
Örümcek Çocuk Masalı
Örümcek Çocuk‘un Masalına başlıyoruz Bir varmış, bir yokmuş. Uzaklarda, yemyeşil ağaçların ve rengârenk çiçeklerin bulunduğu küçük bir kasabada Mert adında meraklı bir çocuk yaşarmış. Mert, örümcekleri çok severmiş. Onların ağ örmesini izlemekten, küçük canlıların nasıl çalıştığını öğrenmekten büyük keyif alırmış.
Bir sabah Mert, bahçede oynarken çalılıkların arasında parlayan tuhaf bir örümcek ağı görmüş. Ağ, güneş ışığında gümüş gibi parlıyormuş.
Mert dikkatlice yaklaşmış.
Tam o sırada ağın ortasındaki küçük örümcek konuşmaya başlamış:
“Merhaba Mert! Ben Pırıltı. Sana bir sırrım var.”
Mert şaşkınlıkla gözlerini büyütmüş.
“Sen konuşabiliyor musun?”
Pırıltı gülümsemiş.
“Evet. Ama bu sırrı yalnızca yardım etmeyi seven çocuklara anlatabilirim.”
Pırıltı, Mert’e küçük bir örümcek ipliği uzatmış. İplik Mert’in eline dokunduğu anda etrafında rengârenk ışıklar belirmiş.
Bir anda Mert kendisini küçücük hissetmiş!
Artık bir örümcek kadar küçükmüş.
“Ben ne oldum?” diye şaşırmış Mert.
“Artık Örümcek Çocuk oldun!” demiş Pırıltı.
Örümcek Çocuk’un İlk Görevi
Mert ve Pırıltı bahçenin içinde ilerlemeye başlamışlar. Mert, örümceklerin dünyasının ne kadar farklı olduğunu ilk kez görüyormuş.
Çiçeklerin yaprakları kocaman ağaçlar gibi görünüyormuş. Çimenler ise uzun bir orman gibiydi.
Derken uzaktan yardım isteyen bir ses duymuşlar.
“Yardım edin!”
Mert hemen sesin geldiği yere koşmuş.
Küçük bir uğur böceği, iki yaprağın arasında sıkışmış.
“Merak etme, seni kurtaracağız,” demiş Mert.
Pırıltı ona nasıl ağ ipliği oluşturacağını öğretmiş. Mert dikkatlice bir ağ örmüş ve uğur böceğini yaprakların arasından çıkarmış.
Uğur böceği sevinçle kanatlarını açmış.
“Teşekkür ederim Örümcek Çocuk!”
Mert gülümsemiş.
“Birine yardım edebiliyorsam ne mutlu bana.”
Kırılan Köprü
Bir süre sonra küçük hayvanların yaşadığı derenin yanına gelmişler. Hayvanların karşıya geçmek için kullandığı ince dal köprüsü yağmurdan dolayı kırılmış.
Tavşanlar, sincaplar ve kirpiler karşıya geçemiyormuş.
Mert hemen düşünmeye başlamış.
“Pırıltı, ağ ipliğini kullanabilir miyiz?”
“Tabii!” demiş örümcek.
Mert ve Pırıltı birlikte çalışarak derenin iki tarafı arasında güçlü bir ağ köprüsü örmüşler.
Önce küçük bir sincap geçmiş.
Sonra tavşanlar…
Ardından kirpiler…
Herkes güvenle karşıya ulaşmış.
Hayvanlar Mert’i alkışlamış.
Mert o anda çok önemli bir şey anlamış:
Büyük işler yapmak için büyük olmak gerekmiyormuş.

Örümcek Çocuk’un Eve Dönüşü
Güneş yavaş yavaş batmaya başlamış. Pırıltı, Mert’e bakarak:
“Artık eve dönme zamanı,” demiş.
Mert biraz üzülmüş.
“Seninle tekrar görüşebilecek miyim?”
Pırıltı gülümsemiş.
“İyilik yaptığın sürece beni her zaman hatırlayacaksın.”
Pırıltı, Mert’in eline küçük bir ağ ipliği dokundurmuş.
Bir anda rengârenk ışıklar yeniden ortaya çıkmış.
Mert gözlerini açtığında kendisini bahçede bulmuş. Her şey eskisi gibiymiş.
Gökyüzünde yıldızlar parlıyormuş.
Mert yatağına uzanırken pencereden dışarı bakmış. Bahçedeki çiçeklerin arasında küçük bir örümcek ağı parlıyormuş.
Mert gülümsemiş.
“İyi geceler Pırıltı.”
O günden sonra Mert, karşılaştığı herkese yardım etmeye başlamış. Çünkü Örümcek Çocuk ona çok değerli bir ders öğretmişti:
İyilik yapmak için süper güçlere ihtiyacımız yoktur. Sevgi dolu bir kalp ve yardım etmek isteyen iki küçük el yeterlidir.
Ve Mert’in macerası, yıldızların altında mutlu bir şekilde devam etmiş.
Masalın sonu.




