
Uyku Bulutuna Yolculuk
uyku bulutuna uykumuzu yükledik şimdi uyku masalı zamanı , Bir varmış, bir yokmuş. Uzaklarda, geceleri gökyüzünün renginin mora ve laciverte dönüştüğü, pencerelerden sıcak ışıkların süzüldüğü küçük bir kasaba varmış. Bu kasabada Lina adında meraklı ve neşeli bir çocuk yaşarmış.
Lina gündüzleri oyun oynamayı, resim yapmayı ve kitap okumayı çok severmiş. Özellikle akşam saatlerinde odasına çekilip oyuncaklarıyla küçük maceralar kurmaktan büyük keyif alırmış. Fakat Lina’nın bir sorunu varmış.
Uyku zamanı geldiğinde yatağına girmek istemezmiş.
Annesi her akşam:
“Lina, artık dinlenme zamanı,” dermiş.
Lina ise her seferinde başka bir bahane bulurmuş.
“Biraz daha kitap okuyabilir miyim?”
“Oyuncaklarımı toplamayı bitirmedim.”
“Pencereden aya bakmak istiyorum.”
“Henüz hiç uykum gelmedi.”
Aslında Lina’nın gözleri çoktan ağırlaşmaya başlamış. Esnediğini fark etse de bunu annesine belli etmek istemiyormuş.
Bir akşam yine uzun süre oyun oynadıktan sonra annesi odasına gelmiş.
“Tatlı kızım, bugün çok yoruldun. Artık yatağına geçme zamanı.”
Lina yatağına uzanmış ama gözlerini kapatmak yerine tavana bakmaya başlamış.
“Keşke uyumadan önce küçük bir maceraya çıkabilseydim,” diye düşünmüş.
Tam o sırada pencereden içeri yumuşacık bir ışık süzülmüş.
Lina şaşkınlıkla yatağından kalkmış.
Pencerenin önünde küçük, beyaz ve pofuduk bir bulut duruyormuş.
Bulut sıradan bir buluta hiç benzemiyormuş. Kenarları gümüş gibi parlıyor, üzerinde minik yıldızlar dolaşıyor ve etrafa hafif bir vanilya kokusu yayıyormuş.
Lina pencereye yaklaşmış.
“Sen kimsin?”
Bulut hafifçe sallanmış.
“Ben geceleri çocukların güzel rüyalar görmesine yardım eden özel bir bulutum.”
Lina’nın gözleri büyümüş.
“Gerçekten mi?”
“Evet,” demiş bulut. “İstersen benimle küçük bir yolculuğa çıkabilirsin.”
Lina hemen heyecanlanmış.
“Nereye gideceğiz?”
Bulut cevap vermeden önce yavaşça yükselmiş.
“Rüyaların başladığı yere.”
Lina hiç düşünmeden bulutun üzerine oturmuş.
Bulut pamuk gibi yumuşakmış. Lina kendini rahatça yerleştirmiş ve yolculuk başlamış.
Önce evlerin üzerinden geçmişler. Aşağıda kasabanın ışıkları küçük yıldızlar gibi görünüyormuş. Sokaklar sessizleşmiş, ağaçların yaprakları hafifçe sallanıyormuş.
Bir süre sonra Lina kasabanın çok uzağına geldiklerini fark etmiş.
Gökyüzü artık daha karanlık ama aynı zamanda daha güzelmiş. Ay tepelerinde parlıyor, yıldızlar etrafa ışık saçıyormuş.
Bulutun üzerinde ilerlerken Lina kendisini çok huzurlu hissetmiş.
“Burası çok güzel,” demiş.
“Daha yolculuğumuzun başındayız,” diye cevap vermiş bulut.
Bir süre sonra karşılarına rengârenk ışıklardan oluşan bir yol çıkmış. Yolun her iki tarafında minicik yıldızlar sıralanmış.
“Burası ne?”
“Rüya Yolu.”
Lina şaşkınlıkla etrafa bakmış.
Rüya Yolu’nun sonunda büyük bir kapı varmış. Kapının üzerinde altın harflerle “Tatlı Rüyalar Bahçesi” yazıyormuş.
Bulut kapıya yaklaşınca kapı kendiliğinden açılmış.
İçeride birbirinden güzel şeyler varmış.
