
Sorumluluklarını Unutan Güneş Masalı
Sorumluluğunu unutsan Güneş masalı , Bir varmış, bir yokmuş. Gökyüzünün sonsuz maviliğinde, dünyaya ışık ve sıcaklık veren kocaman, parlak bir Güneş varmış. Güneş her sabah erkenden uyanır, altın renkli ışınlarını gökyüzüne yayar ve dünyayı aydınlatırmış.
Onun doğuşunu bekleyenler sadece insanlar değilmiş. Çiçekler yapraklarını açmak için Güneş’i bekler, kuşlar şarkı söylemeye onun ışıklarıyla başlar, arılar çiçekten çiçeğe onun aydınlığında uçarmış. Ormandaki hayvanlar bile sabah olduğunda Güneş’in sıcaklığını hissedince yuvalarından çıkarmış.
Güneş bütün bunları yapmayı severmiş.
Fakat bir gün her şey değişmiş.
Güneş, bir önceki gün gökyüzünde çok uzun süre çalışmış. Akşam olduğunda kendini oldukça yorgun hissediyormuş.
“Her sabah erkenden uyanıyorum,” diye düşünmüş. “Bugün biraz daha fazla uyusam ne olur ki?”
O gece bulutların arasındaki yumuşacık yatağına uzanmış. Gözlerini kapatırken kendi kendine söz vermiş:
“Sabah olduğunda hemen kalkacağım.”
Ama sabah olduğunda Güneş uyanmamış.
Gökyüzü karanlık kalmış.
Dünyada ise herkes şaşkınlık içinde beklemeye başlamış.
Ormanın en yüksek ağacında yaşayan yaşlı Baykuş, yuvasından dışarı bakmış.
“Bugün neden hâlâ gece?” diye merak etmiş.
Aşağıdaki tavşanlar yuvalarından çıkamamış. Sincaplar yiyecek aramak için ağaçlara tırmanmakta zorlanmış. Çiçekler ise kapalı kalmış.
Minik bir papatya, yanındaki çiçeğe sormuş:
“Güneş neden gelmedi?”
“Bilmiyorum,” demiş diğer çiçek. “Belki birazdan gelir.”
Fakat saatler geçmiş, Güneş hâlâ ortaya çıkmamış.
Güneş ise bulutların arasında derin bir uykudaymış.
Öğle vakti olduğunda sonunda gözlerini açmış.
“Ne kadar güzel uyudum!” demiş esneyerek.
Sonra dışarı bakmış.
Dünyanın hâlâ karanlık olduğunu görünce şaşırmış.
“Eyvah! Ben bugün gökyüzüne çıkmayı unuttum!”
Hemen yatağından kalkmış. Ancak tam gökyüzüne çıkacakken bir ses duymuş.
“Güneş!”
Bu, gökyüzünün bilge bekçisi olan Rüzgâr’mış.
Güneş başını öne eğmiş.
“Biliyorum,” demiş. “Bugün görevimi unuttum.”
Rüzgâr sakin bir şekilde konuşmuş:
“Senin dinlenmeye hakkın var. Fakat dinlenmekle sorumluluklarını tamamen unutmak aynı şey değildir.”
Güneş biraz utanmış.
“Ben kimseyi üzmek istemedim.”
“Biliyorum,” demiş Rüzgâr. “Ama bazen istemeden yaptığımız bir hata bile başkalarını etkileyebilir.”
Güneş hemen dünyaya doğru yükselmiş.
Önce ince bir ışık göndermiş. Ardından ışıkları çoğalmış. Karanlık yavaş yavaş ortadan kalkmış.
Ormandaki hayvanlar sevinçle dışarı çıkmış.
Kuşlar gökyüzünde uçmaya başlamış.
Çiçekler başlarını kaldırmış.
Arılar yeniden çiçeklerin arasında dolaşmış.
Minik papatya yüzünü Güneş’e çevirmiş.
“Sonunda geldin!”
Güneş gülümsemiş.
“Evet. Ama bugün büyük bir hata yaptım.”
Papatya şaşırmış.
“Hata yapmak kötü mü?”
Güneş bir süre düşünmüş.
“Hayır. Hata yapmak kötü değil. Asıl önemli olan hatamızı fark etmek ve düzeltmek.”
O gün Güneş, dünyayı her zamankinden daha dikkatli aydınlatmış.
Akşam olduğunda çok yorulmuş ama bu kez yatağına uzanmadan önce küçük bir plan hazırlamış.
“Yarın sabah erkenden kalkacağım. Ama bundan sonra çok yorulduğumda dinlenmek için kendime zaman ayıracağım.”
Sonra Rüzgâr ona küçük bir fikir vermiş:
“Gökyüzündeki yıldızlardan biri sana sabahı hatırlatsın.”
Güneş bu fikri çok beğenmiş.
O geceden sonra gökyüzündeki en parlak yıldız, Güneş’in sabah alarmı olmuş.
Sabah yaklaşınca yıldız parlamaya başlıyor, Güneş de görevini hatırlayıp uyanıyormuş.
Günler geçmiş.
Güneş artık sorumluluklarını hiç unutmamış. Fakat kendisini de ihmal etmemeyi öğrenmiş. Yorulduğunda dinleniyor, zamanı geldiğinde yeniden görevine dönüyormuş.
Bir sabah Güneş gökyüzünde yükselirken Rüzgâr ona seslenmiş:
“Bugün kendini nasıl hissediyorsun?”
Güneş neşeyle cevap vermiş:
“Mutluyum! Çünkü artık sorumluluklarımı yerine getirmenin yanı sıra ne zaman dinlenmem gerektiğini de biliyorum.”
Rüzgâr gülümsemiş.
“İşte gerçek sorumluluk budur.”
O günden sonra Güneş her sabah dünyayı ışıklarıyla selamlamış.
Çiçekler onun ışığında açmış, kuşlar onun doğuşuyla şarkı söylemiş, hayvanlar yeni güne başlamış.
Güneş ise her sabah gökyüzüne çıkarken aynı şeyi hatırlamış:

Sorumluluklarımız önemlidir. Ancak sorumluluklarımızı yerine getirebilmek için kendimize de zaman ayırmalı ve gerektiğinde dinlenmeliyiz.
Ve böylece gökyüzündeki Güneş, hem dünyaya ışık saçmayı hem de kendisine iyi bakmayı öğrenerek uzun yıllar boyunca her yeni günü aydınlatmaya devam etmiş.
Masalın Öğüdü:
Sorumluluklarımızı unutmamalı, verdiğimiz sözlerin arkasında durmalı ve işlerimizi zamanında yapmalıyız. Ancak yorulduğumuzda dinlenmenin de sorumluluklarımızı daha iyi yerine getirmemize yardımcı olduğunu unutmamalıyız. Güneş masalımız burada bitmektedir. İyi uykular..






