Kırmızı Peri ile Lacivert Perinin Sihirli Renkleri

Şafak Perisi ve Gece Perisi
Bir varmış bir yokmuş, göğün en tepesinde, bulutların yastık gibi yumuşadığı bir diyarda iki peri yaşarmış. Bunlardan biri, şafak vaktinin ateşinden doğmuş Kırmızı Peri’ymiş; saçları gelincik tarlası kadar al, kanatları kor gibi ışıldarmış. Diğeriyse gecenin en dingin saatinden süzülmüş Lacivert Peri’ymiş; saçları derin deniz kadar koyu, kanatlarında minik ay parçaları titreşirmiş. Kırmızı Peri sabahları uyandırmayı, Lacivert Peri ise akşamları uyutmayı severmiş; lakin ikisi bir türlü aynı bulutta yan yana durmayı beceremezmiş, çünkü biri “sabah daha güzel” der, öteki “akşam daha huzurlu” diye tutturur, sonunda küserek ayrı kenarlara çekilirlermiş.
Derken bir sabah, gökyüzünde tuhaf bir şey olmuş. Güneş doğarken renkler birbirine karışmamış, gök donuk bir griye bürünmüş; ne Kırmızı Peri’nin alı ne Lacivert Peri’nin koyu maviliği yerini bulabilmiş. Yaprakların hışırtısı bile solgunlaşmış, kuşlar şaşkınlıkla susmuş. Meğer gökyüzünün renklerini dokuyan Bulut Tezgâhı, iki perinin sürüp giden küslüğünden ötürü ipliklerini karıştırmış, dokumayı bırakıvermiş. Kırmızı Peri telaşla bir bulutun üstüne çıkıp bakmış, Lacivert Peri öteki uçtan seslenmiş: “Bak işte, senin inatçılığın yüzünden!” Kırmızı Peri de kaşlarını çatıp “Asıl senin somurtkanlığından!” diye karşılık vermiş. Tam o sırada tepelerinde dönenen yaşlı bir Baykuş, iri altın gözlerini kırpıştırıp usulca konuşmuş: “Renkler ancak yan yana durunca güzeldir, ayrı düşünce solar.”
Perilerin ikisi de bir an susmuş, sonra utanarak birbirlerine yaklaşmışlar. Bulut Tezgâhı’na birlikte varmışlar; ipler karmakarışık, mekik tozlanmış duruyormuş. Kırmızı Peri kırmızı ipliği tutmuş, Lacivert Peri lacivertini almış, ama tek başlarına ne dokusalar sönük çıkmış. O zaman Baykuş’un sözünü anımsayıp ellerini birleştirmişler; kırmızı iplikle lacivert iplik birbirine dolanınca, aralarından mor, pembe, turuncu bir sürü yeni renk doğuvermiş! Rüzgârın ıslığı sevinçle yükselmiş, bulutlar yeniden pamuk gibi kabarmış. Şafağın alıyla akşamın laciverdi kucaklaşınca gökyüzü öyle bir aydınlanmış ki, aşağıdaki bütün çocuklar pencerelere koşup “Bakın, gök yeniden gülüyor!” diye sevinmiş. İki peri, dokudukça birbirlerine gülümsemiş, artık hangisinin daha güzel olduğunu değil, birlikte ne kadar güzel olduklarını düşünürmüş.

O günden sonra Kırmızı Peri her sabah, Lacivert Peri her akşam işini görürmüş; ama şafak ve alacakaranlık vakitlerinde el ele verip göğü en görkemli renklerle boyarlarmış. Küslük diyarı büsbütün terk etmiş, yerine sımsıcak bir dostluk yerleşmiş. Baykuş da gururla kanat çırpıp “İşte şimdi oldu,” dermiş. Sevgili çocuklar, unutmayın: Farklı olmak bir kusur değil, aksine bir zenginliktir; ayrı ayrı güzel olan şeyler, birleşince çok daha güzel olur. İnat edip küsmek yerine el ele vermek, en donuk gökyüzünü bile ışıtır. Gökten üç renkli iplik düşmüş; biri sabahı sevindiren al kanatlı periye, biri akşamı dinginleştiren mavi kanatlı periye, biri de arkadaşlarıyla küsmeyen tüm güzel çocuklara.