Uçan balonlar, konuşan oyuncaklar, gökyüzünde dans eden kelebekler ve yumuşacık çiçekler…
Lina hayranlıkla etrafına bakmış.
“Burası gerçekten rüya gibi.”
“Çünkü burası rüyaların hazırlandığı yer,” demiş bulut.
Lina’nın karşısına küçük bir tavşan çıkmış.
Tavşanın elinde parlak bir fener varmış.
“Merhaba,” demiş tavşan.
“Merhaba.”
“Senin için bir rüya hazırlıyoruz.”
Lina heyecanlanmış.
“Benim için mi?”
“Evet. Her çocuğun gece uyurken görebileceği güzel bir rüya vardır.”
Tavşan fenerini kaldırmış. Fenerden küçük ışık parçaları çıkmış.
Bir ışık deniz olmuş.
Başka bir ışık rengarenk çiçeklere dönüşmüş.
Bir diğeri uçan balonlara dönüşmüş.
Lina hayranlıkla izlemiş.
“Peki benim rüyam nasıl olacak?”
Tavşan gülümsemiş.
“Bunu sen seçebilirsin.”
Lina biraz düşünmüş.
“Bulutların üzerinde uçmak istiyorum.”
Tavşan hemen çalışmaya başlamış.
Gökyüzünde büyük, yumuşak bulutlar belirmiş.
“Bir de yıldızlarla konuşmak istiyorum.”
Gökyüzünde yüzlerce küçük yıldız ortaya çıkmış.
“Ve ay ışığında yürümek istiyorum.”
Bahçenin ortasında gümüş renkli bir yol oluşmuş.
Lina mutluluktan ellerini çırpmış.
O sırada yanında duran uyku bulutu hafifçe parlamış.
“İşte şimdi güzel bir rüya hazır.”
Lina teşekkür etmek için buluta sarılmış.
“Burada hiç yorulmuyor musunuz?”
Bulut gülümsemiş.
“Biz de bazen dinleniyoruz. Çünkü güzel rüyalar hazırlamak için bizim de huzurlu olmamız gerekiyor.”
Lina bu sözleri duyunca düşünmüş.
“Demek herkesin dinlenmeye ihtiyacı var.”
“Evet,” demiş bulut. “Çocukların, büyüklerin, hayvanların, hatta bulutların bile.”
Sonra yolculuk devam etmiş.
Lina bu kez büyük bir yıldız gölü görmüş. Gölün suyu yerine ışıklarla doluymuş. Üzerinde küçük kayıklar yüzüyormuş.
Bir kayığın içine oturmuş.
Kayık onu sessizce gölün ortasına götürmüş.
Lina gökyüzüne baktığında milyonlarca yıldız görmüş.
Bir yıldız ona doğru yaklaşmış.
“Bugün neden uyumak istemiyordun?” diye sormuş.
Lina biraz utanmış.
“Çünkü günün bitmesini istemiyordum.”
Yıldız gülümsemiş.
“Ama uyumak günün bitmesi değildir.”
“Öyle mi?”
“Hayır. Uyku, yeni güne hazırlanmanın en güzel yoludur.”
Lina yıldızın söylediklerini düşünmüş.
Gerçekten de her sabah uyandığında yeni bir gün başlıyormuş. Yeni oyunlar, yeni kitaplar, yeni resimler ve yeni keşifler onu bekliyormuş.
Bir süre sonra gözleri ağırlaşmaya başlamış.
Esnemiş.
“Sanırım uykum geldi.”
Bulut ona bakıp gülümsemiş.
“Bunu fark etmen çok güzel.”
Lina başını bulutun üzerine yaslamış.
Yumuşaklık o kadar rahatlatıcıymış ki gözlerini açık tutmakta zorlanıyormuş.
“Burada biraz uyuyabilir miyim?”
“Tabii,” demiş bulut. “Ama artık evine dönme zamanın geldi.”
Bulut yavaşça yükselmiş.
Tatlı Rüyalar Bahçesi arkalarında kalmış.
Yıldız gölü küçülmüş.
Rüya Yolu uzaklaşmış.
Lina yol boyunca gözlerini kapatmış.
Bu sırada uyku bulutu onu sessizce evine doğru götürüyormuş.
Lina’nın başı yavaşça yana düşmüş.
Rüyasında yeniden gökyüzüne çıktığını görmüş.
