9 yaş ve Üstü Masallar6 Yaş masallar7 Yaş masallar8 Yaş masallarFantastik MasallarMacera Masalları

Gizli Dünyaya Açılan Eski Kitap

Gizli Dünyaya Açılan Eski Kitap

Gizli dünya‘ya açılan Yeni bir masal , Bir varmış, bir yokmuş. Uzaklarda, yüksek tepelerin arasında kurulmuş küçük bir kasabada Deniz adında meraklı bir çocuk yaşarmış. Deniz on bir yaşındaymış ve kitap okumayı çok severmiş. Fakat onun kitap sevgisi diğer çocuklardan biraz farklıymış. Deniz yalnızca hikâyeleri okumaz, kitapların arasında saklanan gizli anlamları ve eski haritaları da araştırırmış.

Evlerinin yakınında yıllardır kullanılmayan eski bir kütüphane varmış. Kütüphanenin kapıları çoğu zaman kapalı olurmuş. Kasaba halkı buranın çok eski olduğunu ve içindeki kitapların yıllardır kimse tarafından okunmadığını söylermiş.

Deniz ise bu kütüphaneyi her gördüğünde meraklanırmış.

Bir sonbahar günü, yağmurdan kaçarken kütüphanenin kapısının açık olduğunu fark etmiş.

“Bu çok garip,” diye düşünmüş.

İçeri girdiğinde eski kitapların ve ahşap rafların arasında kaybolmuş. Tavandan sarkan küçük lambalar loş bir ışık veriyor, rafların üzerindeki tozlar havada uçuşuyormuş.

Deniz rafları tek tek incelemeye başlamış.

Masallar…

Eski macera kitapları…

Büyücülük kitapları…

Harita kitapları…

Derken en üst rafta, diğerlerinden çok daha eski görünen büyük bir kitap fark etmiş.

Kitabın kapağı koyu kahverengiymiş. Üzerinde altın renkli bir anahtar sembolü bulunuyormuş.

Deniz kitabı almak için küçük bir sandalyenin üzerine çıkmış.

Kitabı eline aldığı anda kütüphanenin bütün lambaları bir anlığına sönmüş.

Sonra yeniden yanmış.

Deniz şaşkınlıkla kitaba bakmış.

Kitabın kapağındaki anahtar sembolü parlıyormuş.

Kitabı açtığında ilk sayfada yalnızca şu cümle yazıyormuş:

“Bu kitabı bulan kişi, henüz keşfedilmemiş bir dünyanın kapısını açacaktır.”

Deniz’in kalbi heyecanla çarpmaya başlamış.

Sayfaları çevirmiş.

İkinci sayfada büyük bir harita bulunuyormuş. Haritada dağlar, nehirler, uçan adalar ve garip yaratıkların resimleri varmış.

Haritanın tam ortasında ise büyük bir kapı çizilmiş.

Kapının altında şu sözler yazıyormuş:

“Doğru zamanı bekle.”

Deniz kitabı kapatmış.

“Herhalde eski bir masal,” diye düşünmüş.

Tam kitabı rafa geri koyacakken dışarıda gök gürlemiş.

Kütüphanenin duvarındaki eski saat bir anda çalışmaya başlamış.

Tik…

Tak…

Tik…

Tak…

Saat tam gece yarısını gösterdiğinde kitabın sayfaları kendi kendine çevrilmeye başlamış.

Deniz korkuyla birkaç adım geriye çekilmiş.

Kitabın ortasındaki sayfada bir ışık belirmiş.

Işık büyümüş, büyümüş ve sonunda odanın ortasında küçük bir kapıya dönüşmüş.

Deniz nefesini tutarak kapıya yaklaşmış.

Kapının üzerinde aynı anahtar sembolü varmış.

Deniz elini sembole dokundurduğu anda kapı açılmış.

Arkasında ise yıldızlarla dolu bambaşka bir gökyüzü görünmüş.

Deniz’in karşısında gerçekten bir gizli dünya uzanıyormuş.

Gökyüzünde iki ay varmış.

Bulutların arasında devasa kayalık adalar süzülüyor, şelaleler gökyüzünden aşağı doğru akıyormuş. Uzaklarda kristal kuleler parlıyor, rengârenk kuşlar havada daireler çiziyormuş.

Deniz hayranlıkla:

“Burada ne kadar çok şey var!” demiş.

Tam o sırada çalılıkların arasından küçük bir yaratık çıkmış.

Yaratık tilkiye benziyormuş ama kuyruğunun ucunda küçük bir yıldız varmış.

“Sen kimsin?” diye sormuş Deniz.

Yaratık gülümsemiş.

“Ben Lumo. Sen de kitabın seçtiği çocuksun.”

Deniz şaşırmış.

“Kitabın seçtiği çocuk mu?”

Lumo başını sallamış.

“Yıllardır seni bekliyorduk.”

“Neden?”

Lumo’nun yüzündeki gülümseme kaybolmuş.

“Çünkü dünyamızın ışığı sönmek üzere.”

Deniz gökyüzüne bakmış.

