
Uyumak İstemeyen Minik Tavşanın Masalı
Bir varmış, bir yokmuş. uyumak istemeyen bir minik tavşan varmış Uzaklarda, yüksek tepelerin arasındaki küçük ve sevimli bir kasabada, Pofuduk adında minik bir tavşan yaşarmış. Pofuduk, yumuşacık beyaz tüyleri, pembe burnu ve kocaman meraklı gözleriyle çevresindeki herkes tarafından çok sevilirmiş.
Pofuduk’un en sevdiği şey gündüzleri dışarı çıkıp yeni şeyler keşfetmekmiş. Sabahları güneş doğar doğmaz yatağından kalkar, kahvaltısını yapar, ardından annesiyle birlikte evlerinin önündeki çiçekleri sularmış. Öğleden sonraları arkadaşlarıyla oyun oynar, bazen renkli taşları toplar, bazen de küçük tepelerin üzerine çıkıp uzakları seyrederek hayaller kurarmış.
Fakat Pofuduk’un bir alışkanlığı varmış. Akşam olduğunda yatağına girmek istemezmiş.
Her gece annesi ona:
“Artık uyku zamanı geldi Pofuduk,” dermiş.
Pofuduk ise hemen başka bir bahane bulurmuş.
“Biraz daha oynayabilir miyim?”
“Bir sayfa daha kitap okuyabilir miyim?”
“Pencereden yıldızlara biraz daha bakabilir miyim?”
“Henüz hiç uykum gelmedi!”
Annesi gülümseyerek başını sallarmış. Çünkü Pofuduk’un aslında uykusunun geldiğini çok iyi bilirmiş.
Bir akşam güneş gökyüzünde turuncu ve pembe renkler bırakıp yavaşça kaybolurken Pofuduk yine dışarıda oyun oynuyormuş. Gökyüzünün rengi koyulaşmış, kasabanın pencerelerinde küçük ışıklar yanmaya başlamış.
Pofuduk’un annesi kapının önüne çıkmış.
“Pofuduk, eve gelme zamanı,” diye seslenmiş.
Pofuduk çimenlerin üzerinde zıplayarak cevap vermiş:
“Geliyorum anne!”
Ama eve girmek yerine biraz daha oynamaya devam etmiş.
Çünkü Pofuduk’a göre gece henüz başlamamış.
Bir süre sonra gökyüzünde ilk yıldız belirmiş. Ardından ikinci, üçüncü ve dördüncü yıldız da ortaya çıkmış. Ay, tepelerin arkasından yükselmiş ve kasabanın üzerine gümüş renkli bir ışık yaymış.
Pofuduk başını kaldırıp gökyüzüne bakmış.
“Ne kadar güzel,” demiş.
Tam o sırada esen hafif rüzgâr, çiçeklerin yapraklarını sallamış. Pofuduk’un gözleri biraz ağırlaşmış ama bunu kabul etmek istememiş.
“Ben hâlâ uykulu değilim,” diye kendi kendine fısıldamış.
O gece uyumak istemeyen tavşan, annesinin bütün hatırlatmalarına rağmen yatağına gitmemeye karar vermiş.
Sonunda annesi Pofuduk’un elinden tutmuş ve onu eve götürmüş.
Pofuduk pijamalarını giymiş, dişlerini fırçalamış ve yatağına uzanmış. Annesi onun üzerini yumuşak battaniyesiyle örtmüş.
“İyi geceler küçük tavşanım,” demiş.
“İyi geceler anne.”
Annesi odadan çıkmış.
Pofuduk tavana bakmış.
Bir dakika geçmiş.
İki dakika geçmiş.
Sonra Pofuduk yataktan kalkmış.
“Biraz su içebilirim,” demiş.
Mutfağa gidip bir yudum su içmiş. Sonra odasına dönmüş.
Yatağına uzanmış.
Ama bu kez de pencereden dışarıdaki ay ışığını görmüş.
“Acaba ay geceleri ne yapıyor?” diye düşünmüş.
Pencerenin yanına gidip dışarı bakmış. Kasaba sessizmiş. Evlerin ışıkları birer birer sönmüş. Sokaklar boşalmış. Uzaklarda yalnızca cırcır böceklerinin hafif sesi duyuluyormuş.
Pofuduk ilk kez gecenin bu kadar sessiz olduğunu fark etmiş.
Tam pencereden ayrılacağı sırada gökyüzünden küçük, parlak bir ışığın aşağı doğru süzüldüğünü görmüş.
“Bu da ne?”
Işık yavaşça Pofuduk’un evinin önündeki bahçeye inmiş.
Pofuduk merakına yenilmiş. Sessizce kapıyı açıp bahçeye çıkmış.
Bahçenin ortasında minicik, parlayan bir yıldız duruyormuş.
Pofuduk şaşkınlıkla yaklaşmış.
“Sen gökyüzünden mi düştün?”
Yıldız hafifçe parlamış.
“Evet,” demiş ince ve tatlı bir sesle.
Pofuduk’un gözleri büyümüş.
“Yıldızlar konuşabiliyor mu?”
“Yalnızca geceleri,” diye cevap vermiş yıldız.
Pofuduk yıldızın yanına oturmuş.
“Peki neden düştün?”
“Biraz yoruldum,” demiş yıldız. “Bütün gece gökyüzünde parlamak kolay değil.”
Pofuduk bunu duyunca düşünmüş.
“Sen de yoruluyor musun?”
“Tabii ki. Her canlı gibi benim de dinlenmeye ihtiyacım var.”
Pofuduk başını eğmiş.
“Ben hiç yorulmuyorum.”
Yıldız gülümsemiş.
“Emin misin?”
Pofuduk cevap vermeden önce esnemiş.
“Evet… Yani… biraz.”
Yıldız daha parlak bir şekilde ışıldamış.
“Bence sen sandığından daha yorgunsun.”
Pofuduk bunu kabul etmek istememiş.
“Ben daha oyun oynayabilirim.”
“Belki oynayabilirsin,” demiş yıldız. “Ama yarın daha güzel oynayabilmek için bu gece dinlenmen gerekiyor.”
Pofuduk yıldızın sözlerini düşünmeye başlamış.
Yıldız ona gökyüzündeki yaşamdan bahsetmiş. Bazı yıldızların sabaha kadar parladığını, bazı bulutların gece boyunca gökyüzünde yolculuk ettiğini, ayın ise dünyayı sessizce izlediğini anlatmış.
Pofuduk hayranlıkla dinlemiş.
Bir süre sonra gözleri yeniden kapanmaya başlamış.
Bu kez uyumak istemeyen tavşan, esnemesini gizlemeye çalışmamış.
“Sanırım gerçekten biraz yoruldum,” demiş.
Yıldız:
“Uyku, bedeninin sana verdiği küçük bir dinlenme hediyesidir,” diye cevap vermiş.
Pofuduk yatağını düşünmüş.
“Yatağım aslında çok rahat.”
“Öyleyse neden hâlâ buradasın?”
Pofuduk gülmüş.
“Bilmiyorum.”
Tam o sırada annesinin sesi duyulmuş.
“Pofuduk?”
Pofuduk biraz şaşırmış.
Annesi bahçeye çıkmış ve onu görünce gülümsemiş.
“Burada ne yapıyorsun?”
Pofuduk yıldızı göstermiş.
“Bak anne, gökyüzünden bir yıldız düştü!”
Annesi yıldızı görünce şaşırmış ama Pofuduk’un hayal dünyasının ne kadar renkli olduğunu bildiği için onu üzmemiş.
“Belki de sana önemli bir şey söylemeye gelmiştir,” demiş.
Pofuduk annesinin elini tutmuş.
“Anne, yıldız bana dinlenmem gerektiğini söyledi.”
Annesi gülümsemiş.
“Bence yıldız çok akıllı.”
Pofuduk yıldızın yanına dönmüş.
“Peki sen ne zaman gökyüzüne döneceksin?”
“Sen uykuya daldığında,” demiş yıldız.
“Ben uyursam seni kaçırmam.”
“Merak etme. Ben her zaman gökyüzünde olacağım.”
Pofuduk annesiyle birlikte odasına dönmüş.
Bu kez yatağına kendi isteğiyle girmiş. Battaniyesini üzerine çekmiş. Başını yastığına koymuş.
Annesi yatağın kenarına oturup ona küçük bir ninni söylemeye başlamış.
Pofuduk gözlerini kapatmış.
