Keloğlan ve Yardımsever Karınca

Keloğlan ve Yardımsever Karınca
Keloğlan ve yardım sever karınca , iyiliği ve cesaretiyle her zaman doğru olanı seçen sevilen bir Anadolu kahramanıdır., bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, yeşil tepelerin arasında küçük bir köy varmış. Bu köyde herkesin sevdiği, iyi kalpli ve yardımsever bir genç olan Keloğlan yaşarmış. Keloğlan’ın en büyük özelliği, karşısına çıkan herkese yardım etmeye çalışmasıymış. İnsan olsun, hayvan olsun ya da küçücük bir böcek olsun, onun gözünde herkes değerliymiş.
Bir sabah erkenden sepetini alıp ormana odun toplamaya gitmiş. Güneş ağaçların arasından tatlı tatlı süzülüyor, kuşlar cıvıldıyor, kelebekler rengârenk çiçeklerin üzerinde uçuşuyormuş. Keloğlan yürürken yerde telaşla çalışan küçücük bir karınca dikkatini çekmiş.
Karınca, kendisinden kat kat büyük bir buğday tanesini yuvasına götürmeye çalışıyormuş. Defalarca düşüyor ama hiç vazgeçmiyormuş.
Keloğlan eğilip gülümsemiş.
“Merhaba minik dostum. Bu yük sana çok ağır gelmiyor mu?”
Karınca başını kaldırıp gülümsemiş.
“Biraz ağır ama çalışmadan kışa hazırlanamayız. Biz karıncalar birlikte çalışmayı severiz.”
Keloğlan karıncanın azmine hayran kalmış. Buğday tanesini dikkatlice alıp karınca yuvasının girişine kadar taşımış. O anda onlarca karınca dışarı çıkmış ve hep birlikte taneyi içeri götürmüş.
Karıncaların başı olan yaşlı karınca teşekkür ederek,
“İyiliğini asla unutmayacağız Keloğlan. Gün gelir bizim de sana yardımımız dokunur.” demiş.
Keloğlan ise sadece gülümsemiş.
“İyilik karşılık beklemek için yapılmaz.”
Beklenmedik Bir Fırtına
Aradan birkaç gün geçmiş. Keloğlan yine ormana gitmiş. Tam odunlarını topladığı sırada gökyüzü kararmaya başlamış. Şiddetli bir rüzgâr çıkmış, ardından yağmur başlamış.
Yağmur öylesine kuvvetliymiş ki ormandaki patikalar çamur olmuş. Keloğlan hangi yoldan geldiğini bir türlü hatırlayamamış.
Bir ağacın altına sığınarak düşünmeye başlamış.
“Acaba köye nasıl döneceğim?”
Tam o sırada toprağın üzerinde uzun bir karınca sırası belirmiş. En önde ise yardım ettiği o küçük karınca varmış.
“Merak etme Keloğlan.” demiş karınca.
“Seni güvenli yola götüreceğiz.”
Küçük Dostların Büyük Yardımı
Karıncalar tek sıra hâlinde yürüyerek Keloğlan’a yolu göstermeye başlamış. Çamurlu yerlere geldiklerinde farklı yönlere sapıyor, güvenli patikayı buluyorlarmış.
Bir süre sonra karşılarına devrilmiş büyük bir ağaç çıkmış.
Keloğlan ağacı aşarken ayağı kaymış.
Tam düşecekken ağacın yanındaki sarmaşığa tutunmuş.
Karınca,
“Sağ taraftan ilerle. Orası daha güvenli.” diye seslenmiş.
Keloğlan onların söylediklerini dinleyerek yoluna devam etmiş.
Bir saat kadar sonra köyün girişine ulaşmış.
Köylüler onu görünce çok sevinmiş.
“Keloğlan sonunda döndü!”
Keloğlan ise minik dostlarına teşekkür etmiş.
“Eğer siz olmasaydınız belki de hâlâ ormanda kaybolmuş olurdum.”
Karınca gülümseyerek cevap vermiş.
“Sen de bize yardım etmeseydin, biz de bugün sana yardım edemezdik.”
İyiliğin Karşılığı
O günden sonra Keloğlan, ormanda yürürken hiçbir canlıyı görmezden gelmemiş. Susayan kuşlara su bırakmış, yuvası bozulan tavşana yardım etmiş, kırılan dalların altında kalan kirpiyi kurtarmış.
Karıncalar da her yıl hasat zamanı Keloğlan’ın tarlasındaki zararlı böcekleri temizleyerek ona yardım etmişler.
Köy halkı bu dostluğu görünce birbirlerine daha çok yardım etmeye başlamış.
Çünkü herkes anlamış ki bazen en büyük iyilikler, en küçük dostlardan gelebilir.
Keloğlan da o günden sonra çocuklara hep şu sözü söyler olmuş:
“Bir karıncayı bile küçümsemeyin. Küçük bir iyilik, gün gelir kocaman bir mutluluk olarak size geri döner.”
Ve Keloğlan ile yardımsever karıncalar, dostluk içinde uzun yıllar mutlu yaşamışlar.
Onlar ermiş muradına, biz çıkalım masal diyarına.

Masaldan Çıkarılacak Ders
Keloğlan ve Yardımsever Karınca, çocuklara yardımlaşmanın, çalışkanlığın, sabrın ve iyiliğin önemini anlatır. Kim olursa olsun, en küçük canlının bile büyük bir değeri vardır. Yapılan her iyilik, bir gün mutlaka farklı bir şekilde insana geri döner.