Gerçekten de iki aydan biri oldukça solukmuş.

Lumo anlatmaya başlamış:

“Eskiden bu topraklarda Işık Ağacı varmış. Ağacın ışığı bütün krallığı aydınlatırmış. Fakat Kara Gölge ortaya çıktığında ağacın kalbindeki ışık taşı kaybolmuş.”

Deniz:

“Taşı bulursak ışık geri gelir mi?”

“Belki.”

“Öyleyse bulalım.”

Lumo şaşkınlıkla Deniz’e bakmış.

“Hiç korkmuyor musun?”

Deniz gülümsemiş.

“Korkuyorum. Ama seni yalnız bırakırsam daha çok korkarım.”

Böylece ikisi birlikte yola çıkmış.

İlk olarak Fısıldayan Vadisi’ne gitmeleri gerekiyormuş. Eski kitapta, ışık taşının yerini gösteren bir ipucunun burada saklandığı yazıyormuş.

Yol boyunca birbirinden ilginç şeyler görmüşler.

Ağaçların dallarında minik evler bulunuyormuş. Bu evlerde kanatlı insanlar yaşıyormuş. Nehirlerde gümüş pullu balıklar yüzüyor, gökyüzünde dev kelebekler uçuyormuş.

Bir süre sonra büyük bir vadiye ulaşmışlar.

Vadinin içine girdikleri anda garip sesler duymaya başlamışlar.

“Buraya gel…”

“Yolunu kaybettin…”

“Artık geri dönemezsin…”

Deniz etrafına bakmış.

“Kim konuşuyor?”

Lumo:

“Vadinin kendisi.”

Sesler giderek yükselmiş.

Deniz gözlerini kapatmış ve derin bir nefes almış.

“Biz doğru yolu bulacağız.”

O anda sesler kesilmiş.

Vadinin ortasında küçük bir taş belirmiş.

Taşın üzerinde altın renkli bir ok işareti varmış.

Oku takip ederek vadiden çıkmışlar.

Karşılarına büyük bir göl çıkmış.

Gölün üzerinde hiç dalga yokmuş.

Lumo:

“Burası Sessiz Göl. Burada dikkatli olmalıyız.”

Deniz gölün kenarında eski bir tekne görmüş.

Tekneye binmişler.

Gölün ortasına geldiklerinde suyun altından büyük bir ışık yükselmiş.

Deniz eğilip suya baktığında aşağıda devasa bir saray gördü.

“Suyun altında bir saray var!”

Lumo heyecanla:

“Belki de cevap oradadır.”

Tekne bir anda durmuş.

Gölün ortasında suyun üzerine taşlardan oluşan bir yol çıkmış.

Deniz ve Lumo taşların üzerinden yürüyerek suyun altındaki saraya ulaşmışlar.

Sarayın kapısında yaşlı bir kaplumbağa onları bekliyormuş.

“Yıllardır bir insan çocuğunun gelmesini bekliyordum,” demiş.

Deniz:

“Işık taşını arıyoruz.”

Kaplumbağa başını sallamış.

“Taşın yerini biliyorum. Ama onu bulmak için önce bir soruya cevap vermelisin.”

Deniz hazır olduğunu söylemiş.

Kaplumbağa sormuş:

“Bir şeyi güçlü yapan nedir? Büyüklüğü mü, gücü mü, yoksa başka bir şey mi?”

Deniz bir süre düşünmüş.

“Belki de başkalarına yardım etmek için kullandığı güçtür.”

Kaplumbağa gülümsemiş.

“Doğru cevap.”

Sarayın kapıları açılmış.

İçeride büyük bir kristal oda varmış.

Odanın ortasında ise ışık taşı duruyormuş.

Deniz taşı almak üzereyken duvarlardan siyah bir duman yükselmeye başlamış.

Kara Gölge ortaya çıkmış.

“Taşı bana bırak!”

Deniz geri çekilmiş.

“Hayır!”

Gölge büyümüş.

“Sen küçük bir çocuksun. Bana karşı ne yapabilirsin?”

Deniz biraz korkmuş.

Fakat Lumo onun yanında durmuş.

“Yalnız değilsin,” demiş.

Deniz arkadaşına bakmış.

Sonra elindeki eski kitaba bakmış.

Kitabın sayfaları kendi kendine açılmış.

Bir cümle parlamış:

“Gerçek cesaret, korkuya rağmen doğru olanı seçmektir.”

Deniz kitabı sıkıca tutmuş.

“Ben senden korkuyorum. Ama yine de geri dönmeyeceğim.”

Bu sözleri söylediği anda kitap büyük bir ışık saçmış.

Kara Gölge geri çekilmiş.

Deniz ışık taşını eline almış.

Taşın ışığı bütün sarayı doldurmuş.

Sonra ışık suyun içinden gökyüzüne yükselmiş.

Krallığın her tarafında karanlık kaybolmaya başlamış.

Işık Ağacı yeniden parlamış.

İki ayın da ışığı güçlenmiş.

Gökyüzündeki adalar yeniden renklenmiş.