Dışarıdaki rüzgâr yaprakları hafifçe sallıyormuş. Ay ışığı perde arasından odaya süzülüyormuş. Uzaklardan gelen gece sesleri giderek daha sakin duyuluyormuş.
Pofuduk annesine:
“Anne, uyku gerçekten güzelmiş,” demiş.
“Daha uyumadın ki,” diye gülmüş annesi.
“Biliyorum ama yatağımda olmak bile güzel.”
Annesi onun alnından öpmüş.
“İyi geceler Pofuduk.”
“İyi geceler anne.”
Annesi odadan çıktıktan sonra Pofuduk birkaç dakika daha ay ışığını dinlemiş.
Sonra hayalinde yıldızların arasında uçmaya başlamış.
Bir anda kendisini yumuşacık bir bulutun üzerinde bulmuş. Bulut onu gökyüzünde sessizce taşıyormuş. Yanından yıldızlar geçiyor, ay ona gülümsüyor, küçük ışıklar etrafında dans ediyormuş.
Pofuduk bir rüya gördüğünü anlamış ama hiç uyanmak istememiş.
Çünkü rüyası çok huzurluymuş.
Sabah olduğunda güneşin sıcak ışıkları odasına dolmuş. Pofuduk gözlerini açmış ve uzun bir esneme yapmış.
Annesi odaya girmiş.
“Günaydın küçük tavşanım.”
Pofuduk gülümsemiş.
“Günaydın anne.”
“Nasıl uyudun?”
“Çok güzel.”
Pofuduk yataktan kalkmış. Kendisini önceki günlerden çok daha enerjik hissediyormuş.
Kahvaltısını yapmış, ardından dışarı çıkmış. Arkadaşlarıyla oyun oynarken bile daha neşeliymiş.
Bir süre sonra gökyüzüne bakmış.
Yıldız görünmüyormuş çünkü gündüz olmuş.
Ama Pofuduk onun orada bir yerlerde olduğunu biliyormuş.
O günden sonra uyumak istemeyen tavşan eski alışkanlığını yavaş yavaş değiştirmiş.

Akşam güneş batmaya başladığında oyuncaklarını toplamaya başlamış. Dişlerini fırçalamış, pijamalarını giymiş ve annesinin hazırladığı yatağına girmiş.
Bazen yine biraz daha oyun oynamak istiyormuş. Bazen kitabının son sayfasını bitirmek için heyecanlanıyormuş. Ama artık uykunun ertesi gün için ona güç verdiğini biliyormuş.
Bir gece annesi ona:
“Bugün erken yatmak ister misin?” diye sormuş.
Pofuduk gülümsemiş.
“Evet. Belki bu gece yine yıldızları rüyamda görürüm.”
Annesi:
“Belki de görürsün,” demiş.
Pofuduk yatağına uzanmış.
Pencereden aya bakmış.
“İyi geceler yıldız,” diye fısıldamış.
Gökyüzündeki en parlak yıldız sanki ona cevap verir gibi bir kez parlamış.
Pofuduk gözlerini kapatmış.
Bu kez uyumak istemeyen tavşan, uykuya kavuşmayı dört gözle bekliyormuş.
Çünkü artık uyumanın eğlenceli şeylerin sonu olmadığını anlamış. Tam tersine, güzel rüyaların, yeni maceraların ve yepyeni bir günün başlangıcıymış uyku.
O gece Pofuduk, yumuşacık yatağında huzurla uykuya dalmış.
Rüyasında gökyüzünde uçmuş, yıldızlarla konuşmuş, ayın üzerinde zıplamış ve bulutların arasında saklambaç oynamış.
Sabah olduğunda ise yeni bir güne neşeyle başlamış.
Böylece küçük tavşan, her gece yatağına girdiğinde aynı şeyi hatırlamış:
“Bugün dinlenirsem, yarın daha çok oynayabilirim.”
Ve o günden sonra Pofuduk’un odasında her gece tatlı bir sessizlik olurmuş.
Ay pencereden içeri bakar, yıldızlar gökyüzünde ışıldar, Pofuduk ise yumuşacık yatağında huzurla uyurmuş.
Masal da burada bitmiş.
Gökyüzündeki yıldızlar parlamaya, ay ışık saçmaya ve küçük tavşanların tatlı rüyaları hiç bitmemeye devam etmiş.
İyi geceler minik tavşan. Tatlı rüyalar!





