Cesur Değirmenci Kızı

Cesur Değirmenci Kızı
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, gürül gürül akan bir nehrin kenarında yaşlı bir değirmenci ile onun akıllı kızı Elif yaşarmış. Çevre köylerde herkes onu cesur değirmenci kızı olarak tanırmış. Elif, sadece değirmenin ağır çuvallarını taşımakla kalmaz, köyün çocuklarını ve hayvanlarını da her tehlikeye karşı korurmuş.
Günlerden bir gün, köyün üzerine kara bulutlar çökmüş. Dağlardan gelen vahşi bir rüzgar, nehrin önünü büyük kayalarla kapatmış. Nehir taşmış, değirmen durmuş ve köy susuz kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış. Köylüler korku içinde ne yapacaklarını bilemezken, cesur değirmenci kızı Elif öne çıkmış. “Ben gidip o kayaları yerinden oynatmanın bir yolunu bulacağım,” demiş. Köylüler onun için endişelense de Elif’in kararlılığına saygı duymuşlar.
Karanlık Mağaranın Gizemi
Elif, yanına sadece bir halat ve babasının eski fenerini alarak nehrin kaynağına, dağların derinliklerine doğru yola çıkmış. Kayaların kapattığı bölgeye vardığında, rüzgarın aslında devasa bir dağ devinin horlaması yüzünden bu kadar sert estiğini fark etmiş. Dev, nehrin tam ağzına yatmış ve düşürdüğü devasa kayalar suyun yolunu kesmiş.
Herkes bu devi görse arkasına bakmadan kaçardı, ancak cesur değirmenci kızı geri adım atmamış. Devle savaşarak kazanamayacağını biliyormuş, bu yüzden aklını kullanmaya karar vermiş. Yanında getirdiği tatlı yaban mersinlerini devin burnunun ucuna koymuş. Kokuyu alan dev hapşırınca, rüzgarın şiddetiyle kayalar yerinden oynamış ve nehir eski yatağına geri dönmüş.
Köyüne büyük bir zaferle dönen Elif’i tüm halk coşkuyla karşılamış. O günden sonra nehir hiç durmamış, değirmen hep dönmüş. Cesur değirmenci kızı Elif’in bu hikayesi ise nesilden nesile cesaretin en güzel örneği olarak anlatılmış.