Kara Gölge ise ışığın içinde eriyerek yok olmuş.

Lumo sevinçle Deniz’e sarılmış.

“Başardık!”

Deniz gülümsemiş.

“Birlikte başardık.”

Krallığın bütün sakinleri onları karşılamak için toplanmış.

Kanatlı insanlar, konuşan hayvanlar, küçük büyücüler ve gökyüzünde yaşayan kuşlar büyük bir kutlama yapmış.

Işık Ağacı’nın altında Deniz’e altın renkli küçük bir anahtar verilmiş.

Gizli Dünyaya Açılan Eski Kitap

Lumo:

“Bu anahtar sana ait.”

Deniz anahtarı eline almış.

“Ne işe yarıyor?”

Lumo:

“Kitabın seni yeniden çağırdığı zaman anlayacaksın.”

Deniz şaşkınlıkla eski kitaba bakmış.

Artık eve dönme zamanı gelmiş.

Kitap yeniden açılmış ve içinden bir ışık yolu çıkmış.

Deniz Lumo’ya veda etmiş.

“Yine görüşeceğiz.”

Lumo:

“Bundan emin olabilirsin.”

Deniz ışığın içinden geçtiğinde kendisini yeniden eski kütüphanede bulmuş.

Saat hâlâ gece yarısını gösteriyormuş.

Sanki yalnızca birkaç dakika geçmiş gibiydi.

Deniz kitabı kapatıp yerine koymuş.

Tam kütüphaneden çıkacağı sırada kitabın kapağındaki altın anahtar yeniden parlamış.

Deniz gülümsedi.

Çünkü artık kitabın sıradan bir kitap olmadığını biliyordu.

Eve döndüğünde yatağına uzandı ve yaşadıklarını düşünmeye başladı.

Ertesi sabah uyandığında masasının üzerinde küçük bir şey gördü.

Altın anahtar.

Demek ki her şey gerçekti.

Deniz anahtarı avucuna aldı.

O sırada penceresinin önünde küçük bir yıldız belirdi.

Yıldız havada süzülerek eski bir harita şekline dönüştü.

Haritanın üzerinde daha önce görmediği bir yer işaretlenmişti.

“Bulutlar Ülkesi.”

Deniz’in gözleri parladı.

Anlaşılan macerası henüz bitmemişti.

O günden sonra Deniz eski kitabı saklamaya devam etti. Kitap her gece açılmıyor, her sayfasını çevirdiğinde yeni bir sır göstermiyordu. Çünkü kitap yalnızca gerçekten ihtiyaç olduğunda yolunu açıyordu.

Deniz zamanla önemli bir şey öğrenmişti.

Bir kitabın sayfaları yalnızca kelimelerden oluşmazdı. Bazen bir kitap, insanın hayal gücüne açılan bir kapı olabilirdi.

Ve bazı maceralar, yalnızca cesur olanların görebileceği yerlerde saklanırdı.

Deniz artık ne zaman eski kitabı eline alsa, ilk gün gördüğü cümleyi hatırlıyordu:

“Bu kitabı bulan kişi, henüz keşfedilmemiş bir dünyanın kapısını açacaktır.”

O ise artık biliyordu ki gizli dünya, yalnızca uzaklarda bulunan büyülü bir yer değildi. Dostluk, cesaret, merak ve iyilik olduğu sürece insanın hayalinde her zaman yeni bir dünya kurulabilirdi.

Ve eski kitap, kütüphanenin en üst rafında sessizce durmaya devam etti.

Ta ki başka bir meraklı çocuk onu bulana kadar…

Masal da burada sona erdi.

Ama kitabın sayfaları hâlâ hafifçe kıpırdıyordu.

Belki de yeni bir maceranın zamanı çok yakındı.

 

Deniz, o gece yaşadıklarını düşünürken kitabın sayfalarında yeni bir harita belirdiğini fark etti. Haritanın üzerinde daha önce görmediği uzak bir ada işaretlenmişti. Adanın çevresinde uçan gemiler, ışıldayan dağlar ve küçük yıldız sembolleri vardı. Deniz bunun yeni bir maceranın başlangıcı olduğunu anladı. Ancak bu kez gizli dünya onu yalnızca bir görev için çağırmıyordu. Kitabın sayfalarında, gizli dünya sakinlerinin yardıma ihtiyacı olduğunu anlatan kısa bir mesaj vardı. Deniz sabahı beklemeye karar verdi. Çünkü gizli dünya hakkında daha fazla şey öğrenmeden yola çıkmak istemiyordu. Böylece kitabı dikkatlice kapattı ve yeni macerası için hazırlanmaya başladı.

Alpagu

Merhaba sevgili okurlar! 🌟 Masahane'de çocukların hayal dünyasını geliştiren, eğitici ve eğlenceli masalları sizlerle buluşturuyoruz. Bu masal da dostluk, cesaret ve güzel değerleri çocuklara keyifli bir şekilde anlatmak amacıyla hazırlanmıştır. Daha fazla masal ve hikâye için sitemizi takip etmeyi unutmayın. İyi okumalar! 📚✨

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu