Çocuk Masalları5 Yaş masallar6 Yaş masallarSesli MasallarUyku Masalları
Uykusuz Tavşan Miko

Tavşan Miko Masalına başlıyoruz , Bir zamanlar, yeşilin her tonuyla bezenmiş kocaman ve sevimli bir ormanda küçük bir tavşan yaşarmış. Bu tatlı ve neşeli miniğin adı Miko’ymuş. Bizim sevimli tavşan miko, gün boyunca ormandaki renkli kelebeklerin peşinden koşar, taze havuçlar toplar ve arkadaşlarıyla neşeyle saklambaç oynarmış. Ancak akşam olup da gökyüzünü lacivert bir örtü kapladığında büyük bir sorun baş gösterirmiş: Miko’nun uykusu bir türlü gelmezmiş!
Yumuşacık yatağına yatar, gözlerini sımsıkı kapatır ama bir sağa bir sola dönüp dururmuş. Yıldızlar gökyüzünde ışıl ışıl parıldarken o hala zıplamak, yeşil çimenlerde neşeyle koşturmak istermiş. Ormandaki diğer tüm minik hayvanlar derin uykudayken bizim küçük dostumuz yatağında oturur, tavanda hayali bulutlar sayarmış.
Yıldızlı Gecede Uykusuz Bir Sevimli Dost
Annesi her gece ona tatlı ninniler söyler, yumuşacık kulaklarını ve sırtını sevgiyle okşarmış. Fakat sevimli tavşan miko, içindeki o bitmek tükenmek bilmeyen oyun enerjisini bir türlü durduramazmış. Bir gece yine uykusu kaçınca yavaşça yataktan kalkmış, pencerenin kenarına oturmuş ve dışarıdaki kocaman parlayan dolunaya bakmaya başlamış.
O sırada pencerenin önüne minik, bilgili ve kocaman gözlü bir baykuş konmuş. Baykuş, Miko’nun üzgün durduğunu görünce yumuşak bir sesle sormuş: “Neden hala uyanıksın küçük dostum, gece çoktan oldu?” Bizim küçük tavşan miko derinden iç çekerek cevap vermiş: “Gözlerimi kapatıyorum ama uykum bir türlü gelmiyor baykuş amca, yatakta sürekli dönüp duruyorum. Ne yapmalıyım?”
Bilge baykuş hafifçe gülümsemiş ve kanatlarını yavaşça sallayarak anlatmaya başlamış: “Uyku, sen onu heyecanla kovaladıkça kaçan tatlı bir rüyadır. Onu bulmak için önce bedenini sakinleştirmeli ve zihnini dinlendirmelisin. Şimdi yatağına git, sırtüstü yat ve dediklerimi sırasıyla uygula.”

Tavşan Miko İçin Rüyalar Alemine Yolculuk
Miko hemen yumuşak pamuk yatağına kurulmuş ve üstünü sıcak battaniyesiyle örtmüş. Bilge baykuş ilk kuralı söylemiş: “Önce kocaman, derin bir nefes al. Burnundan mis kokulu çam havasını içine çek, sonra ağzından yavaşça üfle.” Sevimli tavşan miko derin bir nefes almış. İkinci nefeste minik patilerinin hafiflediğini ve rahatladığını hissetmiş.
“Şimdi,” demiş baykuş, “gözlerini kapat ve gökyüzündeki pırıl pırıl parlayan pembe bir bulutu hayal et. O bulut senin yatağının üzerine konuyor ve seni yumuşacık bir şekilde sarmalıyor.”
Miko gözlerini yavaşça kapatmış. Gerçekten de kendini o sıcacık, yumuşak bulutun üzerinde hafifçe sallanırken hissetmeye başlamış. Burnuna taze çilek kokuları gelmiş. Uzun kulakları süzülmüş, bıyıkları gevşemiş. Derin ve düzenli nefesler alırken içindeki o neşeli koşturmaca yerini huzurlu bir sessizliğe bırakmış.
Akıllı ve tatlı tavşan miko, artık uykunun ne kadar dinlendirici ve güzel bir şey olduğunu anlamış. Göz kapakları iyice ağırlaşmış, kocaman esnemiş ve minik burnunu battaniyesinin altına çekmiş. Bilge baykuş sessizce pencereden gökyüzüne doğru havalanırken, Miko çoktan tatlı rüyalar aleminde pembe bulutların üzerinde süzülüyormuş. O geceden sonra Miko, her akşam derin nefesler alarak mışıl mışıl ve huzurla uyumayı öğrenmiş.




