel kızım.”
“İyi geceler anne.”
Annesi odadan çıkmış.
Lina battaniyesini çenesine kadar çekmiş.
Lambaya bakmış.
“İyi geceler.”
Lamba hafifçe parlamış.
Lina gözlerini kapatmış.
Bu kez hiçbir şeyden korkmuyormuş.
Aklına annesinin gülümsemesi gelmiş.
Arkadaşlarıyla oynadığı oyunlar gelmiş.
Bahçedeki çiçekler gelmiş.
Rüyalar bahçesindeki küçük tavşan gelmiş.
Ve sonunda o yumuşak bulutun üzerinde uçtuğunu düşünmüş.
Nefesi yavaşlamış.
Kalbi sakinleşmiş.
Gözleri ağırlaşmış.
Kısa bir süre sonra Lina tatlı bir uykuya dalmış.
Gece lambası ise odanın köşesinde sessizce yanmaya devam etmiş.
Üzerindeki küçük yıldızlardan biri ay ışığı gibi parlamış.
Belki gerçekten konuşmuş.
Belki de yalnızca Lina’nın hayalinde konuşmuş.
Ama o gece lambasının sırrı, Lina’nın rüyalarında yeniden ortaya çıkmış.
Lina rüyasında yıldızların arasında yürümüş. Sonra ay ışığından yapılmış bir köprüden geçmiş. Köprünün sonunda onu yumuşacık bulutlar karşılamış.
Bulutlardan biri:
“Hoş geldin Lina,” demiş.
Lina gülümsemiş.
“Ben yine geldim.”
Ve hep birlikte gökyüzünde yavaşça ilerlemişler.
Sabah güneş doğduğunda Lina gözlerini açmış.
Odasına altın renkli güneş ışıkları dolmuş.
Lina yatağında oturup gece lambasına bakmış.
Lamba artık sönükmüş.
Ama üzerindeki yıldızlardan biri güneş ışığında bile parlıyor gibi görünüyormuş.
Lina gülümsemiş.
“Sanırım seni anladım.”
Gece lambası elbette cevap vermemiş.
Ama Lina artık onun sırrını biliyormuş.
Bazen küçük bir ışık, büyük bir korkuyu uzaklaştırabilirmiş.
Bazen güzel bir hayal, insanın kalbini sakinleştirebilirmiş.
Bazen de uykuya dalmadan önce yalnızca gözlerini kapatıp güzel şeyler düşünmek yeterliymiş.
Lina o günden sonra her gece huzurla yatağına girmiş.
Gece lambası da odasında küçük bir yıldız gibi parlamaya devam etmiş.
Ve geceleri, evin diğer odalarında herkes uykuya dalarken Lina’nın odasında yumuşak bir ışık yanarmış.
Belki o ışık çocukların korkularını uzaklaştırırmış.
Belki güzel rüyaları çağırırmış.
Belki de yalnızca küçük bir lambanın ışığıymış.
Ama Lina için o ışığın anlamı çok daha büyükmüş.
Çünkü artık gecenin karanlığında bile güzel bir şey bulabileceğini biliyormuş.
Ve her gece uyumadan önce aynı cümleyi fısıldarmış:
“İyi geceler küçük yıldız.”
Lamba da sanki ona cevap verir gibi hafifçe parıldarmış.
Sonra Lina gözlerini kapatır, yumuşacık yatağında huzurla uykuya dalarmış.
Gökyüzündeki ay onu penceresinden selamlar, yıldızlar sessizce parlar ve küçük gece lambası odanın içinde sıcacık bir ışık bırakırmış.
Masal da burada bitmiş.
belki de her çocuğun kalbinde küçük bir ışık olarak yaşamaya devam etmiş.
İyi geceler minik Lina. Tatlı rüyalar ve huzurlu geceler.