Bulutların arasında uçuyor, yıldızlarla konuşuyor ve ay ışığında dans ediyormuş.
Sonunda evlerinin önüne gelmişler.
Bulut, Lina’yı dikkatlice yatağına bırakmış.
Annesi odaya geldiğinde Lina çoktan uykuya dalmış.
Annesi onun üzerini örtmüş ve alnından öpmüş.
“Tatlı rüyalar güzel kızım,” diye fısıldamış.
Sabah olduğunda Lina gözlerini açmış.
Odasına güneş ışıkları doluyormuş.
Lina yatağından kalkmış ve gece gördüğü rüyayı düşünmüş.
Her şeyi hatırlayamasa da gökyüzündeki yıldızları, yumuşacık bulutları ve ışıklı bahçeyi hatırlıyormuş.
Pencereden dışarı bakmış.
Gökyüzünde küçük beyaz bir bulut varmış.
Lina gülümsemiş.
“Teşekkür ederim,” diye fısıldamış.
Bulut uzaktan hafifçe sallanmış.
O günden sonra Lina’nın uyku zamanı geldiğinde eskisi kadar itiraz etmediği söylenirmiş.
Oyuncaklarını toplar, pijamalarını giyer, dişlerini fırçalar ve yatağına girermiş.
Bazen annesi ona:
“Bugün biraz daha oyun oynamak ister misin?” diye sorarmış.
Lina başını sallayıp:
“Hayır. Belki bu gece yine rüyalar ülkesine giderim,” dermiş.
Bir gece yatağına uzandığında pencereden ay ışığı içeri süzülmüş.
Lina gözlerini kapatmış.
Tam uykuya dalmak üzereyken odasında hafif bir ışık belirmiş.
Pencerenin önünde yine o pofuduk bulut varmış.
“Hazır mısın?” diye sormuş.
Lina gülümsemiş.
“Hazırım.”
O gece uyku bulutu Lina’yı yine yıldızların arasına götürmüş.
Bu kez birlikte renkli balonların olduğu bir gökyüzünde uçmuşlar. Sonra ayın çevresinde dolaşmış, yıldızlarla saklambaç oynamışlar. En sonunda da yumuşacık bir bulutun üzerine uzanıp gökyüzünü seyretmişler.
Lina artık uyumanın sıkıcı bir şey olmadığını anlamış.
Uyku, ona yeni maceraların kapısını açıyormuş.
Her gece yatağına girdiğinde başka bir rüya onu bekliyormuş.
Kimi zaman denizlerin üzerinde uçuyor, kimi zaman rengarenk bir bahçede geziyor, kimi zaman da yıldızlarla sohbet ediyormuş.
Ve her sabah güneş doğduğunda yeni bir güne daha dinç ve mutlu başlıyormuş.
Lina’nın öğrendiği en güzel şey ise şuymuş:
Geceleri dinlenmek, yarının güzelliklerine hazırlanmak demekmiş.
O gece de Lina yumuşacık yastığına başını koymuş.
Pencereden aya bakmış.
“İyi geceler ay.”
Sonra yıldızlara bakmış.
“İyi geceler yıldızlar.”
En son penceresinin kenarında duran uyku bulutuna gülümsemiş.
“İyi geceler, güzel bulut.”
Bulut hafifçe parlamış.
Lina gözlerini kapatmış.
Ve kısa süre içinde tatlı bir uykuya dalmış.
Belki o gece yine rüyalar ülkesine gitmiş.
Belki yıldızlarla konuşmuş.
Belki ay ışığında uçmuş.
Belki de yumuşacık bir bulutun üzerinde bütün gece huzurla uyumuş.
Bunu kimse kesin olarak bilemezmiş.
Ama Lina’nın her sabah yüzünde kocaman bir gülümsemeyle uyandığı kesinmiş.
Çünkü artık biliyormuş ki gece olduğunda gün sona ermiyor.
Gece, güzel rüyaların başladığı yeni bir kapı açıyormuş.
Ve o kapının anahtarı bazen yalnızca gözlerini kapatıp huzurla uyumakmış.
Masal da burada bitmiş.
Gökyüzündeki yıldızlar parlamaya, ay geceleri ışık saçmaya ve yumuşacık bulutlar çocukları tatlı rüyalara taşımaya devam etmiş.
İyi geceler minik yolcu. Rüyaların hep güzel olsun.







