Pembe Ayakkabı Masalı

Pembe Ayakkabı Masalı
Pembe Ayakkabının Masalı İyi Dinlemeler , İyi okumalar , Bir varmış, bir yokmuş… Renklerin gökyüzünde dans ettiği, çiçeklerin şarkılar söylediği Masal Bahçesi adında büyülü bir ülke varmış. Bu ülkede Ela adında, iyi kalpli ve meraklı bir kız yaşarmış. Ela’nın en büyük hayali, kendisini maceralara götürecek sihirli bir ayakkabıya sahip olmakmış.
Bir sabah bahçedeki güllerin arasında yürürken, parıldayan küçük bir kutu görmüş. Kutuyu açtığında içinden ışıl ışıl parlayan pembe ayakkabılar çıkmış. Ayakkabıların üzerinde minik kelebek desenleri ve yıldız gibi parlayan taşlar varmış.
Kutunun içindeki notta şöyle yazıyormuş:
“Bu ayakkabılar yalnızca iyilik yapanların kalbini dinler. Ne kadar çok iyilik yaparsan, seni o kadar güzel yerlere götürür.”
Ela heyecanla ayakkabılarını giymiş.
İlk Yolculuk
Ayakkabılar hafifçe parlamaya başlamış. Bir anda Ela’nın ayakları kendi kendine yürümüş ve onu ormanın derinliklerine götürmüş.
Orada kanadı incinmiş minik bir kelebek ağlıyormuş.
“Uçamıyorum.” demiş kelebek.
Ela dikkatlice kelebeği eline almış, yumuşacık yapraklardan küçük bir yatak hazırlamış ve ona çiçek özü getirmiş. Birkaç gün sonra kelebeğin kanadı iyileşmiş.
Tam o anda pembe ayakkabılar yeniden ışıldamış.
“İlk iyiliğini yaptın.” diye fısıldamışlar.
Gülümseyen Çiçekler Vadisi
Ayakkabılar Ela’yı bu kez rengârenk çiçeklerle dolu bir vadiye götürmüş.
Fakat bütün çiçekler başlarını eğmiş.
“Neden üzgünsünüz?” diye sormuş Ela.
En yaşlı papatya cevap vermiş.
“Günlerdir yağmur yağmadı.”
Ela dere kenarına giderek küçük kanallar açmış. Sincaplar ona yardım etmiş, tavşanlar toprak taşımış, kirpiler taşları dizmiş.
Kısa süre sonra su bütün çiçeklere ulaşmış.
Vadide binlerce çiçek aynı anda açmış.
Pembe ayakkabılar biraz daha parlamış.
Kayıp Yıldız
O gece gökyüzünden küçük bir yıldız düşmüş.
Minik yıldız ağlayarak:
“Evimi bulamıyorum.”
demiş.
Ela yıldızı sırt çantasına koymuş.
Pembe ayakkabılar onu en yüksek tepeye çıkarmış.
Baykuş, ateş böcekleri ve kuşlar birlikte gökyüzüne uzanan parlak bir yol hazırlamışlar.
Yıldız yerine dönmeden önce:
“Kalbin gerçekten çok güzel.” demiş.
Gökyüzüne çıktığında bütün yıldızlar daha parlak ışıldamaya başlamış.
Ayakkabıların Gerçek Sırrı
Bir gün ayakkabılar Ela’yı gökkuşağının sonundaki Kristal Şato’ya götürmüş.
Şatonun kapısında yaşlı bir peri bekliyormuş.
“Geldiğini biliyordum.” demiş.
Ela şaşkınlıkla sormuş:
“Bu ayakkabılar gerçekten sihirli mi?”
Peri gülümsemiş.
“Asıl sihir ayakkabılarda değil. Senin kalbinde.”
Ela bunu duyunca çok mutlu olmuş.
“Ben sadece yardım etmeyi seviyorum.”
Peri başını sallamış.
“İşte gerçek sihir budur. İyilik yapan insanların yolu her zaman aydınlıktır.”

Büyük Şenlik
Masal Bahçesi’nde büyük bir kutlama düzenlenmiş.
Kelebekler rengârenk dans etmiş.
Kuşlar en güzel şarkılarını söylemiş.
Tavşanlar havuçlu kek hazırlamış.
Sincaplar fındık toplamış.
Periler gökyüzüne pembe ışıklar saçmış.
Ela’nın pembe ayakkabıları son kez parlamış ve üzerindeki taşlar gökyüzüne küçük yıldızlar gibi yükselmiş.
Artık sihirlerini tamamlamışlardı.
Ama Ela üzülmemiş.
Çünkü gerçek mutluluğun sihirli ayakkabılarda değil, yardım etmeyi seven bir kalpte olduğunu öğrenmişti.
O günden sonra Masal Bahçesi’nde herkes birbirine yardım etmiş, paylaşmayı ve iyiliği çoğaltmış.
Ve derler ki, bugün bile bir çocuk karşılıksız bir iyilik yaptığında, gökyüzünde küçücük pembe bir yıldız parlar ve Ela’nın sihirli ayakkabıları sessizce gülümser.
Onlar ermiş muradına, biz çıkalım masalın tatlı rüyasına.





