Yaramaz Kuzu ve Kayıp Çan

Yaramaz Kuzu ve Kayıp Çan
Yaramaz kuzu, yemyeşil tepelerin arasında annesi ve diğer koyunlarla birlikte yaşayan sevimli bir kuzu yavrusuydu. Oyun oynamayı çok sever, yerinde duramazdı. Bu yüzden herkes ona “Yaramaz Kuzu” dermiş.
Bir sabah sürü otlarken Kuzu, rengârenk bir kelebeğin peşine takılmış. Kelebek o kadar güzelmiş ki gözlerini ondan alamıyormuş. Zıplaya zıplaya kelebeği takip ederken sürüden uzaklaştığını fark etmemiş.
Kelebeğin Peşinde
Kelebek bir çiçeğe konmuş, sonra başka bir çiçeğe uçmuş. Yaramaz Kuzu da heyecanla onun arkasından gitmiş. Bir süre sonra etrafına bakmış ve annesini görememiş.
“Anneee!” diye seslenmiş.
Ama cevap veren olmamış.
Küçük kuzu korkmaya başlamış. O sırada yakındaki ağacın üzerinde yaşayan bilge baykuş onu görmüş.
“Ne oldu küçük kuzu?” diye sormuş.
“Sanırım kayboldum,” demiş Yaramaz Kuzu üzgün bir sesle.
Baykuş gülümseyerek, “Paniğe kapılma. Önce sakin olmalısın,” demiş.
Kayıp Çanın Sesi
Kuzu derin bir nefes almış ve çevresini dikkatlice dinlemeye başlamış. Birden uzaktan gelen tanıdık bir ses duymuş.
“Çın… Çın… Çın…”
Bu ses, sürünün önünde yürüyen yaşlı koyunun boynundaki çanın sesiymiş.

Eve Dönüş
Baykuş, “İşte aradığın ses o,” demiş.
Kuzu çanın geldiği yöne doğru koşmaya başlamış. Bir süre sonra annesini ve tüm sürüyü görmüş. Annesi onu görünce çok sevinmiş.
“Bir daha haber vermeden uzaklara gitme,” demiş annesi sevgiyle.
Kuzu başını eğmiş.
“Haklısın anne. Bundan sonra daha dikkatli olacağım,” demiş.
O günden sonra Yaramaz Kuzu merak etmeyi bırakmamış ama sürüden çok uzaklaşmamayı öğrenmiş. Böylece hem yeni şeyler keşfetmiş hem de güvende kalmış.
Masalın Öğüdü: Merak etmek güzeldir, ancak büyüklerin sözlerini dinlemek ve dikkatli davranmak her zaman daha güvenlidir.




